Balıkçı kasabasından alışveriş merkezine: Singapur

Küçük bir balıkçı kasabasından dünyanın en büyük ticaret merkezlerinden birine dönüşen Singapur, ticaret ve/veya alışveriş yapmak isteyenler için tam anlamıyla bir cennet.
Balıkçı kasabasından alışveriş merkezine: Singapur

Gökdelenleri oldum olası sevemedim. Bu dünyaya ait değilmiş gibi bir izlenim veriyorlar. Bu yüzden yüksek binalarla kaplı, ‘modern’(!) şehirlere karşı bir antipatim var. Hatta bazı eski güzel şehirlerin gökdelen mahallerine hiç gitmedim.

Singapur, ‘modern’ yaşamın eteğe kemiğe bürünmüş hali... Dev gökdelenler, tertemiz ama içinde kimsenin dolaşmadığı parklar ve alışveriş merkezleri... Hava sıcaklığının 30-40 derece olduğu şehirde yaşam zaten bu binalarda geçiyor.

Singapur, Endonezya ve Malezya arasında sıkışmış bir ada. 620 km2’lik ülkenin toprağı o kadar az ki bazen toprak ithal ediyorlar. Bir doğal kaynağa sahip olmayan bu ülkenin bütün gücü ekonomisinde. Peki nasıl oldu da bu küçük ülke dünyanın en zengin ülkelerinden biri olabildi?

19. yy. başında küçük bir balıkçı kasabası olan Singapur, İngilizlerin Güneydoğu Asya’da Hollanda ile giriştiği sömürge yarışında öne çıktı. İngilizler, bölge hakimiyeti için yeni bir merkez üs ararken, Thomas Stamford Raffles, küçük balıkçı kasabası Singapur’u keşfediyor ve o dönem bölgeye hakim olan Cohor Sultanlığı’ndan, ‘satın alınan’ bu küçük ada bir anda İngilizlerin bölgedeki merkezi oluyor. İngiliz sömürgeciliğinin temeli olan ‘böl-parçala-yönet’ anlayışı ile birçok Çinli, Hint ve Malay adaya getiriliyor ve karışık bir halka sahip, dev bir ticaret şehri doğuyor.

Burası tam bir ticaret şehri. En büyük güç ise finans sektörü. Dünyanın en büyük bankalarının en güçlü merkezlerinden biri Singapur. Bir diğer önemli gücü ise yine dünyanın en büyük limanlarından biri olan Singapur Limanı. Dünyanın dört bir yanından gelen onlarca gemi her gün limana giriş ve çıkış yapıyor.

Ticaret yaşamın her alanında. Kent dev alışveriş merkezleri ile dolu. Sıcak havadan bunalan halkın yaşamı bu merkezlerin içinde geçiyor. Hatta bu AVM’ler birbirleriyle yer altı geçitleri ya da üst geçitlerle bağlı. Yani para harcamanız için tüm konfor düşünülmüş! Dünyanın en büyük markalarının tamamı bu AVM’lerde mevcut. Ancak yüksek hayat standartlarına sahip olan ülke, dünyanın en pahalı yerlerinden biri. 4 yıldızlı, ortalama düzeyde bir otelde gecelik oda fiyatları 300 dolardan başlıyor.

“40 derece sıcaklık bana dokunmaz, dışarıda da dolaşarak para harcamak istiyorum” diyorsanız, ‘Sentosa Adası’ bunun için kurulmuş. Plajları, dev eğlence parkları, Hollywood stüdyolarının eğlence alanına dönüşmüş setleri... Benim pek ilgimi çekmeyen bu ada turistlerin uğrak yeri. Özellikle, çocuğu ile Singapur’a gideceklere tavsiye ederim.

Singapur fotoğraflarında çok sık yer alan ‘Marina Bay’a da uğrayabilirsiniz. İçinde ülkenin simgesi olan, aslan başlı, balık gövdeli ‘Merlion’ heykeli ve parkı, şehri yukarıdan izlemeniz için tasarlanmış, çok yüksek bir dönme dolap olan ‘Singapore Flyer’, deniz üzerine yapılmış spor ve konser sahası olan ‘Floating Stadium’ var. En ilgi çekici bina ise üç dev gökdelenin üstüne kondurulmuş büyük bir gemi görüntüsüne sahip olan Marina Bay Sands Oteli. Gökdelenlerin üzerinde bulunan gemi görünümlü dev platformda dünyanın en ilgi çekici havuzlarından biri bulunuyor.

‘TERZİ MUHAMMET'
“Kapalı alanlardan sıkıldım biraz da sokakta alışveriş yapmak istiyorum” diyorsanız ‘Orchard Caddesi’ tam size göre. Bu caddenin çok yakınında bulunan ‘Botanik Park’ ise iyi bir dinlenme noktası. Botanik Park’ta, dünyanın en güzel orkidelerini barındırdığı söylenen ‘orkide bahçesi’ kesinlikle görülmeye değer.

Singapur beni çok etkilemedi. Ancak hakkını yemeyelim. Özellikle Çin, Hint, Malay ve Arap mahalleri oldukça renkli. Özellikle Çin mahallesi çok keyifli. Dev gökdelenlerin arasında bulunan bu mahallede muhteşem bir Budist ve Hindu tapınağı bulunuyor. Ayrıca bu güzel tapınakların etrafında bulunan, sömürge döneminden kalma rengarenk barok binalar arasında dolaşmak çok etkileyici.

Çin mahallesindeki pazarda bir sürpriz ile karşılaştık: Siirtli terzi Muhammet Nezir Uruç, Çin’den getirdiği kumaşlarla ‘Çin geleneksel kıyafetleri’ dikiyor. 5 yıldır Singapur’da yaşayan Uruç, Singapur’da çok çalışmak gerektiğini belirtiyor: “Beni çok zorlamadı, çünkü çalışmayı seven biriyim.” Küçük kızının fotoğrafını göstererek, “Burada yaşam kalitesi yüksek. Özellikle eğitim sistemi İngiliz etkisinde ve dünyaca ünlü. Kızımın bu eğitimi alması beni mutlu ediyor” diyor. 



Kurallar ve yasaklar şehri
Singapur, tam anlamıyla kurallar ve yasaklar şehri. Kurallara uymayanlar oldukça sert cezalandırılıyor. Yüksek para cezası ‘en hafif’i sayılabilir. Kamçı cezasının hâlâ uygulandığı ülkede en büyük suç, uyuşturucu ticareti. Cezası ise idam! Yolda yürüken bile dikkat etmeniz gereken çok şey var: Sakız çiğnemek ve sigara içmek yasak. Yere atmayı ise aklınızdan bile geçirmeyin! Kirli araba ile dolaşamazsınız. Trafiğin yoğun saatlerinde yollar ücretli...


Gecenin kalbi: ‘Clarke Quay’
Singapur’un en ilginç bölgelerinden biri de ‘Clarke Quay’. Ülkenin yeme-içme ve gece yaşantısının kalbi burada atıyor. Nehir kenarından başlayan ve birkaç blok devam eden ‘Clarke Quay’, üstü bir çeşit cam olan mavi bir kubbe ile kaplı. Müşterileri bölgenin ünlü tropikal yağmurlarından ve sıcaktan koruyan bu yapının altındaki dev soğutucular sayesinde serin serin dışarıda oturabilirsiniz. Özellikle gece tıklım tıklım olan ‘Clarke Quay’da onlarca restaurant, cafe ve bar bulunuyor. Çoğunlukla Singapur’a gelen turistlerin ve burada çalışan yabancıların tercih ettiği bu alanda her ülkeden insanla karşılaşmak mümkün.