scorecardresearch.com

Aralık ayında ne oldu?

17/02/2012
Komplo kuramı geliştiren siyasetçiler umarım ödemeler dengesi sayılarına kafa yormayı da dener.

Yakın geçmişte mali piyasalardaki gelişmelere getirilen açıklamalar, veriler yayımlandıkça boşa çıkıyor. Bu verilerin başında da ödemeler dengesi verileri geliyor.
Özellikle ağustos-aralık arasındaki dört aylık dönemde, döviz kurlarının yükselmesindeki ana nedenin spekülatif olduğu, ‘hükümeti politik açıdan zor durumda bırakmaya yönelik’ bir hareket olduğu iddiaları dile getirilmişti. Ak Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli üç hafta önce BloombergHT kanalında; bir banka ya da kuruluşun, döviz piyasasına ‘açık pozisyonu olmadığı halde’, ‘reel bir talep olmadığı halde’ baskın bir alıcı olarak girmesinin, ekonomik kurallarla izah edilemeyeceğini, bunun kural ihlali olduğunu, gereken idari tedbirin alınacağını anlatmıştı.
Ağustos ayından itibaren görülüyordu ki; cari açığı kapayacak kadar finansman ülkeye gelmediği için döviz kurları üzerine baskı oluşmuştu, rezerv kaybının ve Merkez Bankası’nın döviz satmasının ana nedeni de buydu. İthalat ödemeleri ile borç geri ödemeleri için şirketlerin ya da bankaların döviz ihtiyacının olması çok doğal. Döviz alması da. Böyle dönemlerde döviz kurunda hareket olması da çok doğal. Oysa Merkez Bankası’nın herhangi bir spekülatif atağı karşılayacak yeterli rezervi de vardı. Bunu abartıp ‘hükümeti düşürmeye dönük’ komplolara yormak, dillendirmek de büyük bir zafiyetti. 

Sayılar ne diyor?
Nitekim önceki gün aralık ayına ait ödemeler dengesi verileri yayımlandı. Buna göre, aralık ayında 6.5 milyar dolarlık cari açığa karşılık, ülkeye gelen finansmanın sadece 1.3 milyar dolar olduğu ortaya çıktı.
Yaklaşık 3 milyar dolar doğrudan yatırım girişi, 3 milyar dolara yakın portföy yatırımı girişine karşın net finansman 1.3 milyar dolar olmuştu. Merkez Bankası 5.3 milyar dolar rezerv kaybına uğramıştı. İkincisi, bankacılık sisteminin 4.8 milyar dolarlık bir geri ödeme yaptığı da anlaşıldı. Belleklerimizi tazeleyelim; Merkez Bankası aralık ayının son iş gününde bankalara doğrudan müdahale ederek 1.9 milyar dolar satmıştı. Aralık ayındaki döviz satım ihaleleri ile satılan 2.6 milyar dolar da hesaba katılırsa Merkez Bankası’nın piyasaya sattığı toplam döviz miktarı 4 milyar 470 milyon dolar olmuştu. 

‘Sıcak para’ kesildi
Ağustos-Aralık dönemindeki kısa vadeli sermaye (sıcak para) girişi toplam 4.3 milyar dolar olmuş. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemindeki 17.5 milyar dolarlık girişin dörtte biri. İşte bu girişler kesilince, döviz kuru da yukarı doğru hareketlenmiş oldu.
Bu ödemeler dengesi tablosuna bakanlar, spekülatif bir hareketin izini görebiliyorlar mı? Hayır. Komplo kuramı geliştirip, ‘idari önlem’ alınacağını söyleyen siyasetçiler umarım ödemeler dengesi sayılarına ve yapısal sorunlara kafa yormayı da dener.
Bir başka ayrıntı da, yüksek faiz takıntısı ile ilgili. Ocak-Nisan dönemindeki 4 ayda ortalama tahvil faizi İMKB’de yüzde 8.32 iken ülkeye gelen tahvil yatırımı 14.6 milyar dolar olmuş. Ağustos-Aralık dönemindeki son 4 ayda ise ortalama tahvil faizi yüzde 9.43 olurken ülkeye gelen tahvil yatırımı 4 milyar dolar olmuş. Portföy yatırımlarının girişi için cazibe yaratan yüksek kur ve faizin her ikisinin de geçerli olduğu dönemdeki tahvil yatırımlarının görece düşük olması anlamlı. 

http://www.radikal.com.tr/107898910789890

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.