Yerleşikler 'siyasal yumuşamayı' bekleyecek

'Orijinal Demokrasi' dışı girişimler ve muhalefetin yetersizliği ile de perçinlenen tabloda ortaya çıkan seçim sonuçları şaşırtıcı değil.

'Orijinal Demokrasi' dışı girişimler ve muhalefetin yetersizliği ile de perçinlenen tabloda ortaya çıkan seçim sonuçları şaşırtıcı değil.
Şimdi bu sonuçların, iktisadi sonuçlarının ne olacağı hesaplanırken, ekonomik birimlerin gündemindeki sorular, "Borsa ne olacak?
Faiz ne olacak? Kur ne olacak" değil, "Kutuplaşma, çatışma ve gerilim
tonunun azalıp, uzlaşma ve çözüm arayışı olan siyasete geçiş olup olmayacağı?" sorusu olacaktır.
Uzun süredir, siyasal alandaki gerilim ve belirsizliklerden dolayı tedirginliklerini 'tutucu yatırımcı' profilini yükselterek gösteren
yerleşikler, birikimlerinin bir bölümünü döviz hesaplarına çevirmişlerdi.
Bu tavrını koruyan yerleşiklerin şimdi ne yapacağının, 'siyasal yumuşama' ortamına geçişin hızıyla bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.
Dışarıda, geleceği olumsuz görünen bir dış konjonktür olduğu da hesaba katılırsa, dünkü seçim sonucu başlangıçta 'kutlama' getirse bile,
bunun kısa sürede erimesi olasılığı var. Nedeni, dış konjonktürün olası gelişimini dikkate alan yabancı yatırımcıların, 'buraya kadar' deme olasılığının yüksek olmasıdır. Çünkü, bu seçim sonucu, daha önce yapılan seçim anketleriyle yabancı yatırımcıların hesapları içinde yer alıyordu.
Seçim sonucunun ekonomideki asıl 'lokomotifi'; yeni hükümetin, yeni 'yüzlerle' ortaya koyacağı yeni 'eylem planının', bir yeni ekonomi politikasının ortaya konmasıyla olacaktır. Asıl kritik nokta da budur. Çünkü, sadece muhalefet partileri değil, AKP içindeki siyasetçiler de 'yeni bir program' konusunu dillendiriyorlardı. Özellikle 'yeni kan' Mehmet Şimşek'in, mikroekonomik değişime, rekabet gücünü artırmaya yönelik reformların hedeflenmesi gerektiğine işaret eden yaklaşımının 'ana omurga' olması beklenmeli.
Yeni ekonomik program beklentisi, özellikle iş dünyasının beklediği bir olgu. Çünkü, dış konjonktürün olumsuza doğru seyretmesi, dış pazar daralması ve rekabetin daha keskinleşmesi olasılığını artırıyor. Böyle bir olasılık, içeride yapılması gerekenleri öne çekmeyi gerektiriyor:
Yeni bir program ve reformları. Yeni hükümetten de beklenen bu. İktidarın değişmeyecek olması, yeni bir zaman kaybını yaratmayacak.