Kadınlar vardır, kadınlar her yerde...

Sedat Simavi Ödülleri Spor Dalı'nda 18 adaydan dokuz takımın ya da bireysel sporcunun kadınlardan oluştuğunu görüyoruz. Erkek egemen kültürün her daim ezmeye çabaladığı bir coğrafyada kadınlarımızın spordaki başarıları bence muhteşem...

Geçen salı öğleden sonra bu yıl spor dalında Sedat Simavi Ödülü’nün sahibini belirlemek üzere, her yıl olduğu gibi Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Cağaloğlu’ndaki merkezinde buluştuk. Jüri –soyadı sırasına göre aktarıyorum- Mehmet Arslan, Orhan Ayhan, Onur Belge, Gürcan Bilgiç, Ahmet Çakır, Şenes Erzik, Attila Gökçe, Esat Yılmaer ve naçizane bendenizden oluşuyor. Ben bu buluşmaları çok seviyorum; çünkü orada duayenlerle, bazen de çocukluğumun ya da gençliğimin gazetecileriyle buluşmak, konuşmak, aktardıkları anekdotlara kulak kabartmak çok hoşuma gidiyor. Geçmişteki jüride Halit Deringör gibi çok çok eski bir futbol karakteri ve kalemi, ‘Rahmetli’ Necmi Tanyolaç gibi bir spor yazarı efsanesi de yer alırdı ve onlardan bir-iki hatıra dinlemek bile benim için büyük kazançtı. Son randevularda ise genellikle Şenes abinin Blatter’li, Johansson’lu, Platini’li anıları, UEFA’daki kimi gelişmeler, futbol dünyasındaki –artık- tartışmalı itibarımız gibi konular ön plana çıkıyor…

Ama benim bu yazı itibariyle derdim biraz daha farklı. Bu dert de aslında ödül seçimi öncesi listeye göz atarken aklıma geldi. Önce bu yılın adaylarını aktarayım: Ayşegül Çoban (Halterci / Avrupa Halter 53 Kg Şampiyonu), Servet Tazegül (Tekvadocu / Avrupa Tekvando 68 Kg Şampiyonu), Sümeyye Akkuş (Judocu / Avrupa Büyükler Açık Judo Turnuvası 48 Kg Şampiyonu), Yeşim Bostan (Okçu / Avrupa Gençler ve Yıldızlar Açık Hava Okçuluk Şampiyonası Genç Kadınlar Makaralı Yayda Avrupa Şampiyonu), Taha Akgül (Güreşçi / Serbest Güreş 125 Kg Dünya ve Avrupa Şampiyonu), Furkan Bayrak (Güreşçi / Grekoromen Güreş 74 Kg Dünya Gençler Şampiyonu), İstanbul Aydın Üniversitesi Erkek Tenis Takımı (2.Avrupa Üniversiteleri Spor Oyunları Avrupa Tenis Şampiyonu), Atletizm Erkek Milli Takımı (10 Bin Metre Avrupa Kupası Şampiyonu), Para-Tekvando Kadın Milli Takımı (Para-Tekvando Dünya Şampiyonu), A Milli Kadın Voleybol Takımı (CEV Kadınlar Avrupa Ligi Şampiyonu), Ümit Milli Erkek Basketbol Milli Takımı (Avrupa Basketbol Şampiyonu), Genç Milli Erkek Basketbol Takımı (Avrupa Basketbol Şampiyonu), Galatasaray Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı (Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu), Doğa Koleji Genç Kızlar Voleybol Takımı (Dünya Liselerarası Genç Kızlar Voleybol Şampiyonu), Üsküdar Doğa Koleji Genç Kızlar Hentbol Takımı (Dünya Liselerarası Genç Kızlar Hentbol Şampiyonu), Fenerbahçe Grundig Erkek Voleybol Takımı (Avrupa CEV Kupası Voleybol Şampiyonu), Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı (Avrupa CEV Kupası Voleybol Şampiyonu) ve Galatasaray Odeabank Kadın Basketbol Takımı (Avrupa Kadınlar Ligi Şampiyonu)…


FUTBOLU ARA Kİ BULASIN

Futbolla yatıp kalkan bir millet ve işe bakın ki çoğu kez olduğu gibi 2014’ün de ‘Başarı listesi’nde bir tane takım yok. Hoş, ben sporda başarıdan çok ‘Önemli olan katılmaktır’dan yanayım ama bu ülkenin fetiş kültürü içinde futbol hem önemli bir yer tutuyor hem de her şey başarı üzerinden açıklanırken oyunculara, teknik adamlara, kulüplere fatura bu kriter üzerinden kesiliyor. Bu kadar üzerinde konuşuyorsanız, ortada bu kadar para dönüyorsa, bütün bir spor basını haberlerini, yazarlarını, yorumcularını, sayfalarını, TV programlarını futbol üzerinden tanımlıyorsa, o zaman “Hani nerde o çok sevdiğiniz oyundaki varlığınız?” diye sormak hakkım sanırım. (Bu arada şu hatırlatmada bulunmak lazım: Arda Turan, Atletico Madrid formasıyla La Liga şampiyonluğuna uzanırken uluslararası sularda futbol adına tek kayda değer notumuzu düşürdü 2014’te).

Neyse, bu tablo zaten bildik bir manzara. Asıl olarak Sedat Simavi Ödülleri Spor Dalı’nda aday olan isimlere ve takımlara bakıldığında 18 adaydan dokuz takımın ya da bireysel sporcunun kadınlardan oluştuğunu görüyoruz. O çok ‘politik’ söylemle bu sayı ‘Yüzde 50’ye tekabül ediyor… Erkek egemen kültürün her daim ezmeye çabaladığı, ‘Kadın cinayetleri’nin bir türlü sistem tarafından önlenemediği ve adeta sosyolojik bir gerçeğe dönüştürülmeye çalışıldığı, kadınların çalışma hayatından itilip sadece ‘Evinin kadını ve çocuklarımızın annesi’ kimliğine hapsedilmesinin hesaplarının yapıldığı ve bu hedefin sistemin en üst perdesinden,‘Fıtrat’ üst başlığıyla dillendirildiği bir coğrafyada kadınlarımızın spordaki başarıları bence muhteşem… Bu vesileyle salonlarda, sahalarda ve bilumum spor mecralarında başarılarının devamını diliyor, her birini yürekten kutluyorum… O ünlü mottoyla (ya da o ünlü şarkının sözleriyle) bitireyim: “Kadınlar vardır, kadınlar vardır / Kadınlar her yerde…”