Ağaçlar ve karanfiller!

Meğer her şey trafik aksın diyeymiş. İyi de o zaman aynı hassasiyeti Başbakan'ın 'Afrika gezisi' dönüşü durdurulan trafik için Vali Bey ve 'Allah Allah' nidalarıyla 'Karanfil'li halka saldıran polislerimizden niçin göremedik acep!

Mitinglerde “Biz çevreciyiz, bizden daha çevrecisi yok” diye bas bas bağıran iktidar, cumartesi günü içindeki çevre aşkını bir kez daha gözler önüne serdi ve ‘Karanfiller’e saldırdı! Artık gelenekselleşen bir biçimde her cumartesi Taksim Alanı’nı şiddete boğan müdahalelerin bu kezki gerekçesini Vali Mutlu açıklamış: “Olayın karanfil bırakmanın ötesinde kamu düzenini bozacak noktaya gelmesi, Taksim’de akmakta olan rutin trafiğin bir saate yakın engellenmesi...” Polisin “Dağılın’ anonsu da benzer ifadeler içeriyordu: “Kamuya açık alanda halkın gezme tozma özgürlüklerini ihlal ediyorsunuz.” Tabii bu aşamada kamu kim, halk kim, kim kimi engelliyor,

işler karışıyor. Bir başka karışıklık da aynı hassasiyetin, aynı vali tarafından mesela Başbakan’ın ‘Afrika gezisi’ sonrası havaalanında karşılanmasında neden gösterilmediği. Birçok vatandaş alandan evine giderken araba bulamadı, geç kaldı, trafiğe takıldı, gecenin o saatinde yollarda süründü ve neden o gece kamu düzeninin bozulmasına izin verildi de cumartesi günü ellerinde sadece karanfiller olan onca insana saldırıldı? Sayın Vali, kusura bakmayın ama yatacak yeriniz yok. Zaten eğer bir ‘Yaratıcı’ varsa ve sizi yatıracaksa, ben bu durumda sonsuza dek ayakta kalırım! Ama ortaya çıkıp “Başbakan bu tür görüntüleri görünce sinirleniyor, sonra da bizi arayıp ‘Dağıtın şu çapulcuları’ diyor, biz de emir kuluyuz, gazdı, tazyikli suydu, coptu, Allah ne verdiyse girişiyoruz” deseniz hepimiz kabul edeceğiz (ki zaten dün Başbakan her şeyi ‘itiraf’ etti)! Hepimiz biliyoruz ki trafik aksın diye halkın kanı akıtılmaz...

Eylemler süresince ‘28 Şubat medyası’ gibi davranmayı seçen ve direnişi en kolaycı seçenek olan ‘Dış mihraklar’la çözmeye koyulan Yeni Şafak, karalama kampanyalarının odağına Memet Ali Alabora’yı koyup her gün yeni bir komplonun peşine düşünce ben de “İyi de bu gazetede yazan onca aklı başında adam niye birleşip bir tavır koymaz” diye bir hisse kapıldım (Bu arada dün de ‘Organizatör’ listesini Alabora özelinden çıkarıp 49 kişi daha ekleyerek 50’ye yaymışlar)! Bu mantıkla Kürşat Bumin, Ali Bayramoğlu, Salih Tuna, Murat Menteş, Süleyman Gündüz, Murat Aksoy, Ayşe Böhürler gibi isimlere seslenecektim. Elbette bu listede basın âlemindeki en eski arkadaşlarımdan Işın Eliçin de vardı ama Işın’ın Yeni Şafak serüveni söz konusu isimlere nazaran çok çok yeniydi, dolayısıyla ondan çok diğerlerinden bir şey isteme hakkım olduğu kanısındaydım. Demeye kalmadı, dün Işın gazete yönetimi tarafından ‘Kesik’ yedi ve yazısı yayımlanmadı. Neyse bu çağda hiçbir şeyi saklamak mümkün değil, ‘Kökü dışarıda mihraklar ve Memet Ali Alabora’ başlıklı yazı dün radikal.com.tr’de yayımlandı (Bu arada aydın ahlakı ve vicdanı açısından şunu ifade etmeliyim: Benzer bir durum geçmişte Radikal’de de yaşanmış ve Yıldırım Türker’in son yazısı başka sitelerde yayımlanmıştı. Yalnız Radikal’in şöyle bir farkı vardı: Gazetenin tarihi boyunca hiçbir zaman toptan bir komplocu tutumu olmadı, meseleler hep tek tek yazılar üzerinden yaşandı. Ayrıca yazıyı yayımlarken Yeni Şafak’a yönelik en küçük bir imada bulunmadık. Sadece Işın’ın ‘Okurlarım ne yazdığımı merak ediyor. Yazımı bir şekilde okumalarını istiyorum’ sözünden hareketle internete koyduk ve Işın’ın isteğini gerçekleştirdik, zaten Radikal Blog bu anlamda herkese açık). Bumin, Bayramoğlu, Tuna, Menteş, Gündüz, Aksoy, Böhürler; geç kalmadınız, üstelik Işın size harekete geçme yolunda yeni bir ilham kaynağı olmuştur, tepkinizi hâlâ bekliyorum.

Not: Geçen hafta, “Süreç boyunca İslami kesimde bugüne kadar yazan çizen insanların (‘Antikapitalist Müslümanlar’ dışındakileri kastediyorum) suskunluğuna inanamıyorum” demiştim. Alperen Gençosmanoğlu adlı bir kardeşimiz, bu teşhisime ilişkin, “İslami kesimin sürece sessiz kaldığını ve bunun tek istisnasının antikapitalistler olduğunu söylemişsiniz. Ben kendimden biliyorum ki kendini İslami referanslarla tanımlayan pek çok insan Gezi Parkı sürecinin bilfiil içinde bulunarak birebir destek verdi ve parçası oldu. Benim de içinde bulunduğum Emek ve Adalet Platformu’nun çağrıcılığını yaptığı ve İslami camiadan pek çok yazarın imzalarıyla destek verdiği kamuoyunda yankı bulan bir metin var. Sanırım henüz görme imkânınız olmamış” diyerek şu linki göndermiş:

http://www.emekveadalet.org/arsivler/9716. Ben tanıdığım ve bu süreçte inancımı yitirdiklerimi kastetmiştim ama biliyorum ki İslami kesimden duruşunu kaybetmeyen çok sayıda vicdanlı insan var, bu vesileyle onlara da şükranlarımı iletirim.