FILA 'Rıza' göstermeyince!

Statlara siyaset sokmamak adına her türlü ceza modeli arayışına soyunan iktidarın sportif temsilcileri, 'ırkçı söylemler' üzerinden siyaset yapan Rıza Kayaalp'e niye ses çıkarmadı ki!

İktidarda bulunan partisinin isminde ‘Adalet’ kelimesi bulunan bir ülkede, dünün en güzel haberi Habertürk’te Atilla Türker imzasıyla yayımlanan ‘ırkçı’ tweet’leriyle nam salan güreşçi Rıza Kayaalp’e, FILA’nın (Uluslararası Güreş Federasyonları Birliği) verdiği 6 ay müsabakalardan men cezasıydı. Allah için bizim Efkan’ın (Bucak) Radikal’in manşetini süsleyen ‘Kırkpınar’a doping kündesi’ haberi de ‘adalet’ ve ‘spor ahlakı’ kavramları açısından ibret vericiydi; çünkü bu yıl 652.’si düzenlenen ve ata sporu olarak bilinen bir branşta bugüne kadar dopingli çıkan sporcu sayısı 16’ya ulaşmıştı ve sırada daha başkaları da olabilirdi. Doping malum sporun endüstriyel bir kimlik kazanması ve zadece ‘Kazanan’ı ödüllendiren bir sistemin yavaş yavaş tüm bir gezegeni ele geçirmesiyle birlikte, adeta bizim statlarımızda sıkça rastlanan ‘Vur, kır, parçala, bu maçı kazan’ tezahüratının pratikteki ifadesiydi. Bu uğurda sistemin bize ‘İdol’ olarak sunduğu tüm sportif kahramanların aslında nasıl birer ‘İlaçtan kaplan’ olduklarını gelişen tıp ve doping kontrolleri birer birer açığa çıkarıyor. Tabii bu aşamada olan spor ahlakına oluyor. Bu aşamada ‘Kemalist’ olarak damgalanmak (!) pahasına Mustafa Kemal’in şu özlü sözüne sığınmayı bir borç bilirim: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” Rıza Kayaalp vakası ise bambaşka suların konusu. Hatırlanacağı gibi milli güreşçi ‘Gezi olayları’ sırasında attığı tweet’lerle hem Ermenileri hem de direnişçileri aşağılamıştı. Bugün statlara siyaset sokmamak için binbir türlü ceza modeli arayışına soyunan bir iktidarın sporla ilgili birimleri, Kayaalp’in ‘siyaset içerikli’ bu hamlelerini es geçtiği gibi, tuttu Akdeniz Oyunları açılışında Türk bayrağını da bu ‘ırkçı güreşçi’ye taşıttı, yetmedi, Üniversite Oyunları’na yolladı. 

Konu fazla çiğnendiği için sadece hatırlatma faslıyla yetinmek gerekiyor, naçizane bu konuda çok sayıda yazı kaleme aldım ve en önemli tehlikenin 2020 Olimpiyat Oyunları adaylığı meselesinde kıyıya vuracağını belirttim. Bilmem kaç atletinde doping çıkan, türünde ülkenin en önemli organizasyonu olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu birincisi de dopingli, ata sporu ‘yağlı güreş’te birçok sporcusu yine dopingden mustarip, olimpiyat başarıları sınırlı, ilk kez bu denli büyük bir organizasyona başvuran, en sevdiği spor futbol olmasına karşın evinde düzenlenen oyunun Dünya Kupası’ndan sonraki en büyük şenliği ‘U20 Dünya Kupası’nda ilgi açısından tarihinin en düşük izleyici rakamlarına ulaşan bir ülkeye siz Olimpiyatları verir misiniz? Oyunların mantığı kazanmaktan çok katılmak olduğuna göre saydığım dezavantajları bir kenara koymak mümkün. Ama ‘ırkçı’ bir sporcuyu eller üstünde tutup her türlü organizasyona göndermek ve üstüne üstlük en sembolik hamlelerden biri olan ‘Bayrak taşıma’ görevini de verip “Biz bu tür söylemleri destekliyoruz” havası yaratırsanız suyun rengi o noktada değişir. Türker’in haberinden öğrendik ki ‘Şeriatın parmak kesme görevi’ni (!) FILA üstlenmiş. Atletizmde doping eksenli yaşanan sorunlardan dolayı Federasyon
Başkanı Mehmet Terzi, AKP döneminde pek rastlamadığımız ‘tek taraflı bir müessese’yi devreye soktu ve istifa etti. Acaba Kayaalp’in bugüne kadar sırtını sıvazlayanlar bu utancı uluslararası spor camiasının da duymasına neden olduklarından dolayı Terzi türü bir onurlu davranışa soyunabilirler mi; umudum yok ama bekleyip görelim... 

Zorunlu bir açıklama!..
Gelelim Bülent Arınç’ın ‘Vardar Ovası’ türküsünü seslendirmek isteyen sanatçıya, “Bu türküyü söylerken rakı getirirler. Sen, onu ben gittikten sonra söylersin” diyerek yaptığı ‘espri görünümlü’ ‘Nizami olmayan şarj’a... Arınç’ın aynı türküyü 2011’de Makedonya’da keyifle dinlemesini ise ben Başbakan Erdoğan’da da açıkça gözlenen, yolun başında ‘Demokrasi, insan hakları, eşitlik’ gibi söylemlerle peşine taktığı ‘Liberal yükler’den, amacına ulaştıktan sonra kurtulma hamlelerine benzettim. Malum, köşemin isminin de ilham kaynağı elbette söz konusu türkü. Yakın dostlarım, Arınç’ın hamlesiyle birlikte ‘Vardan Ovası’ da değişir mi tartışmasına başladı. Ben her daim ‘Ovada siyaset’ten yanayım ve konuya ilişkin görüşümü şöyle özetleyeyim: “Ovamızda içki bulunmaktadır...”