scorecardresearch.com

İran evdeki hesabı karıştırdı mı?

İran'la olan ticaret ve sonrasındaki işlemlerin ilgili otoritelerce yanıltıcı amaçla hesaplara kaydedildiğini sanmıyorum.

Bu yıl ilk altı ayda Türkiye’ye ithal edilen altın miktarı İstanbul Altın Borsası (İAB) kayıtlarına göre 59 ton oldu. Oysa geçen yıl aynı dönemde ithal edilen altın miktarı 23 ton olmuştu. Üç kata yakın artışın ana kaynağını artık biliyoruz: İran’ın altın sevkıyatı.
İAB’nin geçen hafta açıkladığı temmuz ayı altın ithalatı ise 35 ton idi. Yani Türkiye ilk altı ayda ithal ettiği altının yarısından fazlasını temmuz ayında ithal etmişti. Böylece 7 aylık altın ithalatı 94 tona ulaştı. Geçen yıl aynı dönemdeki ithalat 33 ton, tüm yılın toplamı ise 79 tondu. Temmuz ayı verileri de büyük bir olasılıkla İran’a yapılan altın sevkıyatının olanca hızıyla devam ettiğini gösteriyor. 

Halkbank’ın kârı arttı
Türkiye bu işten para kazanıyor. İşte Türkiye Halk Bankası’nın bilançosu; bankanın toplam mevduatı yıl sonundan bu yana altı ayda 66 milyar TL’den 78 milyar TL’ye yükselmiş. Kârı da 2011 Haziranı’nda 1 milyar TL civarındayken bu yılın altı aylık döneminde 1 milyar 250 milyon olmuş. Malum İran’dan satın alınan gaz bedelleri dolar olarak, petrolün bedeli de TL olarak İranlıların banka hesabına yatırılıyor. Halk Bankası’ndaki vadesiz yurtdışı bankalar mevduatı ile yurtdışında yerleşik kişilere ait döviz hesaplardaki belirgin şişme buna işaret ediyor. Halk Bankası’ndaki yurtdışı bankalara ait vadesiz hesapların toplamı 4.5 milyar TL karşılığına ulaşmış. Bu tutarın bir yıl önce 1.2 milyar olduğunu not düşelim. Faiz ödenmeyen böyle büyük bir mevduat hesabı, Halk Bankası’nın kârında da doğal olarak yüzde 20’lik bir artışa yol açmış.
İran’ın Türkiye’ye sattığı petrol ve gazın bedelinin İran’a altınla ödendiği nereden çıktı bilmiyorum ama kulaktan dolma olduğu açık. İran, Halk Bankası’ndaki hesabına TL ve dolar olarak yatan parasını altına çevirip kendi ülkesine sevk ediyorsa kim ne diyebilir?
Dolayısıyla “İran’a ödeme altınla yapılıyor; hem de bu, ihracat olarak gösteriliyor. Milli gelir ve ödemeler dengesi hesapları şaşırtılıyor” biçimindeki bir eleştiri çok da yerinde değil. Bu ticaret ve sonrasındaki işlemlerin ilgili otoritelerce yanıltıcı amaçla hesaplara kaydedildiğini sanmıyorum. 

Kafalar niye karıştı?
Önce ödemeler dengesine bakalım. İran’dan alınan petrol ve doğalgazın bedeli Halk Bankası’na yatırılmış ise iki kaleme kayıt yapılacaktır: İthalat kalemine ve finans hesabına. Finans hesabında yurtdışı bankalar ya da kişilere ait olan döviz ya da TL mevduat (yükümlülük artışı) kaydı yapılacaktır. İthalat çıkış, mevduat giriş kaydı demektir. Bu hesabın İranlıların mevduat hesabı olduğunu dikkate alırsak, İranlılar bu hesaplarından ödeme yaparak altın ithal edebilirler. İki kalem de çıkış kaydı demektir. Bu defa, hem ithalat hem de finans hesabından çıkış olarak kayıt yapılacaktır. Son aşamada ise İranlıların Türkiye’den ithal ettikleri altını kendi ülkelerine sevk etmek istediklerinde yani ihraç ettikleri durumda, bedelini ülkeye getirmeleri beklenemez. Kayıtlarda ihracat görünse de bedeli ülkeye gelmeyecektir. Kambiyo mevzuatında ihracat bedelinin ülkeye getirilmesi şartı yok artık. Ya da İranlılar ihraç ettikleri altınların bedelini, daha önce aynı altınları ithal ettiklerinden bedelini mahsup da edebilirler. Böylelikle çıkışlar girişlerden bir fazla olur, yani ithalat yapmış parasını da transfer etmiş gibi bir nihai sonuç ortaya çıkar. Son bir olasılık: Gerçekten de ihraç altının bedeli ülkeye gelmiş olabilir, ilk duruma geri dönülmüş olur. Yani enerji ithalatı yapılmış, parası da mevduat olarak ülkede duruyor demektir.
Teknik olarak, TÜİK’in de açıkladığı gibi; nasıl ki altın ülkeye girerken ithalat olarak görünüyorsa çıkarken de ihracat olarak görünüyor. Bu çok normal. Sadece yukarıdaki gibi bir ödemeler dengesi muhasebesi yürütmek gerekiyor. Bu durumda, “İthal ettiğimiz gaz ya da petrolün bedelini altın olarak ödüyoruz, bir de ihracat olarak kaydediyoruz” biçimindeki argüman anlamlı olmaz. Aradaki aşamalara da bakmak gerekir.Milli gelire etkisi de çarşambaya.

http://www.radikal.com.tr/109632310963231

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Subjektik ihracat - Kayabaş

Abi yazılarını ve tweetlerini dikkatle takip ediyorum ancak bu konudaki anlatımını ikna edici bulmadım. Nihayetinde ihracatın artması bana subjektif geliyor. Altın ihracatını düşerek( arındırarak) yapılan ihracat oranları kötü durumda, al-sat (hiçbir değer katmadan), sadece konjoktürel koşullardan yararlanılarak yapılan bir ihracatın katkısı vadesiz mevduat karı dışında ne olabilir?