scorecardresearch.com

Beş şehir, iki dil, bir de bavul

15/10/2009
Antalya'da galası yapılan Onur Ünlü'nün yeni filmi 'Beş Şehir' özellikle klipvari finaliyle akılda kalıyor. Daha vizyona girmeden kültleşen 'İki Dil Bir Bavul' ise ününü hak ediyor
Beş şehir, iki dil, bir de bavul

Onur Ünlü, ‘Beş Şehir’de Bülent Emin Yarar, Şebnem Sönmez, Beste Bereket gibi tanınmış isimlerin de yer aldığı kalabalık bir kadroyla çalışmış. 
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN


ANTALYA - Antalya’da sinemasal hayat AKM’yle (Evet burada da Atatürk Kültür Merkezi var ve en azından şimdilik yıkımdı, restorasyondu tartışmalarının uzağında, rahat ve huzurlu günler geçiriyor,) alan kapsamı dahilindeki Portakal Cafe’de nefes alıp vermeye devam ediyor. Çünkü burası ‘Ulusal Yarışma Filmleri’nin gösterildiği, akabinde tartışmaların yaşandığı bölge. Şu ana kadar ‘görücüye’ (bu toplama jüri, seyirci ve sinema yazarları dahildir) çıkan film sayısı sekiz oldu. Önceki günkü izlenim yazılarında ‘Usta’, ‘Başka Dilde Aşk’, ‘Bornova Bornova’, ‘Uzak İhtimal’, ‘Babam Büfe’ ve ‘Deli Deli Olma’ya göz atmıştık, bugünkü mönüde ise ‘Beş Şehir’ ve ‘İki Dil Bir Bavul’ var.
Onur Ünlü, ‘Polis’le tanınan, ‘Güneşin Oğlu’ ve bir parça ‘Çocuk’la da hatırlanan genç kuşak yönetmenlerden. ‘Beş Şehir’ ise onun bu hesapla ‘üçbuçuk’uncu filmi. Doğrusu Ünlü’nün son çalışmasının ismi neyi işaret ediyor, çok net kestirmek mümkün değil. Öykü, beş ayrı karakter etrafında biçimlense ve sırasıyla, her birine uğrayıp sonuçta birleşse de, mekânların ‘beş şehri’ kapsadığını iddia etmek pek de mümkün. Ama ismin elbette ki yönetmence bir açıklaması var; ki buna da sonradan döneriz.

‘Kedidir kedi’
Filme göz atarsak; ‘Aydın’, ‘Osman’, ‘Şevket ve Kedi’, ‘Tevfik Öğretmen’ ve ‘Dilek’ başlıklarından oluşan, epizodvari bir mantıkla ilerleyen yapıma genel olarak ölüm vurgusu hâkim. Her biri kendince yaralı bu karakterler, eninde sonunda Azrail’le hesaplaşma aşamasına geliyorlar. Ünlü’nün absürdle her türlü flörte açık anlatımı, zaman zaman son derece zekice, zaman zaman da vasatlıkla ve dahi demodelikle seyreden diyaloglar (mesela ‘Dallas’ ve Cliff Barnes esprilerini, neredeyse 20 yıl önce Metin Üstündağ, Limon dönemi’nde yapıyordu) eşliğinde ilerlerken film, asıl kıvamını özellikle klipvari olarak da algılanabilecek ama yine de baştan sonra yönetmen kumaşını hissettiren final bölümünde buluyor. Elbette burada, Ahmet Kaya faktörü de önemli (çünkü bir yandan soundtrack’ten Kaya’nın ‘BeniVur’ adlı parçası yükseliyor). Öte yandan Ünlü’nün ilk hikâyede kendi filmi ‘Polis’e yaptığı gönderme esprili, ince ve yerinde ama ikinci tekrarda aynı etkiyi yaratmıyor. Ama yönetmendeki ‘Polis takıntısı’nı, Türk olmanın olağan bir dışavurumu olarak da ele alabiliriz. Ayrıca üçüncü hikâyedeki ‘Kedi’ motifi de, bir noktadan sonra pandomime dönüşüyor.
Ünlü, film sonrası sohbet toplantısında ‘Beş Şehir’ ismine ilişkin, yapıtında beş şehri değil ama beş insanı anlattığını, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ünlü eserinin özellikle ismini çok sevdiği için de, kullanmakta bir sakınca görmediğini belirtti. Metaforlarla örülü absürd bir sinemaya meyilli bir yönetmen için, makul bir açıklama. Öte yandan filmdeki ölüm temasına ilişkin de Ünlü, “Ölümü hep hatırlamamız lazım. O her an bizimle. Bu yüzden de ölüm fikrinden dolayı daha az kötülük yapmalıyız” yorumunda bulundu. Lakin zaten insanlığın da trajedisi, problemi ve dahi çelişkisi bu değil mi? âdemoğlu, ayağa kalktığından beri ‘Bile bile lades’ demiyor mu? Bir başka deyişle ‘Ölüm Allah’ın emri, kötülük olmasaydı’.
Sonuç? ‘Beş Şehir’e ilişkin finaldeki sinemasal güzelliklerin keşke bütün bir filme yayıldığı bir çalışma olsaydı demekten başka çaremiz yok.

Öğretmenim, canım benim
Günün ikinci filmi ‘İki Dil Bir Bavul’ ise, vizyona girmeden kendi çapında ‘kült’leşen bir yapım oldu. Orhan Eskiköy ve Özgür Doğan’ın ortak çalışması, genç bir öğretmenin meslek hayatının ilk yılında atandığı bir Kürt köyünde, minik öğrencilerle yaşadığı binbir çeşit problemi anlatıyor. Bu ‘binbir çeşit’ ifadesinin içine kültürel, sosyolojik, etimolojik her türlü şey giriyor. Son derece sade, son derece gerçekçi, son derece hüzünlü ve son derece de komik bir yapıya sahip ‘İki Dil Bir Bavul’, ilk kez İstanbul Film Festivali’nde, ardından Adana Altın Koza’da gösterilmiş ve burada Yılmaz Güney Ödülü ve ‘SİYAD En İyi Film Ödülü’nü almıştı. Antalya’dan da ödülle döner mi bilinmez, ama burada da çoktan ‘Gönüllerin ödülü’nü aldığı kesin. Film, önümüzdeki hafta vizyona girecek ve artık festival izleyicilerinin dışında, bütün bir Türkiye’de, sinemaseverlerle buluşacak. Umarız, festival izleyicileri kadar ülke çapında da benzer bir ilginin ve sevginin muhatabı olur. Bu da bir eleştirmenden çok sinemasever dileğidir...
Dördüncü günün özeti de böyle diyerek, önümüzdeki ‘yarışma’ filmlerine bakalım derim...

http://www.radikal.com.tr/9592509592502

YORUMLAR
(2 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

İki dil bir Bavul Hakkında - murti_show

bu filmi aylar önce radikal gazetesinde sayın Yıldırım Türker'in bir yazısında rastladım. filmin ne zorluklarla çekildiğini, neler anlatmak istediklerini ve filmi gerçekleştirme hayali kuran iki odtü mezunu sinemaseverin sinemaya ilk adım atışını okumuştum.. Altın koza festivalinde ise ödül kazandıktan sonra izleme fırsatı buldum. Türkiye gerçeğini anlatan ender yapımlardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim .Yeni nesil sinemacıların çok sağlam geldiğini belirtmek isterim. Kazandığı ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. Umarım AltınPortakal festivalinde de başarılı olurlar. Genç yönetmenlerin yollarına devam etmesi için bu başarıların gerekli olduğunu düşünüyorum. Gelecek hafta gösterime girecek bu filmi tekrar izlemek için sabırsızlanıyorum. Ayrıca genç sinemacılara filmlerini izleyerek katkı yapılması gerektiğine inanıyorum.

filmin performansı hakkında, - aysenozbay

filmde rol alan oyunculardan bülent yarar, şebnem sönmez, tansu biçer, beste bereket ve diğer oyuncuların göstremiş oldukları performanslar ve cenap oğuz'un yapmış olduğu filim müziğinin de oldukça etkileyici olmasına rağmen filmin bitim sahnesinin de aynı müzik kullanılmadığından sonuç etkileyici olmamıştır. yinede bu filim gerek oyuncuları gerekse müziği ile altın portakal ödüllerine adaydır.