'Bir yaz daha bitiyor'

'Gezi direnişi' dolayısıyla 'En güzel yazlarımızdan biri'ni yaşadığımız kanısındayım. Ama McCarthy'ci zihniyet aynı sürece 'Geçen yaz ne yaptığını biliyorum' demekten yana.

1987 yazıydı. Okulunun uzaması kesinleşmiş öğrenciler olarak sürdürdüğümüz hayatımızda kendi adımıza bir ilki gerçekleştirip borç-harç biriktirdiğimiz (buna öğrenci kredilerimiz de dahildi) paralarla Ege ve Güney’i kapsayan bir yolculuğa çıkıyorduk. Marmara’yı tavaf etmiş, Gemlik, Kumla, Yalova, Erdek sahillerini ‘tüketmiş’ bir neslin ahfadı olarak artık Bodrum’u, Marmaris’i, Kaş’ı, Patara’yı, Fethiye’yi de görmenin zamanı geldiğini düşünüyorduk. Nitekim o yazın sonunda hayatımızın bu ‘eksik sayfa’sını da tamamlamıştık… Zamanın teknolojisi kasete izin veriyordu ve yola yanımıza aldığımız kasetlerle çıkmıştık. Bir merkezden ötekine giderken bindiğimiz minibüslerde şoföre rica eder, teybine verdiğimiz kaseti koymasını sağlardık. Keza kaldığımız o sakin pansiyonlarda da aynı taktiği uygulardık. Onca sevdamız arasında Grup Gündoğarken de vardı ve özellikle dönüş yolunda, o güzel günlerin ifadesini ‘Bir yaz daha bitiyor’ parçasında bulduğumuzu düşündüm hep. 

İşte o benim için unutulmaz gelen serüvenin bir benzerini bu yaz yaşadığım kanısındayım. Bu kez yanımda sadece okul arkadaşlarım yok, yeniden ayağa kalkmaya, kendilerini ifade etmeye hazır birçok insan vardı. Bugün artık “Gazı kaçtı”, “Bir tertipti, darbe hazırlı-
ğıydı” şeklinde çamur atılan ‘Gezi Direnişi’, eminim bana olduğu kadar birçok insana da ömrü hayatlarında görüp görebilecekleri en güzel yazlardan birini yaşattı. Onca gencin, onca yaşlının birlikte hareket ettiği, bir tür ‘sınıfsız imtiyazsız bir kaynaşmış bir kitle ruhu’nun yaşatılmaya çalışıldığı ve bunun pratiğe de dönüşebildiği o günler, bu ülkenin üzerindeki ölü toprağının atılması yönünde umut saçtı, geleceğe dair bir yol haritası sundu.

Biliyorum, “Kendi kendine boş bir güzellemeye soyunuyorsun” diyecekler var aramızda. Olabilir, bu da benim ve ‘bağzı’larımızın yanılgısı olsun. Ama iktidarın sürekli ardında komplo aradığı, sürekli “Bizi devirmeye çalışıyorlar” paranoyasıyla hareket ettiği ve hâlâ Başbakan’ın “Sizi Geziciler sizi” diyerek ayar vermeye çalıştığı bir hareketin artçılarının çok güçlü olduğu da aşikâr. Demokratik olmaya çalışan (hoş bu tabiri pek sevmiyorum, ‘demokrasi’ de en ideal rejim değil ama insanlık daha iyisini henüz keşfedemedi!) her toplumda iktidarı uyaran, itiraz seslerinin daha geniş kitlelere yayılmasını sağlayan bu türden çıkışlar olur ve koltukta oturanlar da bu ‘uyarıları’ ciddiye aldıklarını gösteren tavır ve uygulamalar ge-
liştirirler, gösterirler. Bizde ise ‘Gezi’, iktidar tarafından mükemmel bir sistemin tekerlerine çomak sokmak gibi lanse edilmeye çalışıldı. Bana sorarsanız aslında bugüne kadar oynadığı tüm maçlarda karşısına ciddi bir rakip çıkmayan bir takım, ilk kez sadece defans yapmasını bilen bir ekip buldu ve nasıl gol atacağı konusunda çözüm üretemez hale geldi. Malum, bazıları futbolun sadece tek ihtimalli bir oyun olduğunu düşünür ve kazanmanın dışındaki iki seçeneğe pek tahammül edemez. İktidar böyle bir takım görüntüsündeydi
ve oyunun diğer seçenekleri gündeme geldiğinde öfkelenirken ‘Çıraklık, kalfalık ve ustalık’ terimlerinin aslında kendi serüveni içinde pek de anlamlı olmadığını gösterdi.

Sonuç? Eylül başı itibariyle dünya ve Türkiye bambaşka dertlerle karşı karşıya. Yanı başımızdakaynayan bir kazan var ve bu kazana neresinden dahil olursak olalım, savaş belasını bu topraklara taşıma ihtimaliyle baş başayız.Öte yandan içeride de ‘Barış süreci’nin somut izlerini takip etmek isteyenlerin talepleri ön plana çıkıyor. Evet, eylül gerçekten denildiği gibi zor geçecek. Belki naifçe bir temenni olacak ama umarım her türlü toplumsal haykırış ve itiraz şiddetten, ölümlerden uzak bir şekilde kendisini ifade eder. Devlet, her meselede elindeki güce başvurmaz ve daha sağlıklı çözümler peşinde koşar, vatandaşını yok etme zihniyetiyle hareket etmez. Toparlarsak benim için yaşadıklarımızın özeti bugün itibariyle ‘Bir yaz daha bitiyor’du, iktidarın ve basınındaki yansımalarının ifadesi, McCarthy’ci reflekslerden dolayı ‘Geçen yaz ne yaptığını biliyorum.’ İkisi de kayda geçecek ama hangisinin gelecek kuşaklar açısından önemseneceğini (insanlık tarihinin önceki oluşumlarına bakarak) bilmek için kâhin olmaya gerek yok.