Cin Ali'den Hin Ali'ye

Cin Ali de tarihin çöplüğüne yuvarlandı. Peki ama eğitim sistemimizde yaşanan problemlerin kaynağı Cin Ali'lerde miydi yoksa Hin Ali'lerde mi?

Malum, Freud her şeyin kökenini çocukluğa bağlar. Milli Eğitim Bakanlığı ise galiba şimdiki kuşaklarda-
ki olumsuzlukların kökenini çocukluk kahramanlarımızdan ‘Cin Ali’ye bağlamış olmalı ki, o çok eski dostumuzla bağımızı koparmaya koyuldu ve kendisini tarihin çöplüğüne yollamayı seçti.
Oysa Cin Ali’nin kimseye zararı yoktu. ‘Rahmetli’ öğretmen Rasim Kaygusuz tarafından 1968’de yaratılan ve Selçuk Seğmen’in çizgileriyle zihinlere kazınan bu ‘Çerçöp adam’la büyüyenler okumayla, merakla, sorgulamayla ilişkilerini gayet güzel kurdular.  Sorunun kaynağı Cin Ali değildi.
Sorun Cin Ali’lerden çok Hin Ali’lerdeydi. Uyanık, hep kendine yontan, yarını değil günü kurtaran menzile kısaca ulaşan ve amaca giden yolda her şeyi mübah görenlerdi. Makyavel’i bile bilmeden ‘Prens’lik taslayanlardı başka deyişle… Neyse, her tür değer sahip çıkılmasından yana biri olarak birkaç hafta sonra başlayacak yeni öğretim yılında, en azından bir haftanın ‘Yerli Malları Haftası’ gibi (Hoş hâlâ kutlanıyor mu bilmiyorum ama) ‘Cin Ali’ye ayrılmasını teklif ediyorum. Hafta boyunca çeşitli kuşaklardan temsilciler, ‘Cin Ali’yle ilgili anıları anlatıp geçmişi yâd edebilir.
4+4+4 sistemiyle birlikte son derece merakla beklenen yeni öğretim yılının farklı uygulamalarından biri de ‘Cin Ali gider yerine matematikçi Bilge gelir’in yanında, Hz. Muhammed’in hayatına ilişkin derste, Peygamber Efendimizin spor ve eğlence anlayışının işlenecek olmasıydı. Doğrusu 17 yaşına kadar okul ve mahalle efradım itibariyle İslami çevrelerle ve o dönemin siyasi gücü ‘Akıncılar’la ‘sıcak’ tema-
sım olmasına rağmen, Hz. Muhammed’in sporcu kimliğinden hiç haberim olmamıştı doğrusu (benim hatam da olabilir elbet). Dolayısıyla en az minikler kadar ben de bir spor servisi çalışanı olarak söz konusu spor anlayışını merakla beklemekteyim. Acaba bu çaba 2020 Olimpiyat Oyunları’nı alma hevesinde olan iktidarın futboldan başka bir oyun bilmeyen bu millete sporu sev
dirme yolundaki hamlelerinden biri olabilir mi diye de düşünüyorum. Aslına bakarsanız kâğıt üzerinde fena durmuyor.

Biraz da Radikal’in iç işleri...
Geçen hafta öğle sonrasında gündeme Oda TV davasına ilişkin bilirkişi raporu gelince espriler havada uçuştu tabii. Aylarca beklenen rapora göre dosya lara virüs karışmış ama aması
varmış. Hakkı (Özdal) da durumu şöyle özetledi: “Virüs var ama
sahaya yansımamış diyorlar.”
Geçen haftanın en iyi işlerinden biri bence Ekonomi’den Şebnem’in (Turhan) ‘Lufthan-
sa’daki grev’i aktardığı haberdi. THY’nin büyüme stratejisini örnek aldığı Alman devi çalışanları THY işçisinden grevi örnek almış ama onlara yasak yokmuş. Haberi okuyunca Şebnem’in yanına gidip, “Hep Batı’nın iyi yanlarını alalım derdik, onlar da bu kez Doğu’nun iyi yanlarını almışlar. Kötü yanı (grev yasağı) da yine bize kalmış” deyiverdim.
Bülent Mumay, Çınar Oskay derken şimdi de Sefer Levent... Radikal, ‘değerleri’ni birbir Hürriyet’e kaptırıyor! İnternet editörümüz Cüneyt’le (Muharremoğlu) meseleyi masaya yatırırken “Hürriyet’in pilot takımı olduk vallahi” esprisine soyunduk. Sonra da ekledik: “Galatasaray’a her sezon futbolcu veren Trabzonsporuz sanki.” Yeri gelmişken Sefer’e de Hürriyet Ekonomi Şefliği serüveninde başarı dileklerimi sunayım. Bu arada Radikal de eski bir değeriyle yeniden buluşuyor, Ali Topuz (‘Özellikle internetteki yazılarıyla okurların gönüllerinde taht kuran’ diye de küçük bir ‘reklam arası’ vereyim) yaklaşık bir yıl sonra artık yeniden aramızda, onu da duyurayım.
Bir de kişisel bir duyuru... AMK gazetesi, kendilerine ilişkin yazdığım ‘Bu ismi çok mu
aradınız?’ başlıklı yazıma dava açmış. Anladığım kadarıyla sadece bana değil, gazeteye ilişkin
(tabii ki eleştiri mahiyetinde) ya-
zı yazanların ve haber yapanla-
rın hepsine dava açılmış. Nasıl
bir basın anlayışına sahibiz, bu-
radan çözmek mümkün. Neyse açabilirler, hakları ama bu du-
rumda gazetenin başında olan Gökmen Özdemir hangi mantık-
la spor dünyamıza ilişkin eleştiri getirecek, yazı yazacak, haber yaptıracak, bunu çok merak edi-
yorum. Çünkü önce kendi gazetesinin özgürlük ve eleştiri anlayışıyla hesaplaşması gerekiyor.