Kolonlar çatlıyor

Galiba bu Türkiye'de hızlı ve sık değişimlerin, dönüşümlerin sonu yakın gelecekte gelmeyecek.

Taraf gazetesinden kurucu genel yayın yönetmeni Ahmet Altan ve yardımcısı Yasemin Çongar’ın ayrılması, neresinden bakarsak bakalım, sadece gazetede değil, sonuç olarak Türkiye’de bir dönemin sonuna işaret ediyor. Eski bir Taraf yazarı olarak Türkiye’nin son beş yılına damgasını vurmuş olan bu gazeteye ruhunu veren isimlerin ayrılmış olmasına çok üzüldüm. Ne olursa olsun, gazete devam etse de etmese de bir dönem kapandı.

2007’de askeri vesayete karşı başlayan süreçte, liberal, demokrat, sosyalist, Avrupa Birliği (AB) yanlısı kesimlerin iktidarla yapmış olduğu ittifak uzunca bir süre önce çatlamıştı. Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’ın Taraf’tan ayrılmış olması, demokratikleşme, yeni anayasa, Kürt sorununda demokratik çözüm, AB üyeliği yandaşlarının AKP iktidarından artık beklentilerinin kalmadığının ifşası. Belirli bir dönem yan yana gelen, aynı yöne evrilen ve bu nedenle Türkiye’de değişimi mümkün kılan bu dinamikleri bir arada tutan ortak zemin artık yok.

Türkiye’de artık yeni bir dönemden konuşmak gerektiği çok açık. Bu dönemin en belirgin özelliği, iktidarın üzerinde durduğu zeminin hızla zayıflıyor olması. Üstelik bu durum sadece siyasette değil, ekonomide de yaşanıyor. Bu nedenle şimdi görülenden, algılanandan daha derin izler, değişimler, dönüşümler görmemiz çok ama çok olası.

Tek tek çekilen tuğlalar, artık duvarda kocaman bir delik yarattı. Son tuğlanın ne zaman çekileceği, duvarın ne zaman çökeceği belli değil. Ama gidişat o yönde.

Orta sınıflar ve Anadolu sermayesi geriliyor

Büyümedeki yavaşlama da duvardan çekilen bir başka tuğla, hatta birkaç tuğla olarak görülmeli. Büyüme hızı 2011’in ilk çeyreğinden itibaren sürekli olarak düşüyor. Büyüme hızı yüzde 12’lerden yüzde 1,6’ya geriledi. Bu senenin ilk dokuz ayındaki büyüme hızı sadece yüzde 2,6. Yıl muhtemelen yüzde 3’ün altında bitecek; çünkü göstergeler yılın son çeyreğinde de büyüme hızının çok düşük olduğuna işaret ediyor.

Büyüme rakamlarına daha yakından bakınca aslında yavaşlama yüzde 1,6’lık rakamın söylediğinden de daha olumsuz koşullara işaret ediyor. Çünkü bu cılız büyüme tamamen kamu sektörüne ve dış talebe bağlı. Kamu sektörünün tüketim ve yatırım harcamaları yüzde 6 büyürken özel sektörde yüzde 3 daralıyor. Özel sektörün tüketim ve yatırımlarındaki azalma 2011 başından bu yana hızlanarak devam ediyor. Bu da AKP’nin dayandığı orta sınıf ve Anadolu sermayesi kolonlarında da çatlamalar olduğunu gösteriyor.

Özel sektörün tüketimi yüzde 0,5, yatırımları ise yüzde 11 azalıyor. Yeni yatırımlar azalırsa bunun sonucunda işsizlik oranının artması kaçınılmaz.

Şu anda büyümenin esas sürükleyicisi ihracat gibi gözüküyor olsa da ihracat başarısı dediğimiz şey, aslında İran’dan satın aldığımız doğalgazın altın olarak yaptığımız ödemesinin ihracat olarak kaydediliyor olması. Yoksa yüzde 13 olan ihracat artış hızı, altın ihracatını hariç tuttuğumuzda yüzde 4’e geriliyor. Kaldı ki altın ihracatını dahil ederek toplam ihracata baksak bile, artış hızı sürekli azalıyor.

2002-2006 döneminde yüzde 7,2 olan ortalama büyüme hızı 2007-2011 döneminde yüzde 3,5’e geriledi. Daha da geriliyor. Bu gerilemenin nedenleri, siyasi sonuçları itibariyle tamamen tali. Küresel krizin bu gerilemede payı olduğu yadsınamaz. Ama bu seneki performansın birçok Asya ve Latin Amerika ülkesinin gerisinde olduğu da bir başka gerçek. Her halükârda, ekonomideki yavaşlamanın nedenlerinin ne olduğu, insanların oylarının rengini belirleyen unsur değildir.

Bugün için belirleyici olan AKP’nin tüm kolonlarının çatlamış olmasıdır.