'Haluk'un vedaı'ndan biraz önce...

Türk futbol evrenini bir köy, kendisini de muhtar zanneden Haluk Ulusoy, 'ihtiyarlar meclisi'yle toplandı ve giderayak birtakım 'muhteşem' kararlara imza attı. Sezon başında kulüplerin, bir an önce çıkmasını...

Türk futbol evrenini bir köy, kendisini de muhtar zanneden Haluk Ulusoy, 'ihtiyarlar meclisi'yle toplandı ve giderayak birtakım 'muhteşem' kararlara imza attı. Sezon başında kulüplerin, bir an önce çıkmasını beklediği ama federasyonun sanki bir tehdit aracıymış gibi kullandığı ve sonuçta 'altı artı bir'e bağladığı 'yabancı kontenjanı', 'altı artı iki'ye çıkarıldı. Niye? Son anda bir şirinlik gösterisi mi? İleride, 'Ben size bu fırsatları sağlamış adamım' diyebilmek için mi? Kendisinden olup da gönül bağını kaybettiği Beşiktaş ve Trabzonspor camialarının yerine, yanına çekmeye çalıştığı Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe yönetimine göz kırpmak için mi? Ya da hiç aklımıza gelmeyen başka bir seçenekler için mi? Ne için olursa olsun, bu kararın gerçek tanımı belli: İlkesizlik, kuralsızlık. Tipik bir Ulusoy hamlesi yani. Peki ya diğer karara ne demeli? Hepimiz Türküz ve o duyguyu çok iyi biliyoruz. Çünkü çok küçük yaşlarda, okul sıralarında edindik. Yarın sınav mı var; çalışmadık, çalışamadık, ertelense ne güzel olur. Ödev mi teslim edilecek, bir hafta sonraya kaydırılsa ne olur ki? İşte o zaman yetiştirirdik. Evet, diğer karar da ara transferin son gününü 31 Ocak'tan 6 Şubat'a kaydırmak oldu. 'Ulusoy kurnazlığı'nın bir başka ifadesi. Aslında bu işin kesin olarak yaradığı bir kesim var; basın... Üfür üfür gitsin transfer haberleriyle gelen tirajlar bir süre daha korunacak, zihinler yine meşgul edilecek.
Basın dedik de, malum, bitmez tükenmez eleştiri kaynağımız orası. Artık televizyondaki spor programlarına biraz da zekâmızı en fazla ne kadar aşağı çekebilirler diye bakıyorum. Bu gerçekten benim için yeni bir sınav alanı. Bizi ne kadar aptal sanıyorlar, her pazar ve pazartesi gecesi biraz da bu ruh durumu ve merakla ekran karşısına kuruluyorum. Son bomba Fox TV'nin 'bomba' programı 'Verkaç'ta yaşandı. Saat 02.00 suları. Programın sunucusu Bülent Ülgen, Sivas'tan o gece dönememiş olan Fenerbahçe muhabiri Elvan Arat'a bağlanıyor. Konu 'Nedir bu Appiah meselesi?' Muhabir kardeşimiz önce o gün oynanan maçı anlatıyor, izlenimlerini aktarıyor ve ardından da asıl meseleye geliyor. Muhabirin kurduğu cümleler içinde bize yansıtılan şu; Appiah'la arası çok çok iyi. İstediği zaman açıyor telefonunu, hal hatır soruyor, görüş alıyor, havayı kokluyor. Bu ilişkinin biz farkına varırken olayların nasıl geliştiğini de öğreniyoruz. Efendim, önce iki tarafın da (yani Fenerbahçe yönetimi ve Ganalı oyuncuları) başlarda araları çok iyiymiş ama Appiah'ın İtalya'daki konsültasyonu sonucu birkaç ay futboldan uzaklaşacağı, yani Fenerbahçe'nin ondan yararlanamayacağı anlaşılmış. Bunun üzerine de Sarı-Lacivertli yönetim Ganalı yıldıza kibarca 'Sen biraz kenarda bekle, biz de bu arada senin yerine başkasını alalım' demiş. Appiah bu teklife sıcak bakmamış, üstüne üstlük ülkesinde düzenlenen Afrika Kupası'nı yerinde izlemek için Gana'ya gitmiş. Fenerbahçe yönetimi, 'Gel etme eyleme' demek için futbolcusunu arıyormuş, ama bir türlü ulaşamıyormuş, çünkü telefonlarını kapatmış. Lakin bu haber aktarılırken biz yine Fox TV muhabirinin Appiah'a kolayca ulaşabildiğine ve işin içyüzünü ondan öğrendiğine de vâkıf oluyoruz bu arada. Bunların hepsi doğru olabilir, en azından öyle olduğunu varsayalım; o zaman aklımıza şu çözüm geliyor: Fenerbahçe yönetimi futbolcularına muhabirlerin kolayca ulaştığını gayet iyi bilir. Bu durumda çağırsın Aziz başkan Fox TV muhabirini yanına, arattırsın cebinden; sonra da "Ver bakalım şunu bana desin", başlasın Appiah'a saydırmaya. Ya da ne bileyim ben, muhabir telefonunu Aziz başkana yönlendirsin falan. Yani bu kadar saçma, bu kadar manasız bir ilişkiler ağı görmedim ben; eh böylesi bir habercilik de, insana başka türlü bir düşünce biçimi bırakmıyor. Fakat Fenerbahçe yönetimi yine de bu habere inananların olacağını düşünerek salı günü bir açıklama yaptı ve Appiah'a ulaşamamak gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade etti. Aslında her şey dengesinde akıyor; başkanı Ulusoy olan bir futbol âleminin medyasının habercilik adına bize aktarabildikleri de bu kadar olabilirdi...