Köprüden geçene kadar

İzninizle ben de bundan böyle Radikal içinde ayrı bir dükkân açıyorum. Her zaman olduğu gibi gördüğümü çalacağım, yeri geldiğinde de Radikal'e dokunduracağım.

Başlarken...
“Dükkân içinde dükkân açmak” diye sevdiğim bir deyim vardır, ‘Mağazalar zinciri’nin başka bir söylenişi olsa gerek. İzninizle ben de bundan böyle Radikal sathı mahallinde yeni bir dükkân açıyorum. Her zaman olduğu gibi gördüğümü çalacağım, yeri geldiğinde de Radikal’e dokunduracağım. Hayır mı şer mi, zaman gösterecek...


Son faaliyet, yani geçen seneki ilginç bir tesadüf eseri ‘Yeni Radikal’in ilk gününe, 17 Ekim’e rastlamıştı. Biz de ‘Spor Servisi’ olarak (naçizane) gayet iyi bir başlıkla meseleyi duyurmuştuk: ‘Bugün herkes Bono’. Evet, 33’üncüsü gerçekleştirilecek olan Kıtalararası Avrasya Maratonu’ndan bahsediyorum. Bu yılki faaliyetin basın toplantısı cuma günü yapıldı ve ‘Yepyeni’ kararlar açıklandı. Artık maratona numarasız katılım yok (yani fişlenme var). Ayrıca da köprü üstünde piknik yapmak, çay demlemek de yok. (Sahi biz zamanında Mine Kırıkkanat’a niye kızdık, ‘Göbeğini kaşıyan adam’a niye destek çıktık?) Ama asıl önemlisi, yarışırken ‘Sosyal’ olaylara değinmek, mesaj vermek ‘Yassah’. Peki ama biz bugünkü iklime nasıl ulaştık? Sürekli ‘Postal edebiyatı’ndan dem vurduk, özgürlükler dedik, hoşgörü dedik, ‘Öteki’ni ‘beriki’ni anlayalım dedik... Dedik de geldiğimiz nokta itibariyle nadir ‘Güzelliklerimizden’ birine bile göz yumulmadığını gördük.
Tamam, köprü sallanıyor, mimarlıkta ‘Rezonans’ diye bir kavram vardır ve bu kavram, “Bazı durumlarda yükler serbest salınım yapmazsa felaket olabilir” der. Mesela maratonda herkes ‘Uygun adım marş’la karşıya geçmeye çalışırsa ortaya çıkan enerji köprüyü yıkabilir. Ama alınan son kararlar, belki ‘Yürüyüş’ anlamında değil ama toplumsal refleks ve bilinç anlamında, ‘Uygun adım marş’a davetiye çıkarıyor. Seneye herkesten savcılıktan temiz kâğıdı, artı ‘OGS kartı’ istenirse şaşırmam. Tamam, ‘Deli Dumrul’un torunlarıyız ama bu da bir yere kadar. Köprü başını tutanlara boyun eğmemek de boynumuzun borcu. Ama geçene kadar ‘Dayı’ demeyi yeğlerseniz de, yapacak bir şey yok derim.

Medyanın yeni düzeni
Haftanın en ‘heyecan’ verici faaliyetlerinden biri çarşamba günü Lütfi Kırdar’da düzenlenecek olan ‘Yeni Medya Düzeni Konferansı’. Organizasyon öncelikle ‘Wiki’ler geçidine sahne olacak; Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales ve WikiLeaks’in beyni Julian Assange). Benim merakımsa şu: Bu ‘Yeni Medya Düzeni’, gazete basanların gazetelerini basıp bilgisayarlarında kopya arayanları, az buçuk muhalifleri bile yeni yayın döneminde kapıya koyanları, bahis şirketlerine oğlunu ortak edenleri ya da sahibi olanları spor yo-
rumcusu yapanları ve de attıkları ‘başlık’ların nereye gideceğinin farkında olamayan yayın organlarını da
kapsıyor mu? Bekleyelim görelim derim...

Hasretinden prangalar eskittim...
Hayatın kime ne getireceği bilinmez. İki yıl önce Mehmet Topuz’u, o zamanki MHP İstanbul Başkan Yardımcısı İbrahim Cingi’nin devreye girmesiyle Beşiktaş’ın elinden kapıp Kayserispor’dan Fenerbahçe’ye kazandıran Aziz Yıldırım, 46 bin kadın ve çocuk seyircisiyle tarihe geçen Manisaspor maçındaki tabloyu tarif etmek ve özellikle kadın taraflarlara teşekkürlerini sunmak için Metris’ten yolladığı mesajın başlığını (Sevdan beni terk etmedi) ‘solcu’ bir şairin dizelerinden ödünç aldı. Bu vesileyle Ahmed Arif’i analım. Umarım kader Yıldırım ve kaderdaşlarına ‘Hasretinden prangalar eskittim’ dizelerini de hatırlatmaz...