Akvaryum suyu ve Şenol Güneş

Şenol Güneş... Naçizane görüşüm odur ki, futbolumuzun bu nadide parçasını artık dışarıdaki 'filozof muadilleri'yle birlikte anacak duruma geldik. Sevgili Şenol Hoca oyunun hem pratiğinde hem de teorisinde çok önemli hamleler yapıyor.

Geçen hafta bu sütunlarda, İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilen ‘Messi’ belgeseli dolayısıyla laflarken filmin uğradığı iki önemli durağın, Johan Cruyff ve Cesar Luis Menotti’nin de altını çizmeye çalışmıştım. Çünkü bu iki unutulmaz futbol karakteri sadece oyuna dair faal dönemlerindeki profesyonel katkılarıyla değil, her daim fikri manada ortaya koydukları bakış açıları, sergiledikleri yaklaşımlar nedeniyle de özeldiler (en azından benim için). Meseleyi daha basite indirgeyerek söylemeye çalışırsak, birer futbol filozofuydular.

Onları özel ve güzel yapan asıl unsur, sanırım oyunun içinden gelmeleri. Çünkü futbol, her şey gibi dışarıdan bakışla ancak daha genel ve doğru analizlere ulaşma fırsatı sunuyor. Bu açıdan geniş zamanlarda ‘rahmetli’ Eduardo Galeano, modern zamanlarda da mesela Simon Kuper gibi isimlerin (gerçi Kuper’i bir filozoftan ziyade ‘tarih yazıcısı’ addetmek daha doğru) yazınsal ve fikirsel dokunuşları önemli. Ama Cruyff ve Menotti gibi saha, soyunma odası, idman derken futbolu oynamışlığı ve teknik adam kulübesini yaşamışlığıyla tüm kademelerini tatmışların orta koydukları her görüş, her fikir farklı bir tecrübenin ifadesi aynı zamanda.

Bu bağlamda mesela oyunun tanımını Almanların varlığı üzerinden yapan o ünlü vecizesiyle tarihteki müstesna yerini alan Gary Lineker de önemli (yeri gelmişken, bu İngiliz futbol karakterini sadece söz konusu vecizesiyle ‘kadro’ya almadığımı belirtmek isterim. Yıllar önce FHM dergisinin İngiliz edisyonundaki söyleşisinde Maradona’yla Arjantin’de buluşuyor ve ortaya, kendi kalemiyle süslenmiş harika bir iş çıkarıyordu. Yani yazı-çizi işinde golcülüğe kadar çok iyiydir Lineker).

YORUMDA METİN TEKİN FARKI

Bütün bu upuzun yolu şunun için kat ettim: Benzer izleri bu topraklarda aradığımızda nelerle karşılaştığımız malum. Özellikle futboldan gelen yorumcu profillerine baktığımızda geçmişte ve şimdiki zamanda bize ‘anekdot’tan, kendi zamanlarına ait yüzeysel hatıralardan ve oyunun şimdiki kurgusuna yönelik basit analizlerden öte bir şey ortaya koyamayan modeller görüyoruz. Bu bağlamda benim için Metin Tekin, faal yorumcular klasmanında ‘açık ara’ öndedir. Birikimi, dile hâkimiyeti, oyuna yaklaşımı, analiz kabiliyeti, saha içini ve dışını tarifteki üslubuyla farklı bir yerin sahibidir. Genel tabloyu tarifte ise oynayanlarla oynamayanlar arasındaki dengeye bakıldığında geçmişin sevdalılarının bugünün ‘teorisyen’lerine dönüştüğünü ve futboldan gelmeyenlerin daha doyurucu analizlerle yazı, çizi sahasını çıktılarını görüyorum.  

Bu lafazan yolculuğumun son noktasında da varmak istediğim yer ise Şenol Güneş… Naçizane görüşüm odur ki, futbolumuzun bu nadide parçasını artık dışarıdaki ‘filozof muadilleri’yle birlikte anacak duruma geldik. Sevgili Şenol Hoca oyunun hem pratiğinde hem de teorisinde çok önemli hamleler yapıyor...

KEŞKE DERT SADECE OYUN OLSA

Örnekse, yarattığı Bursaspor bence bu sezonun izlenmeye değer belki de tek takımı. Evet, herkes tuttuğu, gönül verdiği renklere iltimas geçebilir ama akıl ve vicdan bağlamında çok değil, az biraz objektif olduğumuzda bu sezon için karşımıza çıkan tek ekibin Güneş’in Bursaspor’u olduğu gerçeğini kabullenme ihtimalinin yüksek olacağını sanıyorum.

Hocanın maç sonu açıklamaları da ayrı bir değer; oyunun bu topraklardaki ifade biçimlerini, tanımlarını, istek ve arzularını, adalet duygusuyla olan alışverişini, sistemin işleyişini çok güzel ve bir basın toplantısının sınırlı süresinde gayet etkili bir biçimde tarif ediyor.

Tabii ki insan şunu da arzu etmiyor değil: Keşke Şenol Hoca’nın bütün derdi, aktardıkları oyunun kendisine dair olsa. Lakin bu topraklarda hayatın en iyi yansıdığı alan olan futbol, ahlaktan, adaletten, siyasetten, günlük hayatın işleyişinden ayrı ele alınamıyor. Bu yüzden de Şenol Güneş’in sürekli vurgu yaptığı ‘akvaryumun suyu’ bulanıklığını koruduğu sürece, biz bu meseleler etrafında dolanıp duracağız. Oysa çok iyi biliyoruz ki buralara uğramasa da başka akvaryumlar mümkün…