Güzel olduğunuz kadar...

Yönetmenliğini A. Taner Elhan'ın üstlendiği 'Kadın İşi Banka Soygunu', hayat karşısında az ya da çok hayal kırıklığı yaşayan dört yakın arkadaşın, kendilerine bir çıkış yolu araması ve bu çareyi, içlerinden birinin çalıştığı küçük çaplı bir banka şubesini soymasında bulmalarını anlatıyor.
Güzel olduğunuz kadar...

Yönetmenliğini A. Taner Elhan’ın üstlendiği ‘Kadın İşi Banka Soygunu’, hayat karşısında az ya da çok hayal kırıklığı yaşayan dört yakın arkadaşın, kendilerine bir çıkış yolu araması ve bu çareyi, içlerinden birinin çalıştığı küçük çaplı bir banka şubesini soymasında bulmalarını anlatıyor. Filmin senaryodan kaynaklanan birtakım zaafları var; yer yer kendi içinde inandırıcılığı kaybettiren bu zaafları yönetmen Elhan ‘rejisel’ dokunuşlarla halletmeye çalışmış. Bunda da kimi yerlerde başarılı olmuş. Kimi yerlerde de film sanki, ‘Öykü zaten fazlasıyla naif’ diyerek sineye çekmenizi istiyor gibi.

Ana karakterlerin, İstanbul’da toplumsal isyanın gerçek adreslerinden biri olan Küçük Armutlu’ya ait olmaları ve başkaldırı kültürünün havasını bir şekilde solumaları öykünün ana meselesini en azından kâğıt üzerinde açıklar bir vaziyete taşımış. Öte yandan genel çerçevesiyle bu karakterler evlilik ve mutlu aile özlemi gibi ‘orta sınıf değerleri’ni fazlasıyla önemser görünüyorlar. Yani aslında tiplemelerin bize sundukları çerçeve itibariyle gidebilecekleri sınırlar da belli. Özünde iyi insanlar ve anarşizmleri kuramadıkları mutlu hayat denkleminden kaynaklanıyor. Lakin bu kadar naif bir öyküden büyük sosyolojik okumalar çıkarmaktansa onları böyle kabul etmekten ve keşke karşımıza biraz daha incelikli ve biraz daha inandırıcı bir öyküyle gelselerdi demekten yanayım.

Öte yandan yönetmen Elhan, ilk uzun metrajlı çalışması ‘Acı Aşk’ta, bence sinemamız adına şimdiki zamanların ‘Arabesk’i olarak da adlandırılacak kalburüstü bir yapıma imza atmış bir isim. Ona olan inancımızın karşılığını aldığımız bazı sahneler de var elbet ‘Kadın İşi…’da.

Oyunculuklara gelince; ‘Dörtlü çete’nin reisi konumundaki Gülay’da Meltem Cumbul üzerine düşeni yerine getiriyor ama ben Bilge’de Filiz Ahmet ve Nihal’de Özge Ulusoy’u bir hayli beğendim. Keza Dürdane’de Esra Dermancıoğlu da özellikle beş parasız müşterisiyle romantik takıldığı sahnelerde gayet iyi.

Filmin ‘Gezi ruhu’yla kurduğu ilişki de fena değil. Yaz boyu orada olup isyan ateşini harlayanlara iktidarın üstüne basa basa ‘Darbeci bunlar’ yaftasını yapıştırmaya çalışadursun, öykü onların ‘Başka bir dünya mümkün’ için hareket ettiklerini rahatsız edici bir tona soyunmadan söylemesi, belki de filmin en büyük başarısı.