Yavaşlatılmış tren kazasının son sahnesi

Avrupa Merkez Bankası Yunan bankalarına sağladığı likidite imkânı ELA'yı olduğu gibi koruduğunu açıkladı. Mevduat çekilişi devam edeceğinden, bankalar ödeme yapamayacak. Bu yüzden bugünden itibaren bankalar kapalı kalacak. AB ülkeleri Yunanistan'ı hala 'suyun üstünde' tutmak istiyorsa bu imkânın limitini artıracaklardır. Artırmazlarsa banka tatilini, sermaye kontrolü izleyecek.

Yunanistan krizi son aşamasında ve öyle bir yerde ki herkes perdenin nasıl kapanacağını merak ediyor. Yunanistan, kreditör Troyka’nın, Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) program edimlerine dair koşullarını reddederek masadan kalktı, koşullardan oluşan bu kemer sıkma sürecinin ‘tamam mı, devam mı?’ biçiminde halk oylamasına götürülmesi karar alındı. Bu kararı alamayan ama halka sorma kararı alan Syriza hükümeti ‘hayır’ denilmesini istiyor. Yani ‘daha fazla kemer sıkma tavizi olmasın, kendi yolumuza bakalım’ diyor.

Bundan 4 yıl önce Yunanistan krizinin ilk günlerinde, geleceği iyi gören iktisatçı Prof. Carmen Reinhart “ağır çekimde bir tren kazası” olarak tanımlamıştı bu süreci. Öyle de oluyor.

Yunanistan krizi patlak verdiğinde, bunun olası sonuçlarını ve yansımalarını hesaplamaya başlayanlardan biri de Almanya idi. Almanya Maliye Bakanlığı, Yunanistan’ın euro içinde kalarak mı, yoksa çıkarak mı iflas etmesinin daha iyi olacağının üzerinde kafa yoruyordu. Bugünden dönüp geriye baktığımızda, bunun yönetilen bir süreç olduğu çok berrak biçimde ortaya çıkıyor. Eğer bir ülke ortak parayı terk edecekse bunun hasarının en aza indirgenmesine dair bir süreç yönetimi yapıldığı çok açık.

Bakın nasıl?

2009 ortasında henüz kriz patlak vermeden önce, Yunanistan’ın Avrupa bankalarına olan borcu 253 milyar dolardı. Bu borcun ‘aslan payı’, 76 milyar dolar alacakla Fransa’ya, 38 milyar dolarla Almanya’ya aitti.

2014 sonu itibariyle Yunanistan’ın Avrupa bankalarına olan borcu 32 milyar dolara gerilerken, Fransa ve Almanya’nın alacakları da sırasıyla 1.6 milyar dolar ve 13 milyar dolara gerilemişti.

Peki, ne oldu da Avrupa bankaları Yunanistan’dan alacaklarını azaltabildi?

Basit; Yunanistan 2010 ve 2011’deki iki ayrı mali kurtarma paketi ile AB ve IMF’den toplam 240 milyar euroluk mali yardım aldı, bir bölüm borçlarını ise silerek vadelerini uzatarak yeniledi. Sonuç olarak, Yunanistan giderek AB ve IMF gibi uluslararası çerçeve içindeki kuruluşlardan mali borç almış oldu. Borcun sahibi değişti.

Nitekim Yunanistan’ın en son dış borç durumu da şöyle; Mart ayı itibariyle toplam borç 312 milyar euro, bunun 205 milyar euroluk bölümü AB’nin kurtarma fonu EFSF’ye ve IMF’ye olan borç. 81 milyar euroluk da tahvil borçları var ki bunun dörtte üçü ülke içinde ihraç edilmiş olan tahviller. Bu tahvillerin Yunan bankalarınca Avrupa Merkez Bankası’na teminat olarak verilerek likidite kanalından (ELA) euro borçlandıkları biliniyor.

Sonuç olarak Yunanistan’a verilen özel kesim borcu neredeyse yok. Son 5 yılda tüm borcun alacaklı yapısı değişmiş oldu; Avrupa bankaları alacaklarını kasalarına koyarken, bunu AB ve IMF’nin Yunanistan’a verdiği kurtarma paketleri sağlamış oldu. Kurtarma paketlerine de parayı AB ülkeleri kendi bütçelerinden gönderdi.

Sonuçta, Avrupa liderleri bir ‘tren kazasını’ yavaşlatarak, zaman kazandılar; kendi ülkelerindeki özel kesimin zararlarını, AB kurumlarına kamu alacağı haline getirerek borç transferi yapmış oldular. Zaten 2008-2009 krizinden sonra toparlanamayan bankacılık sistemini bir potansiyel bir Yunanistan batığından kurtarmış oldular. Her kurtarma paketinin ambalajında Yunanistan etiketi olsa da, aslında kurtarılan kendi bankaları ve özel kesim oldu.

Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) üzerinden Yunanistan’a borç olarak verilen fonların kaynağı da AB içindeki ağırlıkları oranında ülken bütçeleri, yani vergi ödeyenleri oldu.

Bugünden sonra Yunanistan’ı bekleyen durum şu; Avrupa Merkez Bankası Yunan bankalarına sağladığı likidite imkânı ELA’yı olduğu gibi koruduğunu açıkladı. Mevduat çekilişi devam edeceğinden, limit de artırılmadığı için bankalar ödeme yapamayacak. Bu yüzden bugünden itibaren Yunan bankaları kapalı kalacak. AB ülkeleri Yunanistan’ı hala ‘suyun üstünde’ tutmak istiyorsa bu imkânın limitini artıracaklardır. Artırmazlarsa banka tatilini, sermaye kontrolü izleyecek. Yurtdışı ödemelere, transferlere, kredi kartı işlemlerine sınır konulacak. Muhtemelen işlemler duracak. Sonunda Yunanistan, kendi parasına; Drahmiye geçmek zorunda kalacak.