Çözüm, işçi ücretlerinde artış

Düşen gelirler ve artan işsizlik üzerine biraz daha tasarruf tedbirleri almaya kalkan hükümetler birbir iktidardan düşüyor.

Birçok Avrupa ülkesi işsizlik ve ekonomik daralmanın pençesinde. Geçen gün açıklanan AB Komisyonu bahar dönemi büyüme tahminlerine göre Euro Bölgesi 2012 yılında yüzde 0,3 daralacak ve işsizlik oranı da yüzde 11 olacak. Enflasyon ise 2013’te yüzde 2’nin altına düşecek.
Sonbahar tahminlerine göre daha karanlık hale gelen tabloda Yunanistan yüzde 4,7, Portekiz yüzde 3,3, İspanya yüzde 2,5, İtalya yüzde 1,5, Hollanda yüzde 1,4 ve Fransa yüzde 0,1 daralıyor. İşsizlik İspanya’da yüzde 25’e, Yunanistan’da ise yüzde 20’ye dayandı. Daha vahimi gençler arasındaki işsizlik oranı: Gençler arasında işsizlik oranı İspanya ve Yunanistan’da yüzde 50’yi, Portekiz, İtalya ve İrlanda’da ise yüzde 30’u aştı. Yunanistan’da ilk kez iş arayanlar arasında işsizlik yüzde 54’e dayandı.
Bu vahim tabloya rağmen bir de yüksek bütçe açıkları ve kamu borçları gerekçesiyle birçok AB ülkesinde kemer sıkma politikaları uygulanıyor. Daralan bir ekonomide kemerleri biraz daha sıkmanın bu ülkeler için ne gibi ekonomik sonuçlar doğurduğu tartışıladursun, siyasi sonuçlarını geçen haftalarda hep beraber gördük. 

Kemer sıkmanın siyasi sonuçları
Düşen gelirler ve artan işsizlik üzerine biraz daha tasarruf tedbirleri almaya kalkan hükümetler birbir iktidardan düşüyor. Hollanda’da istifa etmek zorunda kalan hükümetten sonra Yunanistan ve Fransa’da yapılan seçimlerde halk sıkı ekonomik politikalara destek vermediğini ortaya koydu. İngiltere’de ve İtalya’da yapılan yerel seçimlerde de iktidar partileri cezalandırıldı.
Avrupa’da solun net olarak yükselmeye başlaması, ekonomik politikaları da etkileyecek gibi gözüküyor. Şu son bir hafta içinde Avrupa’da ibre sıkı maliye politikasından büyüme politikalarına döndü. Yunanistan’daki duruma bakınca Avrupalı siyasetçilerin niye panikleyip bir anda büyüme dostu kesildikleri anlaşılıyor.
Yunanistan’da tasarruf tedbirlerine karşı olan seçmenin oyları yüzde 70’e dayandı. Ancak bu siyasi sonuç, ekonomik durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirdi. Yunanistan borucunu çevirebilmek için IMF, AMB ve AB’den gelecek borca muhtaç. Bu borcun gelmesinin ise bir önkoşulu var: 11.5 milyar euroluk ilave tasarruf tedbiri almak.
Şu anki duruma göre Yunanistan 30 Haziran’a kadar bütçede GSYH’nin yüzde 5,5’ini bulan bu kesintiyi yapmazsa taze para gelmeyecek, para olmayınca borçlar ödenemeyecek, borçlar ödenemeyince Yunan hükümeti iflas edecek ve Yunanistan eurodan ayrılacak. Bunun euronun topyekûn çökmesine giden bir dizi gelişmeyi tetiklemesi ihtimali de var. (Yunanistan’ın eurodan ayrılacağını tahmin edenlerin oranı yüzde 50’yi aşmış durumda.)
Avrupa ekonomisinin ve siyasetinin geldiği noktada, ekonomiyi daraltacak politikalara karşı çıkmak ve büyümeyi hızlandıracak politikaları savunmak sadece sol değil, sağ siyaset açısından da farz oldu. Ama esas mesele büyümenin nasıl hızlandırılacağı. 

Başka bir politika mümkün
Sağ siyasetçilerin önerisi yapısal reformlar, yani borç sıkıntısı yaşayan ülkelerde girişimciliği özendirmek, rekabet gücünü arttırmak ve işgücü piyasalarını esnekleştirmek. Sizin için bunu iktisat jargonundan günlük dile tercüme edeyim: Ücretlerin düşürülmesi, işten çıkartılmaların kolaylaştırılması, çalışma sürelerinin uzatılması.
Ama başka bir çözüm de mümkün: Almanya içeride daha fazla tüketimi teşvik ederek sorunlu ülkelerden yaptığı ithalatı arttırarak bu ülkelerde büyümeyi hızlandırabilir. Almanya’nın tüketimini hızlandırmasının bir yolu var: İşçi ücretlerini arttırmak.
Bütün bu gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkilerine gelince... Bir zamanlar 2008 küresel krizinin teğet mi geçtiğini, delip mi geçtiğini tartışmıştık hararetle. Küresel krizin finansal etkilerini bırakın bir kenara; yaratacağı ekonomik ve siyasi dalgaya bakın. Daha bir şey görmedik; bundan sonra göreceğiz. Avrupa’da solun yükselmesini iyi izleyin. Bu dalga Türkiye’yi de etkileyecek.