Yunanistan'da aralanan kapı

Kemer sıkma önlemleri ile eurodan çıkış arasına sıkışan toplumlar karar verecekler.

Yunanistan yeni bir seçime gidiyor. Ama orada, bir kapı da aralanmış oldu. Yunanistan’da 6 Mayıs seçiminde, oyların da kabaca yüzde 60’ı kemer sıkma karşıtı olan partilere gitti. Ama seçim sonrası yapılan ankete göre; halkın büyük bir bölümü (yüzde 81.5) Euro Bölgesi içinde kalmayı, yani para birimi olarak euro kullanmaya devam etmeyi istiyor. Peki, bu mümkün mü? Koşullar Yunanistan’ı nereye götürecek?
Birincisi, Yunanistan’da oylarını arttırarak seçimden ikinci parti olarak çıkan SYRIZA (Radikal sol ittifak), AB ile yapılan ve kurtarma paketi sağlayan anlaşmaları yeniden şekillendirmek, esnetmek istiyor. Diğer taraftan da euro içinde kalmayı istediği biliniyor. Kurtarma paketinin gözden geçirilmesi konusunu, koalisyon ortağı olmak için önkoşul olarak ileri sürüyordu. Oysa olası koalisyon ortakları Yeni Demokrasi ve PASOK, kurtarma anlaşmalarından geri adım atılması halinde Yunanistan’ı daha kötü günlerin beklediğini düşünüyorlardı. Yunanistan siyasetinde uzun yıllar iktidarı ellerinde tutan bu iki ‘merkez parti’, temelde zaman kazanmaya odaklı bir bakış açısı taşıyorlar. Kabaca şöyle bir düşünceleri var; kurulacak koalisyonla ülke birkaç yıl gider, sonra kemer gevşetme çarelerine bakarız. Ama bugün yapmak felaket olur. 

Akropol’de açılan kapı
İkincisi, ikinci çıkan SYRIZA; seçim sonrası yapılan kamuoyu anketlerinde yüzde 20-25 arasında oyla birinci sırada çıkmasının cesaretiyle, yeni seçime gidilmesini istiyordu. Bunda başarılı oldu, seçime gitme kararı alındı. Böylece yeni seçim sonunda SYRIZA birinci parti olup parlamentoda ilave 50 üye de kazanınca, koalisyon da olsa olasılıkla iktidarın da birinci partisi olabilecek. Böylece ufukta Yunanistan’da kurtarmaya esas olan kemer sıkma önlemlerinin yeniden gözden geçirilmesi, 17 Haziran sonrasında gündemin birinci maddesi olacak.
Bunun ufukta belirmesi, şu olası gelişmeyi peşinen bugünkü gündeme taşıyor; Yunanistan’da seçim sonrası iktidara gelme olasılığı yüksek olan AB anlaşmasına muhalif bir koalisyonun bu anlaşmayı askıya alması, ülkeye yapılacak nakit yardımların da askıya alınmasını getirir. Bu da ödemeler dengesi krizi demektir. Bunu izleyecek en olası gelişme, hâlâ kaldı ise yurtdışına sermaye kaçışı ve yerleşiklerin bankalardaki parasını çekmek için bankalara yığılmasıdır. Bunun kaçınılmaz sonucu ise euronun terk edilerek ulusal paraya dönmek durumunda kalınmasıdır.
Eurodan çıkış, tabii ki bugünkü duruma göre Yunan halkına ilave sıkıntılar getirecek. En başında; enflasyon patlaması. Halkın satın alma gücü bir gecede eriyecektir. Yurtdışı kreditörler ise hâlâ ‘canlı’ olarak görünen alacaklarından vazgeçmek zorunda kalacaklardır. Çünkü olasılıkla Yunanistan, AB ile yaptığı kısmi borç yeniden yapılandırmasının ötesine geçip Arjantin tipi bir moratoryuma da imza atacaktır. 

Bir gecede olur
Eurodan çıkış, sanıldığı gibi görüşmelerle, planlamayla, pazarlıkla ya da takvimle değil, bir gecede alınacak bir kararla olacaktır; bizde 2001 Şubat ayında dalgalı kur rejimine geçişte olduğu gibi, bir çeşit ‘force majeure’ durumuyla yani zorunluluktan kararlaştırılacaktır.
Eurodan çıkış, bugün Euro Bölgesi’ndeki hiçbir ülkenin geçmek istemediği ama olasılıkla geçmek zorunda kalacağı bir kapı. Çünkü Avrupa’nın ekonomik dişlileri giderek yavaşlıyor. Dün gelen sayılar, 2012’nin ilk çeyreğinde Avrupa Birliği’nde çoğu ülkede küçülme varken Almanya’nın binde 5’lik büyümesi sayesinde toplamda sıfır büyüme olduğunu gösteriyor. Bu sürecin de uzun sürmesi olası. Aynen 90’lı ve 2000’li yılları ‘sürünen büyüme’ oranlarıyla geçiren Japonya gibi. Durgunluk içinde kemer sıkmak, toplumsal açıdan pek de katlanılabilir görünmüyor.
Euro Bölgesi’nde, kemer sıkma önlemleri ile eurodan çıkış arasına sıkışan toplumlar karar verecekler. Ama her iki seçenek de sevimli sonuçlar içermiyor.