Ey yaprak, ne oluyor öyle kıpır kıpır!

Suudiler yoksul Yemenlileri bombalıyor. Niye? Onların buyruğuna girmedikleri için. Kendisinden habersiz Ortadoğu'da yaprak kıpırdamayan Ankara da zorbaların peşine takılıyor. Niye? Kimse onu takmadığı, bu trene atlamazsa hiç takmayacağı için.

Yok, ben direkman çıkarım başbakana. Çıkacağım, gidip konuşacağım. Ortada muazzam bir tertip var. Orayı burayı bombalıyorlar, haberimiz yok. Sadece tertip değil terkip de felaket. Reis Suudi'ler, kahya Sisi falan... Gitti yapraklar!..

Bu Ortadoğu'nun yaprakları beter oluyor, beyefendi, kıpırdayacaklarında haber vermiyorlar. Husiler de haber vermiyorlar. Hele Suudiler! Ortadoğu'nun doğal hakimi, müstakbel dünya medeniyetinin lideri olmadan kim niye toplanıyor? Arap Birliği dediğin nedir? Osmanlı dağılmamış olsa, İngilizler ve Fransızlar Arap entelektüellerini Osmanlı'nın kendilerine fenalık yaptığına inandırmış olmasa, onlara kendilerini sömürmek için değil Batı sömürgeciliğine karşı korumak için tepelerine imparatorluk kurduğumuzu anlatabilmiş olsak, bize sormadan kimsenin değil beş yaprak, üç veyahut iki yaprak kopartması veyahut bunları kıpırdatması sözkonusu olabilir miydi?

Bırakın koparmayı kıpırdatmayı, adamlar mütemadiyen yaprak çiğniyor. Yemenliler durmadan yaprak çiğniyor. Ket midir get midir nedir, devamlı ağızlarında. Şehir hatları vapurunun açık bölümlerinde bile çiğniyorlar Allah bilir. Her şeyden önce onu bıraksınlar. Sigara gibi bir şey anlaşılan. Bıraksınlar. En azından 18 yaşından küçüklere satılmasın.

Yoksul işte adamlar. Sanayi yok, imalat yok. Bir hap olsun, bonzai olsun, yapamamışlar. Silah alıp başşehir basmayı biliyorlar ama! Yoksulsan aç elini, Suudi'lerin koyacağı sadakayı bekle. Kralın sana tayin ettiği başkanı niye deviriyorsun? Öncekini istemediniz, Suudi'ler onu aldı, bunu koydu; e, bunu da isteme! Ömrünün sonuna kadar çalışsa bir Suudi prensinin sarayındaki tuvaletlerden birinin granit yer karolarından beş santimetrekarelik parça edinemeyecek, hançerli baldırıçıplaklar mı tayin edecek hançerli baldırıçıplakları kimin yöneteceğini? Bunların bir kısmı bir ara, mazallah, sosyalist olmaya da kalkmıştı. Olamadılar. İstedikleri hiçbir şeyi olamadılar, çünkü paraları yoktu. Suudi'lerinse çok parası vardı.

Belgeselde gördüm, suları yok insanların. Ayda bir akıyor meydan çeşmesinden, gidip bidonlarını dolduruyorlar. “Kızım bidonları taşıyor,” diyor bir adam, “halbuki onun şu anda okulda olması lazım. Çocuklara okul lazım, eğitim lazım. Bidon taşımaması lazım.”

Ama taşıyor. Yemenli kız su taşıyor. Yemenli adam ket/get çiğniyor. Husi genç, belinde bir uyduruk elbombası, elinde kaleş, köşebaşını tutmuş bekliyor. Suudi Arabistan, milyar dolarlar dökmüş savaş uçaklarına, füzelere, bombalara; e, kullanacak, zevkini alacak haliyle. Mülteci kampını da bombalamışlar, yirmi-otuz ölü mü, elli ölü mü, belli değil(di henüz, bu yazıyı yazarken).

Darbeci diktatör General Sisi de Suudi asalaklarının asalağı, yanıbaşlarında. Sisi demiş ki: “Arap ulusal güvenliğine yönelik tehditler ciddidir ve biz bunların nedenlerini teşhis etmeyi başardık.” Aferin. Darbeci general ayrıca, Arap Birliği toplantısının, “Arap işbirliğinin damarlarına umut kanı pompaladığını” da eklemiş. [Şurada okudum: http://goo.gl/EU7VxI] Yazık. Davutoğlu'nu üzüyorlar boyuna.

Ve fakat ne görüyorum? Yani ne göremiyorum!

Beyefendiyi orada göremiyorum! Sisi toplantılara başkanlık ediyor, bölgenin doğal lideri nerede?

Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 62 oy aldığı Tokat'a gidip Tokatlılara teşekkür ederken, "Mücadelemizi Suriye'de sürdüreceğiz. Irak'ta sürdüreceğiz. Paralel yapıyla sürdüreceğiz. Filistin'de de sürdüreceğiz. Ta Myanmar'da da olsa oraya da uzanacağız," demiş! [Şurada okudum: http://goo.gl/Qp82uK]

Peki o halde niye Tokat'ta? Niye Şarm El Şeyh'de değil? Rabia katili Sisi toplantı başkanı... Yapraklar..?

Kıpır kıpırlar, kimse haber vermiyor.

Ama onlar, adı üzerinde, Arap Birliği. Eyvah! Kim kaldı geriye? İran'la Türkiye!

Türkiye, Suudi reisliğindeki Süper Kararlılık Fırtınası harekâtını destekliyor. Stratejik Derinlik genel karargâhından açıklandı. Tâ Şarm El Şeyh'de olsa uzanırız yaprağa. Hançerli Yemenliler gibi çiğnemeyiz öyle cak cak cak. Yanak şişiriyorlar böyle yandan. Ayıp oluşu bir yana, İslâm medeniyetinde yeri var mı bakalım? Nadir granitten banyoların, altın kapıkollarının yeri var mı? Var anlaşılan. Sandalet giyip hançer taşımanın yok.

Okula gidecek yerde bidonla su taşımanın?

Bunun da yeri yok, belli. Yoksa Müslüman Arap devletleri birleşip niye bombalasınlar Bombalıyorlar, çünkü bütün bunlar İran'ın stratejik hesaplarına hizmet ediyor, onlara göre. Haydi Cemaat, “Acem komplosu!” haykırışlarıyla sahneye fırlamanın tam sırasıdır! Erdoğan da İran'a verip veriştiriyor. Ne güzel, belki bütün küskünler barışabilirdi – Hocaefendi'nin masonluğu birden keşfedilmiş ve ucuz Photoshop ameliyesiyle kamuoyuna takdim edilmiş olmasa.

Gerçi Britanya dışişleri bakanı bile İran ile Husilerin ilişkisinin pek öyle bire bir bağımlılıkla tanımlanamayacağını ileri sürüyor, ama En Şahane Kararlılık Fırtınası harekâtını yürüten on Arap devleti için bu bile fazla. Bu arada, Britanya dışişleri bakanı, Tahran'ın muhtemelen, “bunca desteğimize rağmen bu Husilerin ne yapıp edeceklerini denetleyemiyoruz” diye yakındıklarını tahmin ediyor. [Şurada okudum: http://goo.gl/DVn0sN]

İstemeyiz biz böyle göreli bağımsızlılıklar falan; İran maşasıysa maşalığını bilsin adamlar; analizler karışıyor. ABD de Suudi bombardımanı başladıktan anca dört saat sonra, azıcık da mesafeli açıklama yaptı zaten... Çünkü Suudilerin eyleminin muhtemelen ABD'ye de “burada bizim borumuz öter” mesajı iletme yönü var; öte yandan, ABD'nin Suudileri ve İran'ı birarada idare etme vaziyeti var. Halbuki “ABD emperyalizmi...” diye başlayacağız, her şey bir anda aydınlanacak. İstemiyoruz karışık işler.

Şu gördüğünüz “caps”te Netanyahu’nun Obama'yı güldüren sözleri mealen şöyleymiş: “Araplar (nihayet) birleştiler, tuttular Yemen'i bombalıyorlar.” Caps'i hazırlayan ve yayanlar Yemenli, İngilizce'si de bir Yemenli'den (onun yalancısıyım). Yemen, petrolsüz, yoksul, egzotik, siyasetiyle, aşiret yapıları ve ilişkileriyle karmakarışık bir yer. Yemenliler senelerdir sokaklarda can vererek kaderlerine sahip çıkmanın, toplum olarak birarada yaşabilmenin yolunu arıyor. Suudi kraliyet ailesi, şeyinin keyfine harcadığı paranın azıcığıyla Yemenlilerin insan gibi yaşamasını bin defa sağlayabilirdi. Yapmıyor. Dediğini dinlemezlerse gidip bombalıyor.

Öbür Sünni devletler arkasında saf tutuyor. Bizim Stratejik Derinlik ekibi de peşlerine takılmış...

Silaha milyarlarca dolar ayırabilen petrol zengini Arap muktedirlerinin, Yemen nüfusunun yüzde otuz-kırkını oluşturan yoksul bir halka karşı bir anda birleşebilmeleri, Filistin meselesinde asla takınmadıkları bir kararlı tavır takınmaları, hattâ merkezî komuta altında bulunacak ortak askerî kuvvet kurmaya kalkmaları, bir tür operasyonel lider olarak Mısır darbecisi Sisi'yi öne sürmeleri, Türkiye'nin, bütün Rabia sözde-duyarlılığına rağmen bu katarın arkasına asılmaya çalışması... ne kadar çirkin, ne kadar mide kaldırıcı bir tiyatro. Yemenlileri bombalıyor, sonra dönüp keyiflerine bakıyorlar, bütün o zorba zengin güruhu.

Polisine çocuk, askerine katır öldürtenler, para hırsı uğruna ırmakları, ormanları katledenler, toplumların nefes borularını gökdelenlerle, viyadüklerle tıkayanlar, kendi halklarından çaldıkları ve esirgedikleriyle keyif sürenler, villaları yanyana dizenler, helasının zeminine granit döşeyen, musluklarını altından yaptıranlar, ümmeti para tomarlarından tasma taktıkları emir kulu ikinci sınıf zorbalar yönetsin diye savaş uçaklarını, füzeleri, bombaları üstüste yığan birinci sınıf zorbalar... filan işte, uzattırmayın; günümüzün İslâm âlemi manzarası.

Suudiler yoksul Yemenlileri bombalıyor. Niye? Onların buyruğuna girmedikleri için. Kendisinden habersiz Ortadoğu'da yaprak kıpırdamayan Ankara da zorbaların peşine takılıyor. Niye? Kimse onu takmadığı, bu trene atlamazsa hiç takmayacağı için.

Böyle söyleyince pek basit göründü.