Teşvik sistemindeki soru işaretleri

Ben sana teşvik vereyim sen beni destekle diye çıkılan yolun sonu hem siyasetçiler hem de iş insanları için hüsran olur.

Teşvik paketi açıklanalı 10 gün oldu, daha hâlâ ortada konuşma ve sunumlar haricinde resmi bir belge yok. Bu nasıl iş anlamadım.
Çalışmalar tamamsa, niye resmi açıklamalar gelmiyor? Çalışmalar tamamlanmamışsa teşvik sistemi açıklaması niye geçen hafta yapıldı? Ne de olsa neredeyse bir yıldan beri konuşuluyor, bekleniyordu. Çalışmalar kesin tamamlanana kadar birkaç ay daha beklenirdi. Bir şey lazım gelmezdi. Çünkü bu teşvik sisteminin ana hedefi bugün yaşanan sorunları çözmek değil, ekonominin uzun vadeli yapısal sorunlarını çözmek. Zaten bütün teşvik sistemlerinin mantığı uzun vadelidir. Kısa vadeli sorunlar için başka ekonomi politikaları kullanılır.
Teşviklerin başlangıç tarihi konusunda spekülasyonlar hâlâ devam ediyor. Teşvik sisteminin belkemiğini oluşturan bölgesel sosyo-ekonomik gelişmişlik verilerinin yayımlanmamış olmasının geri planında umarım sadece teknisyenleri ve siyasetçileri ilgilendiren bir açıklama vardır. Eğer konu, geçen yazımda da işaret ettiğim gibi siyasetçileri ve iş insanlarını ilgilendiriyorsa yani mesele kimin zaten yapmış olduğu ya da yapacak olduğu hangi yatırımının ne ölçüde destekleneceği konusunda süren pazarlıklarsa meselenin özü belli ki kalkınma değil, rant kavgasıdır. 

İlk günah
Basında çıkan haberlere göre Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, teşviklerin başlangıç tarihi olarak bir 2011 Temmuzunu veriyor, bir 2012 başını. Daha teşviklerin hangi tarihte başlayacağı bile netleşmemiş. Teşviklerin başlangıç tarihi eğer ta bir sene öncesine kadar uzatılırsa, bu ne anlama gelir? Herhalde üretimin ve yatırımın desteklendiği anlamına gelmez. Bir sene önce kararı alınmış, süreci başlatılmış bir yatırım kararı için bu sene teşvik verilmesi tek bir anlama gelir: Kaynak aktarımı; bir başka ifadeyle rant dağıtımı. Bu da bütün teşvik sistemlerinin arka planındaki ilk günahtır.
İlk günahın bir başka işaretini il bazında belirlenen teşviklerin arka planında da görmek mümkün.
Teşvik sisteminin göze çarpan özelliği, önceki sistem NUTS 2 denilen idari bölgeler bazında iken bu sefer teşviklerin il bazında düzenlenmesi. Bu amaçla bir dizi sosyal ve ekonomik gösterge kullanılarak bir endeks oluşturulmuş ve iller bu sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre 6 farklı bölgeye ayrılmış. Teşvik miktarı ilin hangi bölgede olduğuna göre belirleniyor.
NUTS 2 bölgelerinin saptanması da bu sistemin teşvikler için uyarlanması da hayli sorunluydu. Teşviklerin yeni bir sosyo-ekonomik gelişmişlik endeksine göre belirlenmesi iyi de ortada endeksin kendisi yok. Endeks olmadığı gibi, endeksin hangi göstergelerle oluşturulduğu da yok. Bu açıklamanın hâlâ yapılmamış olması pek enteresan. 

Büyük farklılıklar
Bundan önce elimizde olan endeks ve bu endekse göre oluşmuş olan harita 2003 tarihli. İki haritayı karşılaştırınca büyük farklılıklar olduğu görülüyor. İllerin bazıları komşularına oranla daha hızlı gelişmiş ve bir üst gelişmişlik seviyesine yükselmiş; bazıları ise gerilemiş. Yeni endeksin nasıl oluşturulduğu açıklansa da şu değişimi yorumlayabilsek.
Mesela Eskişehir ve Bilecik. Her iki il de bundan önce ikinci bölgedeydi. Şimdi Eskişehir birinci bölgeye çıkmış, Bilecik ise üçüncü bölgeye inmiş. Benzer bir durum Konya ve Afyon için geçerli. Afyon gerilerken, Konya gelişmiş. Ne olmuş? Niye olmuş? Bu duruma hangi politikalar yol açmış? Yeni teşvik sistemini oluştururken önce bu değişimi saptamak ve ardından bu politikaların bir değerlendirmesini yapmak gerekmez mi? Eğer amaç bölgesel farklılıkları azaltmaksa, önce geçmişte uygulanan politikaların bir değerlendirmesini yapmak ve sonra teşvikleri yeniden tasarlamak gerekir. Aksi halde konu yine yukarıda işaret ettiğim şu ‘ilk günah’ meselesine gelir dayanır.
İlk günah sonraki günahların yolunu hazırlar. “Ben sana teşvik vereyim sen beni destekle” diye çıkılan yolun sonu hem siyasetçiler hem de iş insanları için hüsran olur.