Vizyondan hamasete evrilen 2023

Siz hiç duydunuz mu ABD'de ya da bir AB ülkesinde 'biz on sene sonra ne olacağız' sorusunun sorulduğunu?

Biz bu ülkenin 2023 yılını hayal edebiliyor musunuz? Bırakın 25.000 dolarlık gelir, 500 milyarlık ihracat laflarını; bana nasıl bir devlet ve toplum düzeni olacağını söyleyin. Çünkü biliyoruz ki rakamlar gökten zembille inmez, belli bir siyasi ve ekonomik örgütlenme düzenine tekabül eder. Ekonomik ve siyasi çerçeve değişirse, hedeflenen rakamlar da mecburen değişir. Dolayısıyla rakamları konuşmaya başlamadan önce çerçeveyi konuşmak lazım.

Anayasa çalışmaları başladı da, ne oldu? Gazı çoktan kaçtı. Biliyor muyuz 2023’te nasıl bir anayasamız olacağını? Bu anayasa gerçekten demokrasi isteğimizi karşılayacak mı? Seçim sisteminden yerel yönetimlere ne gibi değişiklikler olacak?

Ya Kürt sorunu. Çözmüş olacak mıyız? Nasıl çözeceğiz? Çözeceksek, mevcut idari yapı muhtemelen artık geçerli olmayacak.

Çözemeyeceksek bizi bekleyen kanlı bir iç savaş mı?

2023, 2012 gibi olamayacak
Bu ağır ve yanıtı şu an için olmayan soruları düşünün ve bunların cevabı olmadan “10 yıl içinde dünya ekonomisi içindeki sıramızı 6-7 sıra birden yükseltip 10. büyük ekonomi olacağız” iddiasını gelin de ciddiye alın.

Aslında bu soruların soruluyor olması bile gelişmiş bir ülke olmanın ne kadar uzağında olduğumuzu göstermeye yeter de artar bile. Siz hiç duydunuz mu ABD’de ya da bir AB ülkesinde “biz on sene sonra ne olacağız” sorusunun sorulduğunu? Ama Türkiye’de bu soruları sormaya mecburuz. Çünkü 2023’ün 2012 gibi olmayacağı açık.

“On yıl sonra ne olacağız?” diye sorulan bir ülkenin ekonomisinden parlak bir performans çıkmaz. En basitinden bunlar geleceğe ilişkin muazzam bir bilinemezlik yaratacağı için yatırım kararları ertelenir.

Aslında AKP’nin geçmiş 10 yıldaki başarısının arkasında tam da bu nokta vardı. 1990’lı yıllar da “bu böyle gitmez” denilen yıllardı. Değişim ihtiyacı havada gayet somut asılı duruyordu. AKP bu değişimi gerçekleştirdi, geleceğin belirsizliğinden duyulan endişeleri giderdi. Güçlü bir siyasi iktidar, ekonomik istikrar ve toplumu heyecanlandıran ve harekete geçiren AB üyelik hedefi gelecek on yıla ilişkin ciddi ve inandırıcı bir vizyon sağlamıştı. Ekonominin iyileşmesinin arkasındaki belirleyici unsur, bu uzun ufuktu.

2023 vizyonsa 2071 ne?
AKP’nin ekonomide karar alma ufkunu uzatmasını her zaman çok önemsedim. Bu nedenle 2023 hedefleri ilk ortaya atıldığında çok heyecanlandım. Günlük hatta saatlik yaşanan 1990’lı yıllardan sonra, gelecek 10-15 yıla bakabilmek, uzun vadeli hedef koyabilmek ciddi bir iyileşmeye işaret ediyordu. Öyle ki 2023 hedeflerini ciddiye aldım. Ciddi ciddi olabilirliği üzerinde kafa yordum. Ne de olsa ekonomistler 10 yıl sonrasını düşünürler. Ama 50 yıl sonrası beni fena halde aştı. Hele de 50 yıl gibi bir iyice uzun vade perspektifi bile değil de, bugünden 61 yıl sonrası için nokta hedefi koyunca bir anda yine burnumun ucunu bile göremez oldum.

2071 vizyonunun vizyon değil, ham hamaset olduğu aşikâr. O kadar şerbetliyiz ki bu tür hamasetlere, heyecan vermek bir tarafa, var olan heyecanı öldürüyor. 2071’i duyduğum an benim için 2023 vizyonu da bitti.

Zaten geçen hafta AKP Kongresi’nde dağıtılan şu meşhur 63 maddelik ‘vizyon kâğıdı’ da vaziyeti ortaya koyuyor. Geçmiş konuşmalardan kes yapıştır yöntemiyle arka arkaya sıralanmış hedeflerden vizyon olmaz. Olsa olsa günü savmak olur.

2023’e bakınca bu toz duman içerisinde ben Türkiye’nin geleceğini seçemiyorum. Geleceği öngöremiyorsanız yapılacak en basit şey, bugünün devam etmesi varsayımıdır. Şimdilik görülen, AKP’nin bir süre daha iktidar partisi olacağı. Ben en çok geleceğe ilişkin doğru soruları sorup, iyi düşünülmüş alternatif yanıtları verecek ve böylece ufkumuzun açılmasını sağlayacak güçlü bir siyasi partinin ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyorum.