Ronaldo'nun 'Babam ve oğlum'u

'Ronaldo' belgeselinde en önemli (ve de belki de tek) Freudyen okuması Ronaldo'daki 'baba figürü' meselesi
Ronaldo'nun 'Babam ve oğlum'u

Bu yıl ilk kez İstanbul Film Festivali sırasında izleyiciyle buluşan, ardından NTV Spor’da gösterilen ‘Messi’ adlı belgesel, bence son derece zekice bir kurgunun eseriydi. Hatırlanacağı gibi filmde bu büyük futbol yeteneğinin bizatihi kendisini değil, onu anlatanları izliyorduk. Yönetmen olarak Alex de la Iglesia’nın imzasını taşıyan, senaryosu da Arjantinli ünlü futbol figürü Jorge Valdano’nun katkılarıyla yazılan yapım, bir büyük lokantada geçiyor ve film boyunca Messi’nin hayatına çeşitli dönemlerde tanıklık edenler yemek sırasında onu anlatıyordu. Böylelikle çocukluk arkadaşları, öğretmenleri, iki büyük futbol efsanesi Menotti ve Cruyff, takım arkadaşları; hepsinin gözünden onun öyküsüne kulak kabartıyor, eski ve yeni görüntüler eşliğinde de yeteneğinin sınırlarına bir kez daha vâkıf oluyorduk.

Malum Lionel Messi aynı zamanda bir rekabetin de ifadesi. Günümüz futbol ortamında onu artık Cristiano Ronaldo sözcüklerini telaffuz etmeden anmak zor. Bu dengeler ışığında Portekizli futbolcunun belgeseli de çok geçmeden çekildi ve izleyicinin beğenisine sunuldu. Kasım başında bütün dünyada vizyona giren, bizde ise sinema salonlarına uğramayan ama DVD olarak (As Sanat) yakın bir zaman önce piyasaya sürülen ‘Ronaldo’ adlı belgeselde ‘Messi’den farklı olarak terazinin öte yanındaki figürü çoğunlukla kendisi anlatıyor. Bu aslında ikili arasındaki rekabette ya da dengede olan biten her şeyi açıklıyor. Messi tıpkı hayattaki gibi çok konuşmuyor, onu başkaları anlatıyor. Ronaldo ise konuşmak zorunda; çünkü kendini anlatmak, farkını ortaya koymak için sahada yaptıkları yetmiyor; çünkü ona biçilen rolün ne olduğunu, niçin biçildiğini bir de onun ağzından dinlemek zorundayız sanki.
Dolayısıyla ‘Ronaldo’ belgeselini çeken Anthony Wonke, ‘Messi’de olduğu gibi özel bir kurguya soyunmak yerine düz, lineer bir anlatımı tercih etmiş ve filminde mikrofonu daha çok asıl nesnesine tutmuş. ‘Ronaldo’da Portekizli yıldız genellikle kendisini, oyuna ait tutkuları, kariyerindeki dönemeçleri, özel hayatındaki kimi meseleleri vs. anlatıyor. Arada devreye annesi Dolores Averio, abisi Hugo, menajeri Jorge Mendes giriyor ve onların gözünden, dilinden Ronaldo’yu izliyor, dinliyoruz.

‘ANNESİNİ BÜYÜYÜNCE ÖĞRENECEK’     

Filmin en önemli (ve de belki de tek) Freudyen okuması ise Ronaldo’daki ‘baba figürü’ meselesi. Portekizli yıldız, babasını 2005’te kaydediyor. Bir alkolik olan Jose Averio, oğlunun başarılarının ancak belli bir bölümüne tanıklık edebiliyor (ki bu durumu, zamanında çekilmiş bazı görüntülerde vasıtasıyla da görebiliyoruz). Cristiano, babasına ilişkin onunla ne yazık ki gerçek anlamda sohbet edemediğini, çünkü sürekli sarhoş olduğunu söylüyor. Ve ekliyor: “Erken ölmesi konusunda çok öfkeliyim, çünkü bütün başarılarımı babamın görmesini, beni seyretmesini isterdim.” Bu bilinçaltı, kendi oğluyla ilişkine yansımış durumda. Annesinin kim olduğu bilinmeyen (ki bu konuda “Bu sırrı kimseyle paylaşmayacağım, sadece ileride büyüyünce oğluma anlatacağım. O da benim niye böyle davrandığımı anlayacak diye umuyorum” diyor) ‘Cristiano Ronaldo Jr., bir anlamda Portekizli yıldızın hayatındaki eksik bölümleri tamamlayan en önemli unsur. Film boyunca sürekli oğluyla ilişkisini, paylaştıklarını, muhabbetlerini izliyoruz. “Genç yaşta baba olmaktı dileğim; çünkü yaşadıklarıma onun tanık olmasını, babam vasıtasıyla yaşamadıklarını onun yaşamasını istiyordum” diyor Ronaldo.

'BASKIYI SEVİYORUM'

Lionel Messi’nin belgeselinde görüntülere ve sohbetlere Maradona’nın gölgesi aksediyordu, Cristiano Ronaldo’nun belgeseline ise Messi’nin gölgesi daha çok. Giriş bölümünde Portekizli yıldızın 6-1’lik maçta Galatasaray ağlarına yolladığı gollerden birinin de yer aldığı ‘Ronaldo’, ele aldığı figürün eni konu nasıl bir portreye sahip olduğunu anlatıyor. Atletico Madrid’i uzatmada 4-1’le geçip ‘Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu’na uzandıkları maç sonrası “Futbolda sadece kazananlar hatırlanır, 10 yıl sonra rakibin ne kadar iyi oynadığına kimse bakmaz, tarih kazananları yazar” diyen Ronaldo genellikle hep kazananların tarafında oldu. Öte yandan belgesel, Ronaldo’nun kötü zamanlarına da (‘2014 Dünya Kupası’nda Portekiz’in ilk turda evine dönmesi gibi) uğruyor.    

Toparlarsak günümüz futbolunun bu unutulmaz karakterini biraz daha yakından tanımak isteyenler için koleksiyonlarında bulunması gereken bir film ‘Ronaldo’. Ama “Üzerimdeki baskıyı seviyorum, zaten o baskı ortadan kalktığında kramponlarımı asacağım” diyen yıldızı tarihteki asıl yerine oturtmak için sanırım önümüzdeki yılları bekleyeceğiz…