Yeni döneme hazırlıklı olun!

Gidişat; Yunanistan'ın eurodan çıkması, euronun dağılması ve bunun tüm AB projesini zaafa uğratması doğrultusunda.

Yunanistan’da hükümetin kurulamayacağının ve ülkenin yeniden seçimlere gideceğinin belli olmasının ardından artık yeni bir sürece girildi. Gidişat; Yunanistan’ın eurodan çıkması, euronun dağılması ve bunun tüm AB projesini zaafa uğratması doğrultusunda. İşlerin bu noktaya varmaması sadece birilerinin bu gidişatın getireceği felaketin büyüklüğünü göze alamaması ile mümkün.
İşler o noktaya geldi ki, ‘Euro Bölgesi’nde merkez bankası yöneticilerinin, Yunanistan’ın eurodan ayrılması ile başlayacak sıkıntılı süreçte ne gibi önlemler alınması gerektiği konusundaki çalışmaları kamuoyuna da yansımaya başladı. Yunanistan’ın ayrılması durumunda ortaya çıkacak zarar ve euro paritesinin ne olacağına ilişkin tahminler ortaya döküldü. Yunanistan’ın drahmi basmak için bir bankayla görüştüğü bile yazıldı. Bunlar konuşulurken mevduatlarının güvende olmadığını düşünen Yunanlılar paralarını çekmek için bankalara koşuyorlardı. 

Yunanistan’ın eurodan çıkmasının etkileri çok geniş olur
Eurodan kopmanın etkisi sadece Yunanistan ekonomisi ile sınırlı kalmayacak. İlk elde İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya var. Krizin bu ülkelere de bulaşmasının ne ölçüde engellenebileceğine bağlı olarak diğer AB ülkeleri de zarar görecek. Bunun Avrupa’da yeni bir daralma dalgasına yol açması muhtemel. Tahminler Yunanistan’ın eurodan çıkması durumunda daralmanın Yunanistan’da yüzde 13, Almanya’da yüzde 7’yi bulabileceğini gösteriyor. IIF’nin basına da sızan tahminlerine göre zarar 1 trilyon euroyu bulacak.
Konu ne sadece AB ile ne de ekonomi ile sınırlı. AB ekonomisinin kötüye gitmesi ABD ve Japonya’yı da resesyona sürükleyebilecek. Bir ülkenin eurodan çıkmış olması dünyada euro algısını değiştirecek ve bundan böyle başka ülkelerin de eurodan ayrılması ihtimalinin mutlaka hesaba katılması gerekecek. Yani euroyu kullanan ülkelerde şimdiye kadar var olan istikrar ve güven garantisi ortadan kalkacak ve her ülke, euro üyesi olmakla değil, kendi ekonomik yapısı ve riskleri ile istikrarlı kabul edilecek ya da edilmeyecek. Bu ise tüm AB mantığının yeniden sorgulanmasını gerektirecek. 

Türkiye’ye etkisi
Geçen yazımda Yunanistan’daki gelişmelerin Türkiye üzerinde çok derin etkileri olacağına işaret etmiştim. Bu etkiler, 2008 küresel krizinin ister teğet deyin, ister delip geçti deyin, etkilerinden çok daha derin, kalıcı ve yaygın olacak. Bakmayın siz Türkiye’nin sadece kendi iç sorunlarına gömülmüş haline. Dünyadaki büyük ekonomik ve siyasi dalgalar doğal olarak bu kıyıları da vuruyor. Ve hatta içeride olan biten hiçbir şeyi sadece buradaki dinamiklerle anlamak mümkün değil. Bu sefer de böyle olacak.
AB’nin Türkiye’nin ihracatındaki payı son 10 yılda 10 puan azalmış olsa da hâlâ yüzde 46. Yani ihracatın yarısı. İhracattaki kâr marjları üzerinde euro/dolar paritesi etkili; çünkü Türkiye’nin ithalatı dolar, ihracatı euro ağırlıklı. Yani Yunanistan’ın eurodan çıkmasının tetikleyeceği gelişmeler Türkiye’nin ihracatının tepetaklak çakılmasına yol açacak. Dışarıdan kredi girişi kesilecek. İç talep zaten epey yavaşlamış durumda. Geçen senenin ekim ayından bu yana düzelen tüketici güveni nisan ayında yeniden düşüş gösterdi. İşsizlik yüzde 9’lara çakılıp kaldı; daha aşağı inmiyor. Zaten yavaşlayan bir ekonomide Yunanistan’ın eurodan çıkmasının Türkiye’ye etkileri 2008 krizini çok aşar.
Mesele sadece büyümenin 3 puan aşağı ya da yukarı olması meselesi değil. Euro, AB, finansal liberalizasyon gibi temel yapıların, ekonomik modellerin altüst olduğu bir ortama nasıl adapte olunacağı meselesi. Türkiye’de durum şimdilik idare edilebilir gözüküyor. Ancak açıkça görünen risklere ve tehditlere karşı önlem almak büyük marifet sayılmaz. Avrupa’da ve dünyada liberalizasyon ve küreselleşme dalgasının tersine döndüğü bir ortamda ortaya çıkıp hızla vahimleşecek sorunlara karşı hazırlıklı olmak gerek.