Terim?in medya savaşları (1)

Portekiz maçı öncesi basın toplantısında "Bu turnuva bir şenliktir ve biz bu şenliğin içinde bulunmaktan, tat vermekten ve almaktan mutluyuz" şeklinde gayet ?medenice...

Portekiz maçı öncesi basın toplantısında “Bu turnuva bir şenliktir ve biz bu şenliğin içinde bulunmaktan, tat vermekten ve almaktan mutluyuz” şeklinde gayet ‘medenice’ açıklamalarda bulunan Fatih Terim, ‘hayatiyet’ dozajı yüksek maçların ardından başında bulunduğu takım çeyrek finale çıktığında, ‘haz eşiği’ni yükselteceğine, bambaşka bir eşiği yükseltmeyi yeğledi. Evet, yükselen eşiğin adını hepimiz biliyoruz: Sinir...

Çek Cumhuriyeti maçı sonrası, son derece olgun ve gülümseyen bir edayla, art arda espriler patlatma gayretiyle başladığı basın toplantısında Terim, giderek bir ‘yüksek gerilim hattı’ merkezine dönüştü ve klasik meselesini bir kez daha masanın önüne attı: iflah olmaz medya...

Tecrübeli teknik adamın, artık biliyoruz ki içeride ve dışarıda ‘ezeli’ düşmanları var; dışardaki İsviçre’nin bulvar gazetesi ‘Blick’, içerideki de adını İstanbul’a dönünce açıklayacağı bir grup gazeteci. Önce Blick serüvenine bir göz atalım. Galatasaray’daki teknik adamlık kariyerine başlarken ilk olarak takıma kattığı ‘yabancı’ isim İsviçreli Adrian Knup olan Terim, 2005’teki ‘Birinci’ ve ‘İkinci’ İsviçre Muharabeleri’nden bu
yana Alpler’in bu ‘futbola uzak’ ülkesinin ‘asparagas’çılarıyla didişip duruyor. Lakin, bu didişmenin bir ürünü olarak önümüze uzatılan ve maç günü yayımlanan o malum ‘Kebap’ karikatürü, Terim kadar, ‘gururlu’ Türk medyası mensuplarını da çok kızdırdı. Şansal’ından Erman’ına kadar hepsi bu bence ‘sevimli’ ve ortamı yumuşatan illüstrasyona çok kızdılar.
Ne vardı o çizimde, hatırlayalım: Türk kökenli İsviçreli oyuncu Hakan Yakın,
bir döner olarak tasvir edilen Terim’i kesiyor, altta da “Öyle ya da böyle bu
gece kebap yiyeceğiz” deniliyordu.

Burada bir bize ithaf edilen ‘Kebap’ ve ‘kebapçılık’ nitelemeleri galiba gururumuza dokunmuştu, iki teknik direktörümüze böyle bir muamele yapılması bizi çok kızdırmıştı. Oysa turnuva öncesi bir başka İsviçre gazetesinde yayımlanan ve Terim’in, İsviçre teknik direktörü Kobi Kuhn’u kebap yaparak yediği tasvir edilen karikatürü çok beğenmiş, başta büyük gazetelerin internet siteleri olmak üzere anında iletişim ağına sokuvermiştik. Neyse, burada bir problem yok, çifte standartımız malum. Ama kebap konusunda niye bu kadar alınıyorduk, burası anlaşılmaz. Oysa biz bu konuda zorlu savaşlar vermemiş miydik? Arada Araplar ya da Yunanlılar devreye girdiğinde, “Hop n’oluyor, kebap Türklerindir” diye ayağa kalkmıyor muyduk? ‘Zeytinyağlı dolma ve Karagöz’den sonra kebabımıza da göz diktiler’ diye bas bas bağırmıyor muyduk? Blick’in karikatürüne bu kadar kızmanın ve gurur meselesi yapmanın çok da derin bir manası var mıydı ki? Hele hele Erman hocanın, “Şimdi ben buradaki kılıcı (döner bıçağını kastediyor) o karikatürü çizenin neresine sokayım” türünden tepkisi, çok mu anlamlı?
Yine de tamam, kabul, Blick’in yaptığı espri ‘aşağılayıcı’, ‘gurur kırıcı’ olsun. Ya işin Türk medyası kısmı? Blick, bir bulvar gazetesi de peki ya bir spor gazetesi olan Fotomaç’ın, 2-1’lik galibiyet sonrası ve (biraz gerilere gidelim), 2005’te Saracoğlu’nda oynanan o talihsiz maç  günü manşetlerine ne dersiniz? 12 Haziran 2008’de gazetenin maça ilişkin manşeti
‘Ç... (ikolata) Çocukları’ydı. Göndermenin zeka ve ahlak düzeyine bakar mısınız? Çevirelim arşivleri, 16 Kasım 2005’te, o gece oynanacak maç öncesi gazetenin manşetinde bu kez İsviçreli oyunculardan Cabanas, Gygax, Frei ve Wicky’e, ‘fotoshop’la kadın giysileri giydirilmiş ve onların ‘travesti’ oldukları ima edilmişti.
Buradaki zekaya ve ahlak düzeyine de bakar mısınız? Şimdi Blick’teki karikatüre kızan Terim’e, Büyüka’ya, Toroğlu’na, bilumum Türk futbol kamuoyuna soruyorum. Hangisi daha masumca, hangisi daha zekice, hangisi insan haysiyeti açısından daha utanç verici? Ve bu karikatüre kızanlar, hadi diyelim ‘Ç... Çocukları’ için görüş bildirecek zamanı bulamadılar, ama üç yıl önceki ‘Travesti’ göndermesi için herhangi bir programda ya da gazetede bir cümle sarfettiler mi, yazı yazdılar mı? “Biz böyle bir spor basınına sahip olduğumuz
için utanıyoruz” dediler mi?
Hatırladığım kadarıyla hayır...