2016'ya girerken madalyonun diğer yüzü

Ortadoğu bölgesindeki bazı ülkelerin Türkiye ile ilgili olarak yaklaşımlarında sıfır sorun politikası izlemedikleri ortada. Diğer coğrafyalardaki münafıklardan söz etmeye bile gerek yok!

2016 yılının Türkiye'ye ve bölgeye neler getireceğini anlayabilmek için Türkiye'nin komşularının izleyecekleri politikalara bakmak yararlı olur. Komşular Türkiye ile "sıfır sorun" politikası izlemeye hazır mı acaba? Bakalım.

Suriye 2016 yılının başından itibaren gündemde önem kazanarak yerini koruyacak. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Suriye özel temsilcisi Staffan de Mistura'nın da gayretleriyle varılan mutabakata göre önümüzde altı ay sürecek bir müzakere süreci var. Bu süre zarfında Suriye'de çatışmaların durdurulması ve geçiş döneminin koşullarının hazırlanması için yapılacak olan müzakerelerde taraflar belli. Bir tarafta Esad yönetimi ve Baas rejimi, diğer tarafta Suriye muhalefeti yer alacak. 2254 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı Esad ve onun geleceği hakkında her hangi bir ifade içermiyor. Türkiye bütün bu gelişmeleri kendine göre yorumluyor ve müzakerelerin "Esad'ın gidişini hazırlamak üzere" yapılacağını varsayıyor. Uluslararası toplum Suriye'de asıl mücadelenin IŞİD'e karşı verilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Bu mücadelede Esad rejiminin önemli bir rol oynadığı konusunda da hemfikir. Üstelik ABD ve Rusya özellikle bu açıdan Esad'ın hem müzakerelerde hem geçiş sürecinde yer almasına muhalefet etmiyorlar. Türkiye ise Suriye konusunda "Esad gitsin" tezinden bir türlü vazgeçemiyor. Demek ki, Suriye Türkiye ile sıfır sorun politikası izlemek istiyorsa Esad'ın istifa etmesi gerekiyor. Olur mu acaba?

Suriye'de yaşayan, geleceğin Suriye'sinde de mutlaka önemli bir rol ve işlev üstlenecek olan Kürtler de Türkiye'nin dostluğunu kazanmaya çalışmıyorlar. IŞİD ile mücadelede yer alıyorlar, ABD ile birlikte hareket ediyorlar. Kendi ülkeleri içinde nerede konumlanacakları hakkında komşu Türkiye'nin düşüncelerini de hiçe sayıyorlar. Fırat'ın Batısında ne işleri var? Türkiye ile sıfır sorun politikası izleyeceklerse tüm bu politikalardan vazgeçmeleri gerekir. Olur mu acaba?

Rusya Suriye'de Türkiye'den farklı düşünüyor. Rusya Esad'ın ve Baas Rejimi'nin Suriye'de çözümün parçası olması gerektiğine inanıyor. Rusya bu nedenle Esad rejimine muhalefet gösteren grupları da IŞİD ile birlikte "terörist unsurlar" olarak anmakta ve hava harekatını onlara karşı da sürdürmekte. 24 Kasım tarihinde Rusya'nın askeri uçağının Türkiye tarafından düşürülmesinden sonra iki ülke arasındaki ilişkilerin bir daha eski haline dönemeyecek kadar ciddi bir şekilde olumsuz etkilendiğinden kimse kuşku duymuyor. Peki, Rusya Türkiye ile sıfır sorun politikası izlemek istiyor mu? Eğer istiyorsa Türkiye'den özür beklemekten vazgeçmeli, üstelik Suriye ile sınırı da olmadığına göre derhal Suriye'deki varlığını sona erdirerek oradan çekilmelidir. Olur mu acaba?

Mısır Türkiye ile sıfır sorun politikası izlemek istiyor mu? Hiç de öyle gözükmüyor. Eğer isteseydi Devlet Başkanı Sisi'nin seçilir seçilmez "Türkiye istemiyor, derhal istifa etmeliyim" diye kendine gelip bu kararını yürürlüğe koyması gerekirdi. Doğu Akdeniz gibi dünyanın en önemli bölgelerinden birinde güvenlik sorunları varken, Türkiye gibi bir ülke ile ilişkileri kendi iç politikası nedeniyle bozmanın sırası mıydı? Tüm dünya, hatta bölgedeki tüm Arap ülkeleri, Suudi Arabistan dahil, Sisi'nin devlet başkanı olarak seçilmesine itiraz etmemiş olabilir. Onlar kendi yanılgılarıyla yüzleşeceklerdir elbette. Ama Türkiye öyle mi? Afrika Birliği ve tüm Afrika kıtası ile iyi ilişkiler kurmak isteyen Türkiye'nin önünde durup da engel çıkarmanın ne manası var? Eğer Mısır Türkiye ile sıfır sorun politikası izlemek istiyorsa Sisi derhal istifa etmelidir. Olur mu acaba?

İsrail kurulduğundan beri Türkiye ile iyi ilişkiler sürdüren bir bölge ülkesiydi. Beşyüz yıl kadar önce yahudilerin İspanya'da karşılaştıkları zulümden kaçarak sığındıkları Osmanlı İmparatorluğu'nun uzattığı dostluk elini unutmamak gerekir. Türkiye Cumhuriyeti de aynı dostluk politikasını sürdürsün diye İsrail'in azami dikkatle davranması gerekirdi. Mavi Marmara trajedisi maalesef ilişkilerde bir kaza oluşturdu. İsrail bu hatayı telafi etmek ve Türkiye'nin dostluğunu kaybetmemek için özür de diledi, Mavi Marmara'da hayatını kaybeden Türkiye vatandaşları için tazminat ödemeyi de kabul etti. Ama Gazze'deki abluka sürüyor. Gazze'den İsrail'e roket atılabilir. İsrail'in güvenliğini tehdit eden unsurlar Gazze'de konuşlanmış da olabilir. Ama Türkiye İsrail'in Gazze'deki politikalarını doğru bulmuyor. Peki İsrail Türkiye ile sıfır sorun politikası izlemek istiyor mu? İstiyorsa Gazze'deki ablukayı derhal sona erdirmelidir. Yoksa Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler düzelemez. Bu konunun iki ülke arasındaki ikili ilişkilerle ilgisi olup olmaması da kimseyi ilgilendirmez. Olur mu acaba?

Bunlar sadece Ortadoğu bölgesindeki bazı ülkelerin Türkiye ile ilgili olarak yaklaşımlarında sıfır sorun politikası izlemediklerinin kanıtları. Diğer coğrafyalardaki münafıklardan söz etmeye bile gerek yok. Türkiye'nin yakın komşularının bulunduğu Ortadoğu bölgesi yıllardan beri bir türlü çözümlenemeyen sorunlar yumağı içinde kıvranıp duruyor. Büyük fedakarlıklarla bölgeye "düzen kurucu" vasfıyla gelerek ülkelerin neredeyse tümünün iç politikalarından dış politikalarına, güvenlik kaygılarından ekonomik sorunlarına varana kadar her konuda fikir beyan eden Türkiye'yi dinleyecekleri yerde her ülke kendi sorunuyla kendi ulusal çıkarları ve güvenlik politikaları doğrultusunda hareket etmeye çabalıyor. Sonra da Türkiye'yi suçluyorlar. Türkiye'nin tercihleri doğrultusundaki politikaları izlememekle hata ediyorlar ve bölgenin sorunlarının çözümüne hiç de diplomatik olmayan, esneklik içermeyen, yanlı, taraf tutan, katı ideolojik tutumlarla yaklaşıyorlar.

2016'da Türkiye bütün komşularının izlediği ve Türkiye'nin tasvip etmediği politikalarını değiştirmelerini bekliyor. Olur mu acaba?