Uludağ'daki sis

Türkiye geleceği tartışamıyor; çünkü bugün ekonomide tıkanıklık yaratan yapısal sorunları kapının önünde bekliyor.
Uludağ'daki sis

Uludağ Ekonomi Zirvesi nde Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak oturuma katıldı. Fotoğraf: TARIK ÜZGÜN/AA

Türkiye’nin Davos’u olmaya aday toplantıların ilki, cuma ve cumartesi günleri Bursa’da yapıldı. Capital ve Ekonomist dergilerinin düzenlediği ‘Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde, küresel ve yerel geleceği konuşmak için bir başlangıç yapıldı. Konuşmacıların pek azı gelecekten bahsederken çoğunun bugünden konuşması kayda değerdi. Konuşmacılar, kendi sektörleri ve şirketleri özelinde bilgi verirken geleceğe ilişkin olarak bir çeşit ‘sis perdesi’ niteliğindeki bugünkü sorunları daha fazla dile getirdiler.
‘Geleceğe zirveden bakın’ sloganıyla bir araya gelenler, neden daha çok ağırlıkla bugünden bahseden konuşmacılara tanık oldular? Çok temel bir nedeni var: Çözüm bekleyen çok fazla yapısal sorun var. Bir ikincisi, yine bunlarla bağlantılı olarak rekabet gücü kaybı var.
Zirvede, her ikisi de farklı bir fırsatla ve birbirinden habersizce dile getirilen benzer iki yakınmaya tanık oldum.
Her ikisi de artan taşıma maliyetleri ve kaybedilen rekabet gücünü anlatıyordu. Biri Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak tarafından, diğeri ise Unilever CEO’su İzzet Karaca tarafından dile getirildi: Artan taşıma maliyetleri. 

Riskler bizi yönetiyor
Kayseri Sanayi Odası Başkanı Boydak, zirve sırasında SKYTÜRK360’taki programımıza konuk olduğunda, ihracat kanalında kayda değer biçimde artan taşıma maliyetlerine işaret ediyordu. Yurtdışına ihraç edilmek üzere Kayseri’den Mersin’deki limana yapılan taşıma maliyetinin, Mersin’den Çin’e yapılan taşıma maliyetinin yüzde 60-70’ine ulaştığından yakınıyordu. Nedeni çok belli: Türkiye’de akaryakıt üzerindeki aşırı yüksek vergiler, taşıma maliyelerinin uluslararası fiyatların çok üzerinde olmasına yol açıyor. Ayrıca, bir sanayi politikası çerçevesinde düşünülmüş ulaştırma politikası olmaması, taşıma stratejisi kurulmaması.
Uludağ Ekonomi Zirvesi’ndeki bir oturumda konuşan Unilever CEO’su İzzet Karaca da son dönemde taşıma maliyetlerinin önemli ölçüde arttığına işaret ediyordu. Karaca, yıllar önce açtıkları Çorlu’daki dondurma fabrikasından yurdun diğer bölgelerine yapılan mal sevkıyatının, taşıma maliyetlerinin artması nedeniyle yeni kararlar almalarını gerektirdiğini söylüyordu. Karaca, Çorlu’dan Anadolu’nun başka bölgelerine mal dağıtımı yapmak yerine, Anadolu’da ikinci bir fabrika kurmanın daha rasyonel hale geldiğini anlattı.
Biri şirket hissedarı ve oda başkanı, diğeri ise şirket üst yöneticisi; her ikisi de artan taşıma maliyetlerinden bahsediyor. 

Tozlu raftaki reformlar
Türkiye, geleceği tartışamıyor; çünkü bugün ekonomide tıkanıklık yaratan yapısal sorunları kapının önünde bekliyor. Bu sorunlar reformlarla çözülmediği için emtia fiyatlarındaki bir artış maliyetleri hızla arttırıyor. Hele dış kaynak girişindeki bir tıkanma ya da ihracatı arttırma, dış dengeyi toparlama niyetiyle döviz kurunun yukarı doğru sürüklenmesi ile de maliyet artışı ortaya çıkıyor.
Türkiye’de sanayici ve ticaret kesiminin karşı karşıya olduğu akaryakıt ve taşıma maliyeti ABD’nin neredeyse üç katına yaklaşıyor. Çok yalın bir örnek var: ABD’de bir galon benzin fiyatı 3.81 dolar, Türkiye’deki fiyatı ise 9.54 dolar. Yapmadığımız reformların değeri bu günlerde daha fazla ortaya çıkıyor.
Bütçe gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturan Akaryakıt Tüketim Vergisi’ni azaltmak, ancak ve ancak vergi reformunda yol almaktan geçiyor. Ekonominin yüksek büyüdüğü dönemlerde, yani iyi günlerde reformlar yapılabilirdi. Şimdi girdiğimiz yavaşlama döneminde bütçe gelirleri düşecek; hükümet de bu vergilerden vazgeçmek istemeyecek. Reform yine tozlu raflardaki yerini alacak.
Yeni bir zirvede, yine biz paçamızdan sürükleyen yapısal sorunlarımızı tartışacağız. Geride bıraktığımız görece az mesafeyi de destansı biçimde kendi kendimize anlatarak mutlu olacağız.