Ağırlık merkezindeki hızlı değişim

Türkiye'nin geçirmiş ve geçirmekte olduğu dönüşümler, dünya çapında meydana gelen çok daha büyük ve derin bir dönüşümden güç alıyor.

Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin zengin Batı’dan gelişmekte olan Doğu’ya doğru kaydığını daha önce de yazmıştım. 1950’lerde başlayan bu süreç, 2008 dünya krizinde büyük bir hız kazandı. Çünkü 2008 krizi esas olarak zengin Batı ülkelerinin kriziydi. Gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızı, gelişmiş ülkelerin kat kat üzerine çıkarken dünya ekonomisinin ağırlık merkezi de son sürat Amerika ve Avrupa’dan Asya’ya doğru kayıyor. Fakat geçen hafta McKinsey Global Institute tarafından hazırlanan bir çalışmayı görünce değişimin boyutunun ve hızının ne kadar muazzam olduğunu fark ettim. 

1 milyar yeni tüketici 
Urban world: Cities and the rise of the consuming class başlıklı bu çalışma 2010-2025 arasında dünya ekonomisinde meydana gelecek değişimi, 440’ı gelişmekte olan ülkelerde yer alan 600 kentin demografi ve harcama eğilimi analizi çerçevesinde ele alıyor. Çalışmaya göre, hızlanan kentleşme ile birlikte 2010-2025 yılları arasında dünya ekonomisindeki büyümenin yüzde 47’sini, 25 trilyon dolar ile gelişmekte olan ülkelerdeki 440 kent sağlayacak.
Bu 15 yıl içinde dünyada belli bir harcama kapasitesine sahip 1 milyar yeni tüketici ortaya çıkacak. Bunların 600 milyonu gelişmekte olan ülkelerde yaşayacak. Bu yeni orta sınıflar tüketimden yatırıma, altyapı projelerinden konut inşaatına bir dizi alanda güçlü bir talebin ortaya çıkmasına yol açacak. Mesela inşaat sektöründe bugünkü bina alanlarının yüzde 85’ine karşılık gelen bir talep ortaya çıkacağı hesaplanmış. Metodoloji ve detaylar için orijinal çalışmaya McKinsey Global Institute’un web sitesinden ulaşmak mümkün. 

Güç yer değiştiriyor 
Değişimin hızı da çarpıcı. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi 19. yüzyıl başlarına kadar Asya’daydı. Daha sonra Sanayi Devrimi ile birlikte dünya ekonomisinin merkezi giderek batıya kaydı. Şimdi ise tam tersi bir süreç işliyor. McKinsey çalışmasında yer alan bir harita, ekonomik gücün tarihte görülmemiş bir hızla yer değiştirdiğini ortaya koyuyor. Değişim özellikle 1980’lerden sonra çok hızlandı. Çalışmaya göre dünya ekonomisinin merkezi yılda 140 km. hızla doğuya ve güneye doğru hareket etti. Sanayileşme ve kentleşmenin Çin’de yol açtığı dönüşüm, Sanayi Devrimi sırasındaki İngiltere’yle karşılaştırıldığında 10 kat daha hızlı, 100 kat daha büyük.
Dünya ekonomisindeki güç kaymasını gösteren harita, son iki yüzyıl içinde Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm açısından da çok ilginç. Dünyanın ağırlık merkezinin hızla doğudan batıya kaydığı 1820-1913 döneminde bir doğu imparatorluğu olan Osmanlı da çözülüyor. Osmanlı’nın son dönem, Cumhuriyet’in ilk dönem yöneticilerinin bizzat şahit oldukları bir süre içinde 3 kıtaya yayılmış koca imparatorluktan geriye Anadolu ve Trakya’nın bir parçasından başka bir şey kalmıyor. Bu travmanın izlerini uzun bir süre yaşıyoruz. Hem Osmanlı’nın çöküşü hem de yeni Cumhuriyet’in yüzünü batıya dönmüş olması, dünyanın ekonomik merkezindeki kayma ile örtüşüyor.
 
Şu son 10 yılda yaşadığımız parlak performans da yine dünyadaki değişimle birlikte düşünülebilir. Türkiye’deki dönüşümün temellerinin hangi noktada atılmış olduğu ve Özal’ın, Kemal Derviş’in ya da Erdoğan’ın bu dönüşümdeki paylarının büyüklüğü tartışılabilir. Ama kesin olan bir şey varsa Türkiye’nin geçirmiş ve geçirmekte olduğu dönüşümlerin, dünya çapında meydana gelen çok daha büyük ve derin bir dönüşümden güç aldığıdır.



Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin seyri (MS 1-2025)