Forvetin yalnızlığı...

Son çıkışı Başbakan Erdoğan ve partisi nezdinde Hakan Şükür'ü, forvette 'değerli yalnızlık' noktasına itecek midir, göreceğiz.

İşaret fişeğini Mehmet İren (@m1ren) adlı bir arkadaşın ‘tweet’i yaktı: “… Torino istatistikleri bile bundan iyiydi.” İfadesinin altına AKP İstanbul Milletvekili Hakan Şükür’ün 2013 yılı içinde Meclis’te yaptığı faaliyetlerin dökümü vardı. Toplam 10 faaliyet kalemi içinde sadece ‘imzaladığı kanun teklifi’ bölümünün karşısında 3, ‘imzaladığı Meclis araştırma önergeleri’ bölümünün karşısında da 2 sayıları vardı. Malum, gazetecilik araştırma istiyor. Mehmet arkadaşıma elbette inandım ama yine de bilgiyi doğrulamak adına bizim Ankara bürodan Yurdagül’den (Şimşek) yardım istedim. O da bana yolu yöntemi gösterdi.

Sonuç?

Şükür’ün internetteki TBMM sayfasında, her milletvekilinin olduğu gibi 13 kalemlik bir faaliyet bütün var ve bu bütün içinde Şükür’ün ‘imzası bulunan kanun teklifleri’nde ‘Bir’ (o da ‘Bazı kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi.’), ‘ilk imza sahibi olduğu Meclis araştırma önergeleri’nde ‘Bir’ (Dopingle ilgili bir önerge), ‘imzası bulunan Meclis araştırma önergeleri’nde ‘Üç’ (Biri Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin’in mobilya sektörüne ilişkin verdiği önergede imzası var, diğer ikisi de dopingle ilgili) hamlesi var. ‘Futbol efsanemiz’in 2013 yılındaki Meclis performansı’nda başka da bir faaliyeti yok. Oysa biliyoruz Şükür, yeşil sahalarda son derece çalışkandı.

‘Pivot santrfor’ deyimini literatürümüze o yerleştirirken ‘rakibe pres’i hücum hattında başlatıp ‘başka bir defans mümkün’ü göstermişti. Lakin aynı Şükür, bir milletvekili olarak gerçekten de Mehmet İren arkadaşımızın altını çizdiği gibi bırakın Sakaryaspor, Bursaspor, Galatasaray, Inter, Parma ya da Blackburn performanslarını, Torino’daki macerasını bile aratır rakamlar ortaya koymuş (Merak edenler için Şükür’ün ilk İtalya deneyimi ‘beş maç bir gol’le sonuçlanmıştı).

‘Eski futbolcu’ milletvekilimizinen önemli ‘siyasal faaliyeti’ kuşkusuz önceki geceki ‘Twitter performansı’ydı. 15 Kasım’da attığı birkaç tweet’le -ki sonuncusu şöyleydi: “Aslonan tüm öğrencilerimiz için en güzelini istemek. Dershaneler konusunda kamuoyunun talepleri karşısında yeni bir gözden geçirmek olacaktır.”- bir anlamda elini belli eden Şükür, mesele karşısında Başbakan’ın geri adım atmadığını ve ‘tweet’leri üzerinden kendisine yönelik eleştirilerin çoğaldığını görünce yine aynı mecrada, ‘Ulusa Sesleniş’e soyundu. “Bu şekilde karşı karşıya gelmiş olmaları beni çok üzmektedir. Muhterem Hocamın Başbakanımıza her zaman dua ettiğinin en yakın şahitlerindenim. Başbakanımızın da Hocamız aleyhine bir beyanına şahit olmadım” şeklinde ifadeler kullanan Şükür, nihayetinde “Rabbim birlik beraberliğimizi korusun, fitnelerden, kötülüklerden korusun, inşallah amin” diyerek aynı dille konuşmasalar da aynı duyguları paylaşan iki kesime ‘barış’ çağrısında bulundu. Arada da şu hatırlatmayı yaptı: “Sn. Başbakanıma olan sevgimi sınamak kimsenin haddi değildir.”

Hakan Şükür, istatistikleri bakımından hâlâ futbolumuzun en değerli, en kariyerli isimlerinden biridir. Hoş ‘yaban ellerde’ başarılı olmasa ve bu bilinçaltında “Yararlı olanlar ya da Alex gibi aile değerlerini sahip çıkanlar gelsin” şeklinde üstü örtülü bir ‘yabancı düşmanlığı’na dönüşse de ‘iç sular’ın hâkimi odur. Ve fakat bir milletvekili olarak daha önceki en politik söylemini hatırlanacağı gibi ‘Uludere katliamı’ hakkında görüşü sorulduğunda verdiği “Bu konuda büyüklerim daha iyi bilir” cevabıyla ortaya koymuştu (naçizane bu konuda 8 Ocak 2012’de ‘Bugün İstanbul 3. Bölge için ne yaptın’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım).

‘Twitter’da da yazmıştım, tekrarlıyorum: Son çıkışı evet, “Büyüklerim daha iyi bilir” diyen Şükür’ün kendisini ifade etmesi bakımından önemlidir ama yine de ana görüntü “Ben, büyüklerimi bilirim”den ötesi değildir. Son çıkışı Başbakan Erdoğan nezdinde Şükür’ü forvette ‘değerli yalnızlık’ noktasına itecek midir, göreceğiz.

Milletvekiliyken spor yorumculuğu yapmasının etik olup olmadığı konusu tartışılırken “Ben Başbakan’dan izin aldım” türü bir gerekçeye sığınan Şükür’ün şimdiki meselesi, hükümetle cemaati aynı anda oynatabilmektir.

Neyse zaman kardeşlik zamanı zaten...