Devlet eliyle değil, devlete rağmen

Çorum'un ekonomik gelişiminin tarihi, Türkiye'de burjuvazinin gelişimini anlamak açısından önemli ipuçları sağlıyor.

Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), Türkiye’nin temel ekonomik sorunlarından biri olan bölgesel kalkınma konusunda önemli projelere imza atıyor. Bu projelerden biri olan ‘Yerel Dinamikler’ çalışması, illerin ekonomik görünümlerini ve kalkınma perspektiflerini ortaya koymayı amaçlıyor. Bu proje hem bölgesel gelişme farklılıklarının azaltılması hem de genel olarak Türkiye’nin büyüme sürecindeki aksaklıkların aşılması açısından önemli.
‘Yerel Dinamikler’ toplantılarının ilki, Çorum’da yapıldı. ‘Anadolu Kaplanları’ arasında anılan Çorum’un ekonomik gelişmesi, 2002 sonrası Türkiye’nin ekonomik modeline ve Anadolu sermayesinin gelişimine ışık tutuyor.
Ekonomik ve sosyal göstergeler, Çorum için pek de parlak bir resim çizmiyor. En dikkati çeken gösterge nüfusun geriliyor olması. Özellikle iyi eğitimli gençler Çorum’u terk ederek büyük kentlerin yolunu tutuyor. Özellikle eğitim ve gelir seviyesinin düşüklüğü dikkati çekiyor.
Buna karşılık, kent makine ihracatı ve anahtar teslim fabrika üretimi ile herkese parmak ısırtıyor. Göstergelerin Çorumu ile başarı öykülerinin ortaya koyduğu Çorum arasında dünyalar kadar fark var. Dış ticaretten istihdama, kredi artış hızından eğitime neredeyse tüm göstergelerdeki artış hızı Türkiye ortalamalarının çok üzerinde. Bu da Çorum’un makûs talihini yenmekte olduğunun işareti. 

Devletçi ekonominin mağduru
Çorum’un ekonomik gelişiminin tarihi, Türkiye’de burjuvazinin gelişimini anlamak açısından önemli ipuçları sağlıyor. Çorum ekonomisi cumhuriyetin kuruluşundan sonra sürekli bir gerileme içinde.
Bu gerilemenin başlıca nedeni cumhuriyetin kuruluş dönemine damgasını vuran devletçi ekonomi anlayışı. Çorum, devlet yatırımlarından ve teşviklerden pay almayan, gölgede kalan Anadolu kentlerinden biri olmuş. Çorum’a tüm tarih boyunca sadece 2 adet kamu yatırımı yapılmış: Bir çimento, bir de şeker fabrikası. Bırakın demiryolunu, 1970’lere kadar doğru düzgün karayolu bile yok. Türkiye’de pazar için üretimin hızla yaygınlaştığı bu dönemde Çorum’un üretimini bölge dışına gönderebilmesi sorunlu. Bu yüzden ildeki küçük üretici, ölçek ekonomisinden yararlanan batı illerindeki üreticilerle rekabet edemiyor ve ekonomide devletçilik egemen olduğu sürece Çorum gelişemiyor. 

Liberalizmin galibi
Çorum’un ekonomik görünümü Türkiye’nin devletçilikten uzaklaşmaya başladığı 1980’lerden sonra hızla değişmeye başlıyor. İlin ekonomik büyümesi Türkiye ortalamasının üzerine çıkıyor. Bu süreç özellikle 2000’li yıllardan sonra hızlanıyor.
Çorum’un gelişmesinde makine sektörü lokomotif işlevi görüyor. Kentte tarihsel olarak tuğla, kiremit ve un fabrikaları yaygın. Bu fabrikalardaki makinelerin tamiratı giderek kayda değer bir makine imalatı sektörünün ortaya çıkmasına yol açmış. Bugün kentin ihracatının %40’ı makine. Çorum’da ekonominin gelişimi mecburen akıntıya ters yönde şekilleniyor. Türkiye’de geleneksel olarak güçlü olan sektörler, İstanbul gibi eski merkezlerin hâkimiyetinde olduğu için Çorum’da gelişme şansı bulamıyor. Benzeri bir durum ihracat pazarları için de söz konusu. Yeni palazlanan Çorum sermayesi, İstanbul sermayesinin elinde olan AB pazarları yerine yönünü Sovyetler’in dağılmasından sonra açılan pazarlara ve Afrika pazarlarına çeviriyor. Çorum mucizesi, biraz da Türkiye’nin geleneksel sektörlerinin ve pazarlarının dışına odaklanılmasından kaynaklanıyor.
Devlet eliyle değil, devlete rağmen sağlanan bu başarı Türkiye’nin ekonomik gelişiminden bağımsız değil. Çorum’un başarı hikâyesi Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarı sağladığı 2000’li yıllara denk geliyor. Eğer Türkiye’nin ekonomik gelişimi sekteye uğrarsa Çorum’un da gelişimi sekteye uğrar. Eğer Çorum’un ekonomik mucizesi sürdürülemezse, bilin ki Türkiye’ninki de sürdürülemez.