Sulandırılan reform

Oldukça ciddi biçimde ele alınarak yapılması gereken bir reform, kötü bir düzenlemeyle sulandırılıyor.

Cuma yazmıştım, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK), kurumsal yönetim ilkelerinin belirlenmesine ve uygulanmasına dair bir tebliğ, içindeki işleyiş kuralları ve koşullarıyla reformun ruhunu gömüyor.
Bağımsız yönetim kurulu üyeliği zorunluluğunun getirilmesi, halka açık şirketler ve sermaye piyasası için çok önemli bir mikro reform. Ancak bunu yaparken SPK tarafından belirlenen işleyiş mekanizması, özel kesim girişimciliğini öldüren ve de kamu kumandasını egemen kılan bir yapı içeriyor. Şirketler için hangi bağımsız yönetim kurulu üyesinin uygun olacağı tebliğle belirlenirken oldukça katı bir kurallar silsilesi belirlenmiş. Diğer taraftan, en başta belirlenmesi gereken; şirketler ile kamu kesimi arasında çıkar ilişkisi olabileceği ve bunun da önünün alınması gerekirken, bu kesimler dışarıda tutulmamış. Şirketlerle istihdam, sermaye ve ticaret ilişkisinde bulunanlarla bunların üçüncü derece yakınlarına uzanan bir ölçekte hâkim hissedarın önünü kapayan ve güvenmeyen SPK, o şirketleri denetleyen kamu görevlilerinin önünü nedense açık tutmuş, o şirketlere bağımsız yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak sağlamış. 

‘Büyük birader’ 
Bir taraftan şirketler için kurulması gereken komiteler belirlenirken, örneğin ‘denetim komitesi’nin tamamen bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşması gerektiği çizilmiş. ‘De facto’ şöyle bir durum ortaya çıkıyor; kamu denetçilerine, SPK çalışanlarına koltuk tahsisinin yolu açılıyor. Bununla kalmıyor; tebliğde sayılan koşullara uyan adaylara da ayrıca SPK onayı şartı getiriliyor. Son beş yılda şirketle ilişkisi olan özel denetim şirketlerinde çalışanlar (çaycısı bile olsa) bağımsız yönetim kurulu üyesi olamazken, kamu denetçilerine tüm yollar açılmış. SPK’nın baktığı ‘etik penceresi’ böyle.
SPK’nın kurumsal yönetim ilkelerine ilişkin zorunluluk getiren aralık ayındaki bu tebliğ (56 no.lu) o kadar özensiz hazırlanmış ki, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin yerleşik olması şartı yer alıyordu. Daha sonra 11 Şubat tarihinde (57 no’lu tebliğle) bu değiştirildi, en az iki üye olarak belirlenen bağımsız yönetim kurulu üyelerinden birinin yerleşik olması şartına dönüştürüldü.
SPK’nın yaptığı tam olarak; oldukça ciddi biçimde ele alınarak yapılması gereken bir reformu, kötü bir düzenlemeyle sulandırmak olmuştur. Yapılan bu düzenleme ile yapılan iş, sermaye piyasasını geliştirme ve derinleşme, güven sağlama, küçük yatırımcıyı koruma yerine; eski ya da mevcut kamu görevlilerine koltuk açma, şirketlere bir nevi ‘elçi’ atanmasına benzetilebilecek bir kapı açma operasyonuna dönüşmüştür. 

‘Örtülü tavsiye’ dönemi 
Büyük bir şirketin yöneticisi durumu şöyle özetliyor: “Düzenlemenin özünde SPK’nın, üstü kapalı bir şekilde yönetim kurullarına ‘denetim nosyonuna’ sahip bağımsız üyeler atanmasını istediği anlaşılıyor. Son derece piyasa odaklı olduğu iddiasında olan bir başkanın yönettiği kurulun böyle zorlayıcı bir yaklaşım içinde olmasını anlamak gerçekten zor. Üstelik bir de bağımsız adayların SPK tarafından onaylanması da zorunlu hale getirilmiş durumda. SPK’nın, şirketlerin yönetim kuruluna girecek bağımsız yönetim kurulu üye adayları için koyduğu bu onay sürecinin bir süre sonra örtülü bir tavsiye sürecine dönüşmesi ihtimali piyasada yaygın bir şekilde konuşulmaya başlandı bile. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan böylesi devletçi, bürokratik, zorlayıcı bir uygulama SPK Başkanı’nın baştan beri çizdiği portre ile de hiç örtüşmüyor.”
SPK 11 Şubat tarihindeki 57 sayılı tebliğle, bu koltuk tahsisi amaçlı düzenlemeye kendince itibar katmaya da çalıştı: “Yönetim kurulunda en az bir kadın üye bulunur”. Gerçekten de reform, yenileşme yapma çabası var mı? Pek bunun izi yok. SPK’nın 7 kişilik kurul üyeleri arasında bir kadın üye yok. Dört başkan yardımcısı içinde de. Tamam, siyasal iradenin atamaları, yapılacak bir şey yok. Ya peki SPK’nın 12 daire başkanı arasında var mı? Hayır. Yedi erkekten oluşan kurul şirketlere bu konuda bir zorunluluk getirirken, nedense şimdiye dek kendi kurumunda bir kadın daire başkanı atamak aklına gelmemiş.