Sportif rekorlarda sınıra mı yaklaşılıyor?

İnsan cinsinin fizyolojik sınırlarına birçok spor dalında 2027 yılında ulaşılmış olacak

Londra 2012 Olimpiyatı başladı. Binlerce sporcu kendi dallarında ilk üçe girmek için müthiş bir çaba gösterecek. Peki, bugüne dek çeşitli yenilik, çalışma ve teknikle iyileştirilerek birçok dalda yeni rekora ulaşıldı da, acaba gelinebilecek bir rekor limiti yok mu?

2008 Pekin Olimpiyatı’nda atletizmde erkekler kategorisinde 24 dalın 10’unda olimpiyat rekoruna tanık olduk. Ama kimi dallardaki rekorlar çoktan 10 yılları aşan bir eskimeye sahip. Örneğin en eskide kalan rekor, erkekler uzun atlamada olimpiyat rekoru 1968 Mexico’da kalmış. Yüksek atlamada, 1996’dan beri kırılamadı. 400 metrede Michael Johnson olimpiyat rekoru kırdığında 1996 idi yine. Gülle atmada olimpiyat rekoru Berlin Duvarı yıkılmadan önce 1988 Seul’deki olimpiyatta idi. Hem de bir ‘Doğu Alman’a aitti. Atletizmde Pekin olimpiyatında kadınlarda 23 dalda sadece 7 dalda rekor kırılmış. O kategoride de çok eskilerde kalan onu aşkın rekor var.

ESPN dergisinde bu konu ele alınmış. Dergideki habere göre, Paris’te kurulu bir spor araştırma enstitüsü olan INSEP için yapılan araştırmaya göre, atletik performans giderek sonuna yaklaşıyor. 1896-2007 dönemindeki yarışmalar incelenerek yapılan çalışmaya göre, 1993 sonrasında rekorların iyileştirilmesi süreci yüzde 64’e erişti ve duruldu. Araştırmayı yapan Geoffroy Berthelot’e göre, ‘insan cinsinin’ fizyolojik sınırlarına birçok spor dalında 2027 yılında ulaşılmış olacak.

Öte yandan yüzmede 16 dalda neredeyse tümünde Pekin Olimpiyatlar’ında rekorlar yenilendi. İşte Michael Phelps; 5 bireysel, 3 takım altın madalyasını alırken rekoru da kırdı. Londra Olimpiyatları’nda ise hemen 2 rekor ekleniverdi. Araştırmacılar da rekorların artık daha da ileriye gidemeyeceğine ilişkin olarak tezlerini savunurken, ‘kimi dallarda’ diyerek de bir rezervasyonda bulunuyorlar. İşte istisnalardan biri de, yüzmedeki yeni rekorlar. Bu dalda yenilikçiliğin çok önemli bir katkısı var. İşte yüzücüler; 2000-2009 arasında tam vücut mayo giymeye başlayınca rekorlar gelmeye başladı. Sonra belli kumaşlardan yapılan kıyafetler yasaklandı. Atletlerde de benzer bir iyileşmeye tanık olmuştuk. Yarışmalarda giydikleri kıyafetler ve ayakkabıların yeniliklerle değişmesi rekorlara katkıda bulunmuştu. Bilimsel katkı rekorları iyileştiriyordu. Örneğin uzmanlar, 100 metreyi 9.69’la koşan Usain Bolt’un uygun koşullar sağlanırsa 9.44’le yeni bir rekora koşabileceğini de hesaplıyor.

İşin doğrusu, sınıra doğru geliyorsak eğer, en heyecan verici tarafına da geliyoruz demektir! Azalan ve sınıra gelmiş bir sportif rekorun kırılabilme olasılığı, daha fazla merak ve heyecan yaratacaktır.

Olimpiyat madalyalarının ağırlığı tam 412 gram. Madalyaların içeriği ise aşağıdaki tablodaki gibi. Madalyaların hurda değeri bile son 20 yılın en yüksek değerinde. Altın madalyalardaki altın içeriği ise sanıldığı gibi yüksek değil. İçindeki altın sadece ve sadece 5.5 gram. Altın madalyanın hurda değeri 630 dolar ederken, içinde teneke de bulunan bronz madalya 5 dolardan az değere sahip.
Tabii ki bu madalyaların anlamı, içerdiği değerli metallerle ölçülmüyor. Ama bu manevi değeriyle satmak zorunda kalanlar da var. 1980 olimpiyatlarında buz- hokeyinde altın madalya kazanan takımın üyesi Mark Wells’in madalyası, 2010 yılındaki bir müzayedede tam 310.700 dolara satılmış. Oysa Wells madalyasını, bu müzayededen yıllar önce sağlık harcamalarını karşılamak için 100 bin dolara satmış.