TL'deki değer kaybı neden kullanılmadı?

İhracat için de doğru patika 'kürkçü dükkânına' dönüştür; kurla-faizle oynamayı bırakıp fiyat istikrarını tutturmak.

Ekonominin rekabetçiliği konusu; hükümetlerin reformlara eğilimli olmadığını görüp, sadece ve sadece kur konusuna odaklanan ihracatçı örgütlerinin ve iş çevrelerinin ‘at gözlüğüne’ kurban gitmektedir.

Oysa klasik işletme mantığı içinde; işin bir hasılat boyutu varsa bir de maliyet boyutu vardır. Mal sattığınız ülkede fiyat istikrarı varsa ülkenizdeki enflasyonun yüzde 6-12 arasında seyretmesi sizin için büyük sorundur. İhracatçınız nasıl fiyatlama yapacaktır?

Kur artışı sağlanan dönemler, ihracatçılar için fiyatlama avantajı olan dönemlerdir. Peki, bu avantaj işleyişte yaşam buluyor mu?

Bu sorunun yanıtını arayan Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (Betam) araştırmacısı Dr. Zümrüt İmamoğlu, notun başlığına da taşıdığı gibi şu sonuca varmış: “Kur Değişimleri İhracat Fiyatlarına Yansımıyor”.

Dr. İmamoğlu, 2010 Ekim ayından sonra Merkez Bankası’nın uyguladığı yeni para politikası uygulamasına geçilmeden önce, üretici fiyatları (ÜFE) bazlı reel kur göstergesine göre TL’nin 2003 yılı başına kıyasla reel olarak yüzde 37 değer kazandığını, yeni politikanın uygulandığı Ekim 2011-Ağustos 2011 döneminde ise TL’nin 10 ayda reel olarak yüzde 20 değer kaybettiğini hatırlatıyor.

Çalışmada, Temmuz 2012 itibariyle, TL’deki değer kaybının Ekim 2010’a göre (ağırlıkla reel kurda nominal kurdaki değişimden kaynaklanan) 12 yüzde puan olduğu, bunun da ihracat ve ithalat fiyatlarına ne kadar yansıdığına bakılmış. İhracatçılar ortaya çıkan değer kaybını fiyatlarını aşağı çekme yönünde kullanabilmişler mi?

Yanıt: Hayır.

Dr. Zümrüt İmamoğlu, araştırmanın Türkiye’de ihracat fiyatlarının oldukça katı bir yapıya sahip olduğunu gösterdiğini düşünüyor. TÜİK’in açıkladığı dış ticaret birim değer endeksi baz alınarak yapılan hesaba göre, TL’deki değer kaybı ihracat fiyatlarına hemen hemen hiç yansımadı. Özet olarak nedeni şöyle anlatılıyor: “TL’nin değer kaybettiği dönemde ihracat fiyatları yurt içi üretici fiyatlarındaki artıştan daha hızlı arttı. Diğer bir deyişle ihracatçılarımız kur fırsatını fiyatlarını düşürmek ve uluslararası rekabette üstünlük kazanmak için kullanmadı. Bunun nedeni kısa vadeli fiyat katılıkları veya firma beklentilerinin kurdaki artışın geçici olduğu yönünde oluşmuş olması olabilir.”

Peki, çözüm ne? İmamoğlu, ihracatta fiyat katılığı olmasının, kur istikrarının Türkiye’de ihracat açısından kritik öneme sahip olduğunu gösterdiğini söylüyor. Bunun için de Türkiye’nin, ağırlıklı olarak ticaret yaptığı gelişmiş ülkeler ile arasındaki enflasyon farklarını azaltması Türk Lirası’nın daha istikrarlı bir yapıya ulaşmasına katkıda bulunacak. Öte yandan bir uyarı da politika yapıcılara; bu katılıkları tamamen göz ardı etmeleri halinde reel sektör açısından önemli sıkıntılar ortaya çıkabilecek. Sonuç, ihracat için de doğru patika ‘kürkçü dükkânına’ dönüştür; kurla-faizle oynamayı bırakıp enflasyonu fiyat istikrarı seviyesine getirip orada tutmak.