Bir yere kadar izledik ve...

2013 tuhaf bir yıldı. Bu topraklarda 'McCarthy ruhu'nun hiç yok olmadığını, sadece suret değiştirdiğini görmemizi de sağladı.

Roger Waters’ı izledik, Cristiano Ronaldo’yu izledik, Russell Crowe’u izler gibi olduk, Drogba’yı, Sneijder’ı izledik, Arsenal’i izledik, Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı’nın her cephede yazdığı destanı, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale yükselen Galatasaray’ı izledik, Fenerbahçe’nin Avrupa Ligi’ndeki yarı final başarısını izledik, Obradoviç’in aramıza katılmasını izledik, Mourinho’yu Kayseri’de, sahada ve basın toplantısında izledik, ‘Jin’i izledik, ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’yi, ‘Kelebeğin Rüyası’nı, ‘Yozgat Blues’u, ‘Mavi En Sıcak Renktir’i, ‘Bir Hurdacının Hayatı’nı, ‘Tepelerin Ardında’yı, ‘Blue Jasmine’i, ‘Gravity’yi izledik… Şahan Gökbakar’ın 1 Mayıs’ta polis şiddetine alkış tutmasını izledik, Emek Sineması’nın rant kültürünün çarkları arasında heba edilme çabalarını izledik, o güzelim kent siluetini bozan, ‘Tarihi yarımada’yı yok eden, muhafazakârlığın aykırı çıkışları gibi duran gökdelenlerin hepimize ait olan gökyüzümüzü kapatmasını izledik. Kentsel ve ahlaksal dönüşümleri izledik. ‘Olimpiyat oyunları’nı bize yine vermeyişlerini, akabinde ‘Kına yakma’ beklentilerini izledik. Doping yapan sporcu sayısındaki sürekli artışı izledik. Milli Takım’ın bir büyük organizasyonu (‘2014 Dünya Kupası’), bir kez daha kaçırmasını izledik. Hayatlarımıza iktidar tarafından yapılan müdahalelerin arttığını, yapacağımız çocuk sayısından içtiğimiz içkiye kadar her bir şeyimize karışılmasını izledik.

Ama bir yere kadar… Parkımıza, ağacımıza, onlar için toplanıp engel olmaya çalışan gençlerin çadırlarının yakılmasına, gün ortasında delirmiş gibi davranan bir polisin ‘Kırmızılı kadın’ı biber gazına boğmasına artık seyirci kalamazdık, “Bu kadar izlemek yeter”’ dedik, daha doğrusu “Dedi” kitleler... Ve nihayetinde cumhuriyet tarihinin en uzun, en soluklu, en dirayetli toplumsal hareketlerinden birini bu kez insanlık izledi. Bir başka izleyen de vardı: “Özgürlük, eşitlik, adalet, ‘öteki’ne saygı, ‘askeri vesayet’e son, demokrasi de demokrasi” gibi vaatlerle (naçizane ben bu vaatlerin hiçbirine asla inanmamıştım, bu meseleyi şimdilerde gözleri açılan ve çark etmeye çalışan liberal abilerim düşünsün) iş başına gelen ve yaklaşık 11 yıllık süreçte giderek hantallaşarak hareket kabiliyetini kaybeden ve diğerlerine benzeyen iktidar, toplum üzerine yaydığı korkunun da ilk kez kırıldığını, eşiklerin çarçabuk geçildiğini fark eden iktidar… Bu yüzden de ezberi bozuldu, ‘Darbeydi, faiz lobisiydi, İsrail’di, dış güçlerdi’ türünden o eski gerekçeleri sahaya sürdü, sürüyor da. Toplum bu aralar başka şeyleri izliyor. İktidarı tutan bileşenlerin birbiriyle olan ayrışmasını, menfaatlerin çatıştığı noktada birbirlerine dair yapılan salvo atışlarını, demokrasinin birdenbire hatırlanmasını, Ahmet Şık’tan, Nedim Şener’den, Türkân Saylan’dan, İlhan Selçuk’tan, Kürt politikacılardan, KCK’lılardan esirgenenlerin aslında herkese lazım olduğunu izliyor ve hatırlıyoruz. Yakın geçmişte yazdıklarını, attıkları manşetleri unutanları da…

Bütün bu tablo içinde 2013 tuhaf bir yıldı. Umut vaat ettikleri, aramızdan alıp götürdükleriyle… ‘Gezi direnişi’ önemli bir dersti, ruhtu, soluktu ama onca cana, onca insanın uzvuna, onca şiddete, travmaya, ‘devlet malına zarar’ gerekçesiyle hayatları karartmaya, eyleme katılan sanatçıların işlerini kaybetmesine, hedef tahtasına oturtulmasına neden oldu. Öte yandan bu topraklarda ‘McCarthy ruhu’nun hiç yok olmadığını, sadece suret değiştirdiğini görmemizi de sağladı. 2013 başta Tuncel (Kurtiz) abi olmak üzere onca değeri de aramızdan çekip aldı. Onlarsız bir dünya elbette eski renginden, eski şevkinden, eski coşkusundan eksik kalacak. Ama geride bıraktıkları eserler, izler de her daim yol gösterici, ışık verici olacak.

Radikal de 2013’ün hışmına uğrayanlardandı. Tuğrul (Eryılmaz), Oktay (Özdabakoğlu), Efkan (Bucak), Elif (Ekinci), Ayça (Örer), A. Bahadır (Gültekin), İsmail (Sağıroğlu), Yurdagül (Şimşek), Rıfat (Başaran), Tarık (Işık), Mesut (Hasan Benli), Mehmet (Bilber) ve Miray (Çimen) artık aramızda olmayacak. Kuşkusuz onların yokluğu hepimiz adına büyük bir eksiklik olacak…