Yöneten komployu dillendirir mi?

Döviz piyasası birkaç oyuncu tarafından istenen yöne sürüklenebilir mi? Hayır.

Faizleri birkaç puan düşürme hevesine kapılan siyasetçiler hep aynı sonuçla karşılaşıyorlar. Sonunda, birkaç puanlık rahatlamanın bedeli hep misliyle geri dönüyor. Neredeyse tarih, yine kendini tekrarlıyor.
Enflasyonun temel nedenlerine ve yapısal besleyenlerine müdahale ederek değil de faizin indirilerek enflasyonun düşürüleceğine inanan ilk başbakan Erdoğan değil. Bir ekonomi profesörü olan ve 1994 krizini yaratan Tansu Çiller de faizleri yapay olarak indirerek enflasyonu düşürebileceği ve ekonomide ‘gül bahçesi’ yaratabileceği hayaline kapılmıştı. Hazine ihalelerine gelen faiz teklifleri beğenilmeyerek iptal edilince, piyasada kalan TL likiditesi dövize yönelmiş, beklentiler de bozulunca 1994 krizi olarak bilinen kriz patlak vermişti. Çiller’in beğenmediği faizler, yüzde 60-70 bandından yüzde 120’lere zıplamıştı. Nihai olarak sokaktaki yurttaşların cebine de enflasyon patlaması ve iş, gelir kaybı olarak yansımıştı.

İyi yönetemiyoruz
2010 Ekim-2011 Ekim arası dönemde uygulanan para politikasıyla faizleri birkaç puan düşük tutmak uğruna ekonomi tam gaz büyümeyle gitti; Avrupa’nın finans krizinin derinleşmekte olduğu ortada iken hem de. Gelen dövizlerin azalacağı ortada iken bir de kuru kurcaladık; kör kör parmağım gözüne! Enflasyonu ikiye katladık. Ekim ayından itibaren Merkez Bankası’nın piyasaya verdiği paranın faizi kabaca yüzde 8 olurken son 10 günde yüzde 12 oldu. O zaman da çok anlattık; keşke o dönemde faiz 7-8’de kalsaydı da bugün de resesyona karşı faizi düşürüyor olsaydık.
1993-94 koşullarına göre daha iyi durumdayız. Ekonominin yapısal temelleri de sağlam. Ancak ne var ki faizin bir sonuç değil de neden olduğu yolundaki bir inanış, siyaset kulvarında hâlâ taraftar bulabiliyor. Daha da ötesi; hem faizin hem de döviz kurlarının bir ‘lobi’ ya da birkaç piyasa oyuncusu tarafından yukarı zorlandığı, kontrol edilebileceği, manipüle edilebileceği inancı var. Hele bu, ülkeyi yöneten siyasal irade tarafından dile getirilince daha da tuhaf bir görünüm ortaya çıkıyor. Çünkü bir ‘lobi’ ya da birkaç oyuncu tarafından finansal piyasalar manipüle edilebiliyorsa ülkenin ekonomik temellerinin o kadar da güçlü olmadığı bizatihi ülkeyi yöneten iradenin önkabulünde yer alıyor demektir. Kamuoyu da sokaktaki yurttaşın algısı da buna göre biçimlenir.
Döviz piyasası birkaç oyuncu tarafından istenen yöne sürüklenebilir mi? Hayır. Bu piyasadaki oyuncular, bankalar, bankaların müşterisi olan bireyler ve şirketler, bankaların yurtdışı şubeleri, yabancı bankalardır. Bunlar, günlük olarak yaklaşık 7.5 milyar dolarlık bir işlem hacmi gerçekleştiriyorlar. 

Bireyler ve şirketler belirleyici
Yurtiçi bankaların günlük işlemlerdeki payı 1 milyar dolarla kabaca yüzde 15 iken bankaların müşterileri ile yaptığı işlemler 3.8 milyar dolarla ülkedeki toplam döviz işlemlerinin yüzde 50’sini oluşturuyor. Yabancı banka, kuruluş ya da müşteriler ise ortalama 2.6 milyar dolarlık işlemle yüzde 34 pay alıyor.
Belirleyici olanın, işlem hacminin yüzde 50’si ile yurtiçindeki birey ve şirketler olduğu açık biçimde ortada. Herhangi bir bankanın döviz işlemiyle döviz kurunu manipüle edebilmesi olanaklı değil. Bankaların bölük pörçük müşterilerden daha organize oldukları ileri sürülebilir. İşte onlardan daha güçlü bir dev var; o da Merkez Bankası. Sisteme satacağı tek kalemde 300-500 milyon dolarla bunu önleyebilir; sorunu eğer bir spekülatif atak, kur manipülasyonu olarak görüyorsanız. Ama henüz yavaşlamamış bir ekonominin hâlâ dövize ihtiyacı olduğunu, yani reel talep olduğunu, cari açığın finansmanı için dövize ihtiyacımız olduğunu kabul ediyorsak, “Spekülatif atak var”, ‘birtakım lobiler’ diye söylem geliştirmek doğru olmaz.
Reel döviz talebi söz konusu iken duruma uygun politika değil de “Lobiler atağa geçti” söylemi geliştirirseniz sokaktaki tasarrufçuya da ‘acziyet’ algısını zerk etmiş olursunuz. Bu da bir nevi “Durum bizim kontrolümüzde değil” mesajıdır. İşte bu iddia ettiği olumsuzluğu besleyen komplo tablosu sürdürülürse yüzde 50’lik dilimi de dövize yöneltir. İleride, dövizde olmadık bir fiyat baskısı ve darboğazla karşılaşırsınız.