'Ta-Li' bir karakter olarak TL

Banka, başka ülkelerin paraları (dövizler) ve altın karşılık seçeneğini genişleterek Türk Lirası üzerindeki etkinliğinden vazgeçmiş oluyor.

Son altı ayda olduğu gibi dün bir kez daha gözlemlendi ki; kurumsal olarak Merkez Bankası ve onun karar alıcı Para Politikası Kurulu (PPK) üyeleri temkini elden bırakmayan bir görünüm çizmeye çalışıyorlar. Yüzlerindeki ifadeler ve konuşma içerikleri, yazılı metinler; tüm iletişim, temkinli duruş vermeye dönük. Şimdi, enflasyon tahminindeki varsayımlar içinde yer alan parametrelerdeki olumlu bir gelişmenin bile ıskonto edildiği, görmezden gelindiği anlatılıyor.
Peki neden? Şundan: 2010 Ekim-2011 Ekim döneminde izlenen para politikası o kadar hatalı ve güven azaltıcı idi ki; başta iddialı biçimde analistleri, ekonomistleri ve diğer ekonomik birimleri ikna etmek için anlatılan öykü ve politikalar ile varılan sonuç farklı bir yerde idi. Kredibilite kaybedildi.
2010-2011 döneminde uygulanan ‘deneysel’ para politikasıyla sonuçta elimizde kalan sonuç, yükselen enflasyon oldu. Sonradan, ‘kurda rekabetçilik kazandırdık’ biçiminde tarif edilen kurdaki zıplama, ayıltıcı şok oldu. Gevşek politikaları uygulayan politika yapıcılar, kendi yarattıkları Frankeştayn’dan korktular doğrusu. Ekim ayından bugüne dek, tavanı yükseltilen bir faiz koridorunda oluşmasına izin verilen yüksek bir politika faizi uygulanıyor. Adına ‘esneklik’ denilen, ama döviz kuruna endeksli bir gündelik akışta faiz belirleniyor. Geçmişte bu denli gevşek olmasaydık, bugün bu denli yüksek bir enflasyon ve politika faizine de gerek kalmayacaktı. Belki biz de, diğer ülkelerdeki gibi yavaşlayan ekonomiye koşut olarak faizleri daha da düşük bir yere indiriyor olacaktık. 

‘Esas oğlan’ döviz
Madalyonun diğer yüzünde ise giderek kendi parası olan Türk Lirası’nı kontrol etmekten uzaklaşan bir Merkez Bankası var; yine ‘deneysel’ bir yolda yürümekten vazgeçmiyor. Bankalar TL yükümlülükleri için tutmak zorunda oldukları TL karşılıklar için yeni bir dizi seçeneğe sahipler. Eylül 2011’den itibaren kademeli olarak başlatılan bu uygulama ile bankalar TL olarak yatırmaları gereken zorunlu karşılıkları, döviz ya da altınla da yerine getirebiliyorlar. Bunun da adı ‘esneklik’.
Son durumda, bankalar Merkez Bankası’nda tutmak zorunda oldukları 100 TL’lik karşılığın; 55 TL’lik bölümünü döviz, 25 TL’lik bölümünü altın olarak tutabiliyorlar. TL karşılıkların toplam yüzde 80’lik bölümü TL dışındaki varlıklarla tutulabiliyor. Dünkü Dr. Başçı’nın açıklamalarına bakılırsa Merkez Bankası bu oranları sırasıyla yüzde 60 ve yüzde 30’a çekmeyi planlıyor. Yani toplamda yüzde 90’a. Ayrıca, bunu yaptıktan sonra faiz koridorunun daraltılabileceği de açıklandı. Yani birkaç ay içinde Merkez Bankası bunu uygulamaya soktuğunda, bankalar her 100 TL’lik karşılığın sadece yüzde 10’luk bölümünü TL olarak yatırarak yerine getirebilecekler. Merkez Bankası, kendi bastığı parayı kontrol etmek yerine, başka ülkelerin paraları (dövizler) ve altın karşılık seçeneğini genişleterek Türk Lirası üzerindeki etkinliğinden vazgeçmiş oluyor. Ne için? Döviz rezervlerini güçlendirmek, döviz satın almadan rezerv artışı için. Peki, bu ‘hiçbir yerde uygulanmayan’ yeni deneysel politika, ‘dolarizasyon’ algısını güçlendirmez mi? Öyle ya; Merkez Bankası ille de döviz getirin diyorsa bunun kamuoyundaki yansıması teşvik edici olmaz mı? Bundan kabaca 1 yıl önce TL karşılık olarak Merkez Bankası’nda kabaca 70 milyar TL tutan bankalar, şimdi kabaca 15-16 milyar TL tutuyor. Karşılıklarda döviz ve altının payını yüzde 90’a çıkaracak düzenleme ile bu miktar kabaca 10 milyar TL’ye düşecek. İşte dün ekonomist Türker Hamzaoğlu’nun Dr. Başçı’ya yönelttiği güzel soru da bununla ilgiliydi. Yukarıda özetlenen karşılık düzenlemeleri ile bankaların tutacakları TL karşılık miktarı azaltıldı, para politikasının etkinliği azaltılmış olmadı mı? Başçı, bu sorunun yanıtını vermedi.
Özet şöyle: Döviz almadan ve de kuru arttırmadan rezervi arttır. TL’yi tali kıl. Başkası döviz alırsa TL’yi pahalı ver. Soru da şöyle: Bu öyküdeki esas karakter döviz ise enflasyon beklentileri nereye kadar düşer?