Ücretler düşüyor, üretim dönüyor

Gerileyen işçi ücretlerinin yanı sıra kaya gazı nedeniyle enerji maliyetlerindeki düşüş, Amerika'nın rekabet gücünü arttırıyor.

Apple sadece yeni iPhone-5 modelinin hangi gün satışa sunulacağı ile değil, hisselerinin dünya borsalarını sarstığı haberleriyle yer aldı gazetelerde. Oysa Apple ile ilgili bir başka gelişme benim daha çok dikkatimi çekti. Bundan 10 sene önce tüm üretimini Uzakdoğu ülkelerine taşıyan şirket şimdi bazı üretim süreçlerini ABD’ye geri getirmeye karar vermişti. Şirketin CEO’su istihdam yaratma sorumlulukları olduğunu ve 100 milyon dolarlık bir yatırımla bilgisayarların bazı parçalarını ABD’de üretme kararı aldıklarını açıkladı.
1990’larda başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki şirketler küreselleşmenin nimetlerinden yararlanarak üretimlerini düşük ücret cennetleri olarak bilinen Asya ülkelerine kaydırmışlardı. Apple’ın bu kararı bu sürecin şimdi tersine dönmesini hatırlatıyor. Tabii Apple’ı başka şirketlerin takip edip etmeyeceğini henüz bilmiyoruz.
Ücretler Amerika’da hâlâ çok daha yüksek. Bir Amerikalı işçinin ücreti Filipinli bir işçininkinin 17 katı. Ama kriz nedeniyle gerileyen işçi ücretlerinin yanı sıra kaya gazı nedeniyle ABD’de enerji maliyetlerindeki düşüş, Asya ülkelerindeki enerji giderlerinin ve ulaştırma maliyetlerinin yüksekliği karşısında Amerika’nın rekabet gücünü kesinlikle arttırıyor. Bu da pek yakın gelecekte Asya ülkeleri karşısında ihracatını arttırmakta zorlanan Türkiye’nin çok daha zorlu bir süreçle karşı karşıya kalabileceğini ortaya koyuyor.
Aslında sorun, sadece ihracatçıları ilgilendiren bir rekabet gücü sorunu değil. Sosyal ve siyasi sonuçları çok daha şiddetli olan bir gelişme ile karşı karşıyayız.
İşsizlik oranının yüzde 7,7 ile son dört yılın en düşük seviyesine inmiş olduğu ABD’de dünyanın en önemli şirketlerinden birinin Amerika’da istihdam yaratma sorumluluğu ile hareket etmesi bana iki şeyi düşündürdü:
İlk olarak bu, -hep söylediğim gibi- çok derin küresel krizlerden sonra ekonomik milliyetçiliğin yükselme riskine yeni bir örnek. İkincisi ise bu sürecin aslında teknolojide ve gelir dağılımında son 20-30 yıldır devam etmekte olan eğilimlerin sonucu olması. Aslında bu ikisi birbirini besleyen süreçler. 

Verimlilik artıyor, ücretler düşüyor
Geçen hafta Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), ‘2012 Ücret Raporu’nu açıkladı. Raporda çok ilginç ve üzerinde uzun uzun durmayı hak eden çarpıcı bulgular var. Ama şimdi üretimin ucuz emek cennetlerinden gelişmiş ülkelere dönmesini açıklamakta kullanabileceğimiz birkaç göstergeye bakmakla yetiniyorum.
Ücret artışları gelişmekte olan ülkelerde artmasına rağmen gelişmiş ülkelerde ya artmadı ya da geriledi. 2000 yılı ile karşılaştırırsak reel ücretler, gelişmiş ülkelerde hemen hemen aynı seviyede kalmışken Asya’da 2 kat artış gösterdi. Hatta bazı ülkelerde reel ücretler üç katına çıktı.
Ücretler aynı seviyede kalırken işçilerin verimliliğinde ise çok büyük artışlar oldu. Gelişmiş ülkelerdeki işçi verimliliği 2 katına yükseldi. Verimlilik 2 kat artarken aynı kalan ücretler, sadece kârların hızla arttığını göstermekle kalmaz, aynı zamanda düşük ücret üzerinden yapılan rekabetin eski öneminin azaldığına işaret eder.
Ücretlerdeki ve verimlilikteki bu eğilime bir de teknolojideki değişikliği ekleyelim. Üretim süreçleri o kadar sermaye yoğun bir hale geldi, mekanizasyon o kadar arttı ki üretim maliyetleri içinde işçi ücretlerinin önemi eskiye oranla azaldı. Bu sürecin şimdilik gözlemlediğimiz sonucu, üretimin gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere dönmesi olabilir. Ama bu, beraberinde hem gelişmiş hem gelişmekte olan ülkelerde ücretlerin toplam gelirden aldıkları payın arttırılması talebini de gündeme getirecektir.