'Yıldız'ımın parladığı anlar

Şahan Gökbakar'a 'Ceberut devlet'i koruma adına polis şiddeti desteğine rağmen sahip çıkanlara, 'Buyurun sizin olsun, Holosko artı bir miktar para bile istemem' diyorum.

Üzerinize afiyet, geçen haftayı adeta bir ‘yıldız’ gibi (THY diliyle ‘Feel like a star’) geçirdim. Şahan Gökbakar’ın 1 Mayıs’taki devlet terörünü ve polis faşizmini destekleyen tweet’leri üzerine kaleme aldığım ‘Ve Recep ve Şahan ve İhsan ve 1 Mayıs’ başlıklı yazı, anladığım kadarıyla konu sıkıntısı çeken Star gazetesine engin bir malzeme sundu. Önce yazının çıktığı gün internet sitelerine ‘Şahan Gökbakar’a ideolojik infaz’ başlıklı bir ‘haber’ koydular, ertesi gün de bu metni gazeteye taşıdılar, çarşamba da gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu köşesinde bu kez ‘Mahalle baskısı bu seviyeye kadar geldi demek’ başlıklı bir yazı yayımladı. Nihayetinde cuma günü de tüm kariyerini ona buna sataşarak yapan gazetenin bir başka köşe yazarı (kendisini ciddiye almadığım için ismini anmıyorum, zaten o da benim soyadımı yanlış yazmış) yine beni kendisine meze etmiş. Önce kültür-sanat sayfalarında haberi yapan Gülcan Tezcan’a sesleneyim: Belli ki haberi öfkeyle, acelece yapmışsın ama öfkenden önce bilgin olsun. Ve biraz da Türkçeye hâkimiyetin. ‘Sol görünümlü SiYAD’çılar’ ne demek? ‘Doğan görünümlü Şahin’le mi karıştırıyorsun? Beni kastediyorsan görünümüm gayet net. Öte yandan “Sol görünümlü SİYAD’çılar tehdide başladı” spotunun altında yer alan haberde ‘Yönetim kurulunda Uğur Vardan’ın da bulunduğu SİYAD’ di-
ye bir ifade var. Bir kere ben bireyim, bindirilmiş kıtalar gibi davranmam, yazımı da üyesi olduğum derneğin hislerine tercüman olmak için yazmadım, zaten o dernek de her görüşten insana sahiptir. Ayrıca yönetim kurulundaki görevim altı yıl önce bitti. Diyelim ki bunlardan bihabersin, o gün haberinin tam altında köşe yazısı olan Alin Taşçıyan var, ona sorabilirdin. Ayrıca SİYAD’ın yönetim kurulunda yer alan ve yıllardır Star’da çalışan Serdar Akbıyık var. Bu kadar zor muydu yazdıklarını onlara teyit ettirmek? Ama maksat saldırmak olunca bilginin ne önemi var ki?

Gelelim Karaalioğlu’na... Kendisinin daha önce TV’de programına konuk olmuşluğum var, nitekim yazısında gayet nazik bir üslup takınmış ve beni ‘Makul’ bir kalem olarak nitelemiş. Ama Karaalioğlu da aynı minvalde iz sürmüş ve Gökbakar’a söz konusu yazımda mahalle baskısı uyguladığımı iddia etmiş. İddia edebilir ama kendisinden önce şu özeleştiriyi beklemek de benim hakkım sanırım: 21 Şubat 2012’de genel yayın yönetmeni olduğunuz gazetede İhsan Kabil, “Tartışmaya ‘açık’ filmler” başlıklı yazısında kendi dünya görüşüne uygun olmayan yapımların gösterilmesinden rahatsız olduğunu belirterek ‘Bağımsız Film Festivali !f’i, “Toplum yapısı ve ahlak değerleriyle çatışan bu tür yapımlar festivalin değerinden kaybettiriyor ve devlet desteğinin varlığını sorgulatıyor” ifadeleriyle Kültür Bakanı’na ihbar ediyordu. Şimdi söyler misiniz Sevgili Karaalioğlu, ‘mahalle baskısı’nın hası nerede yapılıyormuş? Madem bu konuda bu denli hassastınız bu yazıya gerekli tepkiyi niye göstermediniz? Mesela ‘Ucube’ yıkılırken ‘Mahalle baskısı’ anlayışınız neredeydi teferruatına girmiyorum bile.

Gelelim Gökbakar meselesine... Emek Sineması yürüyüşünde ve 1 Mayıs’ta onca sinemacı (daha önce de yazmıştım, başta 70’li yaşlara merdiven dayamış Erden Kıral ve Genco Erkal olmak üzere) meslektaşı biber gazına, tazyikli suya boğulurken yaşatılan şiddete destek çıkan bir ismin ‘Ekmeğiyle oynamak’la suçlanıyorum. Bu suçlamadan dolayı üzüldüğümü söyleyemem, çözüm olarak da “Beyefendi pasta yesin”i öneririm. Başta ‘Star’cılar olmak üzere Gökbakar’a polis şiddetini destekledi diye arka çıkanlara da “Buyurun sizin olsun, Holosko artı bir miktar para bile istemem” demekten başka çarem yok. Bu arada gerçekten ideolojik seçimlerden dolayı ‘Ekmekle oynamak’ ya da ‘Tehdit etmek olsaydı’ mevzu, benzer bir düşünceyi ‘Hür Adam’ ya da ‘Eşrefpaşalılar’ gibi filmler üzerinden de üretmem gerekmez miydi? İsteyenler o filmlerle ilgili yazılarıma göz atabilir, bu konuda müsterihim. Gökbakar’ın kendisine gelince; mesela Elia Kazan büyük bir yönetmendi ama ‘McCarthy dönemi’nde sinema camiasındaki arkadaşlarını ispiyonlamıştı. Gökbakar bence şu an itibariyle Kazan’ın kötü yönlerini almış gibi görünüyor. Ya iyi yönünde ne yapacak? Onun için daha kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor derim.