scorecardresearch.com

İran'ın petro-liraları altın oldu!

İstatistiklere yansıyan her şey, 'herkesin bildiği sır' halini alıyor.

İran’a ihracat patlaması ve altın ihracatındaki patlamanın nedensellik ilişkisi aralanıyor. Yeni haber ve bilgilerle anlaşılıyor ki; İran’dan yapılan ham petrol ithalatının bedelleri, yurtiçinde bir bankadaki hesaba yatırılıyor, hesabında parası biriken İran da, bankaya verdiği ‘müşteri talimatıyla’ altın satın alıyor. Altınlar Türkiye’ye getiriliyor (ithalat), sonra da İran’a sevk (ihracat) ediliyor.
Malum, Mart 2011-Mayıs 2012 arası dönemde dış ticaret verilerine yansıyan bir farklılık vardı. O da, önce Türkiye’nin altın ithalatının hızla artması, sonra da ihracatının hızla yükselmesi idi. Bu tabloya eşlik eden bir başka nokta da, İran’a yapılan ihracatın hızla ‘eşik atlaması’ idi. Öyle ki, İran’a geçtiğimiz yıl aynı ayda ortalama 267 milyon dolarlık bir ihracat yaparken, bu yıl ani bir artışla mayıs ayında 1.6 milyar dolarlık bir ihracat yapmıştık.
Benim hesabıma göre; Mart-Mayıs 2012 arasındaki üç aylık dönemde, kabaca 3 milyar dolarlık altın (58 ton), İran’a ihraç edilmişti. Buna ‘sevk edildi’ demek daha doğru. Döviz olarak (TL ya da dolar) bulundurduğu mevduat altına çevrilmiş, bu da İran’a gönderilmişti.

Petro-lira
İlk tahminim, bu operasyonla İran’ın uluslararası bankalarda bulunan döviz varlıklarının altına çevrilmesi söz konusuydu. Ancak 8 Temmuz günü Vatan gazetesinde yer alan Ufuk Şanlı’nın haberine göre; “İran’dan TÜPRAŞ kanalıyla yılda ortalama 8 milyon ton ham petrol ve BOTAŞ üzerinden 8 milyar metreküp doğalgaz ithal eden Türkiye, satın aldığı ürünlerin parasını Halk Bankası’nda açılan bir hesapta tutuyor. Petrol ve doğalgaz paraları daha sonra aylık taksitlerle İran Merkez Bankası’na transfer ediliyor”. Şanlı, Türkiye’nin İran yönetiminin talebi üzerine bir süredir ödemelerini fiziki altın olarak yaptığının Ankara’da konuşulduğunu aktarıyordu.
Önceki gün Enerji Bakanı Taner Yıldız da, “İran ile yapılan petrol ve doğalgaz ticaretinde ödemeyi anlaşmada yer alan para birimleri üzerinden yapıyoruz. TÜPRAŞ anlaşma gereği lira, BOTAŞ ise dolar ile ödeme yapıyor” dedi. Altınla ödeme yoktu.
Şanlı’nın haberi ve Bakan Yıldız’ın açıklaması çelişkili değil.

Haziranda da devam?
İran’ın ihraç ettiği petrol ve doğalgazın parası, akreditif ve ödemenin aracılığının yapıldığı Halk Bankası’nda ya da başka bir bankada tesis edilen mevduat hesaplarında birikmiş olabilir, en azından TL bölümü. Madem ki İran ile Türk merkez bankaları arasında bir swap anlaşması yok; TL ödemesinin bir Türk bankasındaki mevduat hesabına yatırıldığı çok açık. Bunun tutarı da; yıllık 8 milyon ton ham petrol karşılığı olduğuna göre kabaca 5 milyar dolar karşılığı TL ediyor. İşte İranlılar, istedikleri anda bu tutarları dolara ya da altına çevirmiş olabilir. Normal bir müşteri-banka ilişkisiyle, yatırım yapıyormuş gibi. İranlılar, hesaplarında biriken TL ya da dolarları kullanarak, bankadan kendilerine altın alınmasını istemiş, sonra da bu altınları fiziksel olarak bir süre banka kasalarında tutmuş olabilir. Sonra da bu fiziksel altınların, olasılıkla külçe altın formunda ülkelerine sevkıyatını yaptırmış olabilirler. Bunların, banka-müşteri ilişkisi içinde özel bir sır içerdiğinden açıklanması beklenemez. Ama istatistiklere yansıyan her şey ‘herkesin bildiği sır’ halini alıyor.
Bazı öncü veriler, haziran ayında da fiziksel altın hareketliliğinin devam ettiğini gösteriyor. İstanbul Altın Borsası verilerine göre; haziran ayında yapılan altın ithalatı 23.9 ton oldu. Bunun karşılığı yaklaşık 1.2 milyar dolar. Oysa İAB verilerine göre 2011 yılında ocak-haziran arası dönemde yapılan altın ithalatı toplam 23.3 tondu! Uluslararası ödeme sisteminden soyutlanan İran, Türkiye’de bulunan mevduatlarını kullanarak altın satın almaya devam ettiğini düşündürüyor.

http://www.radikal.com.tr/109379410937941

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

ilginç bir yazı... - moral

Sizin yorumlarınızı dikkatle takip ediyorum. Yanıldığınıza fazla rastlamadım. İran ve Altın konusu biraz tedirgin edici bir konu. Bu konuda bu denli açık bir yazı yazmanız takdire şayan. Yazılarınızın devamını dilerim:)