Sesler oradan nasıl duyuluyor

Cizre'de, Silopi'de, Sur'da sıkışmış, soğukta elektriksiz, yiyeceksiz yaşamaya çalışan, beyaz bayrakla evini terk etmek zorunda kalan insanla devlete tapan ortalama çoğunluk mensubu arasında insanca temas imkânı kalmadı.

Diyalog var, Allah için. Aşağı yukarı şöyle bir şey:

Annem ilk vurulduğunda, haber verdiler koştuk, biz daha varmadan amcam gitmek istemiş, onu da vurmuşlar.

Nereye koşuyorsun, sokağa çıkma yasağı var! Amcan niye çıkıyor? Devlet çıkma demiş, çıkmayacaksın. Ama hendek! Benim annemi kimse vuruyor mu? Seninki niye vuruluyor? Ama terörist! Devlet oraya keskin nişancı koymuş. Niye koymuş? Sırf su deposuyla klima vursun diye mi koymuş?

Gittiğimde amcamı taşıyordu komşular, annem dedim, sokakta kaldı dediler, ben gitmek istedim tuttular, ağladım ağladım ağladım…

Hep örgüt hep örgüt. Annesi vuruluyor, pat!, birileri haber veriyor. Amca vuruluyor, hemen birileri koyup taşıyor. Vurulsun da taşıyalım diye teröristler ayarlıyor bunları. Terörist! Terör yap, sonra ağla! Ya hendekler? Ama hendekler? Artık hep ağlayacaksın. Kurdun dişine kan değdi bir kere. Dur elimi de kurt yapayım... Üç hilal çizin şu duvara!

Annem sokağın ortasında kaldı öylece. Önce belli belirsiz kıpırdıyordu, sonra saatler geçtikçe hareketleri azaldı…

E, izleme birader! Git bul bir şey, oyalan. Dizi var bir sürü. Olmadı, internetten indir. Din sohbeti izle. Tarih programı izle, Osmanlı anlatıyorlar. Feyste takıl. Ay siyaset siyaset çok içim karardı!

Kimi aramadık ki... Vekilleri, kaymakamı, valiyi, dedik çeksinler şu kargaları, öldü ölmesine de cenazemizi alalım…

Kaymakamın, valinin başka işi yok, karga mı kovalayacak? Sen Atatürk'e mi dil uzatıyorsun! Ama terörist! Vekil ne karışır ayrıyeten Özel Harekât'a şuna buna? Vekil mi yönetiyor devleti? Ama hendek! JÖH, PÖH valiyi dinler mi, aloo!

Annem ne hissetti acaba, canı çok yandı, yanmıştır… Biz sevgi nedir hiç dile getirmezdik, ama bir sarılması vardı, dünyaya değerdi, binlerce söz gelse anlatamazdı o sevgiyi…

Bırak şimdi sevgi mevgi! Sevgi olmayacak sende, itaat olacak. Ama hendek! Yazıyoruz tahtaya, görmüyor musun! JÖH yazıyor, PÖH yazıyor, hepsi ayrı ayrı bütün okulların bütün sınıflarının bütün tahtalarına ve bütün çocukların bütün rüyalarına yazıyorlar, girmedi mi kafana? Ama terörist! Bırak boş lafı, hendeklere gel sen! PKK terör örgütü mü değil mi onu söyle. Hepiniz teröristsiniz. Annen de terörist. Üç aylık bebeğiniz de, anasının karnındaki de. Yoksa devlet niye vursun allah allah... Devlet vuruyorsa terörist!

Annem tamı tamına yedi gün sokakta kaldı…

Devlet senin ailenin bekçisi mi? Hem kadın niye evinden çıkıyor? Çıkmasın! Otursun annelik yapsın. Çıkarsa indirir işte PÖH. O indirmezse JÖH indirir. Faili meçhul yok dediysek o zaman AB şeysi falan vardı. Kürde yok demedik ki! Sen hendek kazacan, devlet de bırakacak anan sokakta rahat rahat dolaşsın; oldu! Ama terörist! Vatan toprağı annen dolaşsın diye mi? Senin annene verilecek bir karış toprağımız yok bizim! Ama hendek!

Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir, kuşlar konar diye, o orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük…

Niye gidiyor o zaman 150 metre ileriye? Niye 75 veya 100 metre değil de 150 metre? Çünkü PKK öyle dedi! Emir Kandil'den! Ama hendek! Demirtaş Rusya'ya gittiğinde ona Ruslar demiş, yüz elli metre gitsin demişler. Zaten örgüt vurdu, devlet vurmadı.

Bir insan bir insana ne kadar acı çektirebilirse devlet de bize yedi günde bunu yaptı. Yedi gün, tam yedi gün annenizin cenazesi sokak ortasında kalsın…

Hendek kazdın! Teröristlik yaptın! Artık anneni de öldürüp yerde süründürürüz, amcanı da vururuz, aha öbür kadının da başına top mermisi atarız, ceninmiş bebekmiş, bakmayız. Türk'ün gücünü göreceksiniz! Otur orada soğukta aç bilaç, yıkalım kafana elektrik direklerini. Ama hendek! Zaten beleş kullanıyordun. Nankörsün, hainsin. Ne etti ki bu devlet sana? Şu duvara da TC yazayım...

İnsan çok iyi olamıyor, insan kalamıyor…

Boş laf, boş!.. Çöken Batı medeniyetinin uydurukları bunlar. İnsan kalacakmışsın da falan... İnsan olsan Türk'e karşı gelmezsin. Ama hendek! Yerli ol, millî ol! Akıllı ol zaten, insan olup ne yapacaksın? Ama terörist!

Annemin elleri kaskatı olmuş ve öyle sıkmış ki eşarbını belli ki canı hayli acımış, öptüm ellerini de helal et hakkını diye ama… Kanı kurumuş annemin, elleri, yüzü ki yüzü düşerken toprak olmuş, elbiseleri kandan ıslanmış sonra kurumuş, sonra taş olmuş annemin…

Taş olur tabiî. Türk'e kalkan el taş olur. İtaati öğreneceksin. Temizleyeceğiz. Son adama kadar kıracağız. Evden çıkarsan vururuz. Çıkmazsan evi başına yıkarız. Ama hendek! Üç bin kişi öldürdük, dört bin noktasına çıkarız. Türk'ün gücü!

Kokusu gitmiş, toprak ve kan kokuyor annem, saçları sertleşmiş, kirlenmiş, annemin canından can almışlar Allah’a inananlar!

Ne diyon lan! Ne kokusu! Ne Allah'ı! Allah bizim bir kere, size vermeyiz! Siz Zerdüştsünüz. Siz Ermeni'siniz. Siz dinsizsiniz. Ama terörist!

Gözleri açık kalmış annemin, yüzü eve dönük, ayakları toplanmış, bir takat gelsin diye belli ki çabalamış.

Ne çabalıyor ki! Devlet öyle uygun görmüş, vurmuş, kıpraşmayacan artık. Ama terörist! Öldüğün yerde kalacan. PÖH sonra atar topluca kuyuya. PÖH atmazsa JÖH atar.

Benim annem... siz benim annemi öldürdünüz. Çocuklarınız var mı bilmiyorum... nasıl bir acı, demeyeceğim, zira ağır…

Sen devlete katil mi diyorsun? Ne mâlûm kendiniz öldürmediğiniz? Ama terörist! Bombaları kendiniz koymadınız mı kokteyl şeysiyle? Kesin YPG yaptı. Rusya'yla Esad'ın şeysi olarak yaptı. Türkiye'nin bölge liderliğini önlemek maksadıyla.

Yedi gün... benim annem yedi gün kara kış soğuğunda kaldı. En acısı, kaç saat yaralı kaldı bilememek. Keşke diyorum, hemen ölmüş olsa.

Biz de, keşke, diyoruz, hepiniz ölmüş olsanız. Hendek! Terörist! Teker teker zor oluyor böyle...  Soğuktan da devlet mi sorumlu ya hayret bişey! Hendek!

Siz benim annemi öldürdünüz.

Alın bunu! Terör örgütüne yardım, olmazsa özyönetim ilan etme olasılığı, olmazsa cumhurbaşkanına hakaret...

* * *

Cizre'de, Silopi'de, Sur'da sıkışmış, soğukta elektriksiz, yiyeceksiz yaşamaya çalışan, beyaz bayrakla evini terk etmek zorunda kalan insanla devlete tapan ortalama çoğunluk mensubu arasında insanca temas imkânı kalmadı. Siyasî meselenin azıcık ötesine geçerek bakıldığında görünen manzara çok feci. Yaratılan insanî felaket, vicdanî tahribat bir gün giderilebilir mi? Bilmiyorum.

Allah rahmet eylesin, Taybet İnan. İşe yaramadı, görmez değiliz, lâkin şunu bil ki biz de oğlunla beraber bekledik o yedi gün boyunca. Biz de köpekleri kargaları kovaladık. Biz de lanet ettik. Fazladan lanet ettik. Çok fazladan. Oğlun da, ötekiler de senin derdindeydi, canlarından parça kopuyordu. Bizimse onurumuzdan. Kalanından. Lanet edecek daha fazla vaktimiz, halimiz vardı. Annemiz sokak ortasında can çekişmiyordu.

Bir şefkat meleği olarak dolaşsın ruhun, ailenin ve seni vurup sokağına serdikleri mahallenin üzerinde. Zalimlere denk geldiğinde en doğrucu, en lafını sakınmaz şahide dönüşsün, affetme onları, anlat ne yaptılarsa, parmağınla göster, çekinme. Kahrınla kahrolsunlar.

(Siz de kusura bakmayın değerli okurlar, yazdıklarımızda ne bilgi kaldı ne güncel yorum ne doğru dürüst gazetecilik. Ama o kadın orada yatarken, olmuyor.)

NOT: İtalik dizili sözler, Reyhan Hacıoğlu’nun Özgür Blog’da yayımlanan “Ben Taybet İnan, annem ve mutlu yıllar” yazısındandır.