Dünyanın en güzel koyu Gökova ve Bodrum

Kalabalık yüzünden doğasını ve kültürünü kaybetmeye yüz tutmuş Bodrum, dünyanın en güzel 37 koyundan biri seçilen Gökova'nın kıymetini bilmeli.
Dünyanın en güzel koyu Gökova ve Bodrum

Yazının başlığını çok mu iddialı buldunuz? O zaman gelecek hafta Dünyanın En Güzel Koyları Birliği’nin (The Most Beautiful Bays in the World) Bodrum’da yapılacak toplantısına katılmanızı tavsiye ediyorum.
6 yıl önce Bodrum’la ilgili bir belgesel hazırlarken adını ilk kez duyduğum birlik, dünyanın en güzel koylarını belirleyerek, bu koyların korunmasını ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla yönetilmesini amaçlıyor. Birliğin merkezi ise Fransa.
Dünyadaki 37 koyun üye olduğu birlik, Türkiye’den sadece Bodrum’u, Gökova nedeniyle ‘en güzel koy’ olarak kabul etmiş.
Bodrum hiç şüphesiz Türkiye’nin en ünlü tatil beldesi. Herkesin kendinden bir şey bulabildiği yerdir Bodrum. Huylu-huysuz, genç-yaşlı, entelektüel-zibidi, zengin-orta halli, tarikatçı-ulusalcı, üçkâğıtçı-namuslu, ünlü-ünsüz... Yaz yaz bitmez!
Aslında Bodrum’da bu kadar kalabalık ve çok çeşitlilik olması, pek de hoşuma gitmiyor. Belgeseli çekerken o zamanki Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan’a, “Nerede Bodrum yemekleri yiyebiliriz?” diye sormuştuk. Fakat bize ancak bir-iki yer söyleyebilmişti. Zira bu çok çeşitlilik ve kalabalık, Bodrum’un yerel değerlerinin de yok olmasına yol açmıştı. Bodrum’un bütün yaşamı sadece turizm, o da ‘deniz-güneş-kum turizmi’ üzerine şekillenmişti. Hatta kameramanım Ethem Tosun’un ünlü çökertme kebabına aşermesi yüzünden tüm Bodrum’u talan etmiş fakat bulamamıştık. 

Kaç kişi gitti Mozole’ye? 
Yine de antik tarihin en önemli liman kentlerinden olan Bodrum (Halikarnassos), binlerce yıllık tarihe ve kültüre ev sahipliği yapar. Bu yüzden geçmişinin ve kültürünün zenginliklerini yitirmesi içler acısı bir durum! Dünyanın yedi harikasından birinin Bodrum’da olduğunu kaç kişi bilir mesela? Hadi bildi diyelim, kaç kişi gitmiştir oraya?
Bir zamanlar Pers İmparatorluğu’na bağlı olan Karya medeniyetinin efsanevi kralı, tarihin belki de en kendini beğenmiş insanı Mausolus’un yaptırdığı anıt mezar, antik dönemin yedi harikasından biriydi. Kendini ‘dünyanın en güzel insanı’ ilan eden kral, piramitleri bile gölgede bırakacak bir anıt mezar yaptırmak istemiş. Zamanın en ünlü mimarları ve taş ustaları dillere destan bir eser yaratmışlar. Kral mezarın bitmiş halini görememiş ama mezarın güzelliği herkesi kendine hayran bırakmış. Öyle ki hâlâ birçok anıt mezar, Kral Mausolus’un görkemli mezarının etkisiyle ‘mozole’ diye adlandırılır. 

Günbatımına kapalı bir kale 
Bütün bunların yanı sıra Bodrum, dünya sualtı arkeolojisinin doğum yeridir de aynı zamanda. Dünyanın ilk sualtı arkeoloji müzesi Bodrum Kalesi’nin içinde yer alır. Kalenin içine konmasının sebebi ise şu: 1970’lerin başından itibaren Türkiye’de sualtı arkeolojisi çalışmaları yapan Pennsylvania Üniversitesi’nden George Bass, çıkardıkları parçaları koyacak yer bulamamış ve bunları o dönemde harabe olan Bodrum Kalesi’nde istiflemiş. Zamanla kale, sualtı arkeolojisine tahsis edilip müze olmuş. Yani bilinçli bir tercihten değil, şartlardan dolayı müze olmuş. Ama iyi ki de olmuş. Bu sayede kale, Türkiye’nin en iyi durumdaki müzelerinden biri haline gelmiş.
Kale ayrıca antik dönemin, özellikle de Karya medeniyetinin birçok zenginliğini içinde barındırır. Dünyanın en eski batığı olan ‘Uluburun Batığı’ da burada sergilenir. Fakat kalenin Bodrum’un 40 derecelik sıcağında gezilmesi ve o dik merdivenlerinin yine günün sıcak saatlerinde tırmanılması istenir turistten.
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine sormak istiyorum: Bir müze akşam saatlerinde neden açık olmaz? Bodrum’un en güzel günbatımı manzarasına sahip olan kaleden neden günbatımı izlenmez? Müzeler memuriyet yeri midir, yoksa halkın faydalanması için açılmış yerler mi? Eğer halk içinse halktan o sıcakta kaleyi gezmesini istemek hangi Pollyanna’nın (!) fikridir?!
Bodrum işte böyle tuhaflıklarla dolu. Bunca zenginliğin içinde kendini sadece eğlence turizmiyle var etmeye çalışan bir yer. Rutubetin neredeyse hiç olmadığı Bodrum’da 12 ay turizm yapılabilecekken sadece 3 ay yapılıyor olması, kötü yönetimden değil de nedendir?! 

Kaldırımsız ülke olur mu? 
Yanı başında bulunan Bafa Gölü’nün kenarındaki küçücük Kapıkırı Köyü (Herakleia) kış boyunca yüzlerce turisti ağırlarken, koskoca Bodrum neden bunu yapamaz?
Çünkü Bodrum, ne yazık ki Türkiye’nin de en büyük sorunu olan feodal yapıyla yönetilir. Eş, dost, akraba ilişkisiyle hem turizm yapılır hem de yönetilmeye çalışılır. En son gittiğim Gündoğan beldesinin Küçükbük semtindeki aile işletmelerini görünce, “Bizden adam olmaz” dedim. Temizliğin ve düzgün hizmetin turizmin temeli olduğunu bilmeyen kişiler, maalesef Bodrum’un en büyük düşmanı.
Bodrum’la ilgili sorular bitmez ama son sorum şu: Neden birçok yerde kaldırım yok? Merkeze geniş kaldırımlar yapan zihniyet (Ana amaç, restoranların daha fazla sandalye koyabilmesi) neden ara sokaklara ve diğer beldelere küçük de olsa kaldırım yapmaz? Kaldırımı olmayan ülke mi olur? Olursa da bu, ülkenin vatandaşına verdiği değerin göstergesidir. 

Gökova’ya yapılan eziyet 
İşte bu Bodrum’un en büyük şansı Gökova. Milas ve Marmaris’le paylaştığı bu muhteşem koy, gerçekten de dünyanın en güzel koylarından biri. Kızılçam ormanlarının arsızlığı sayesinde denize kadar inen ormanlarıyla yeşil ve mavi gerçek anlamda burada kucaklaşır. Mavi yolculuğun da çıkış noktası olan Gökova’ya yaptıklarımız ise akıl alır gibi değil.
Düşmanımıza desek ki “Gel, bu Gökova’ya zarar ver de turizm baltalansın”, bizim yaptığımızı yapamaz. Kıyamaz bu doğaya! Bu dünya güzelinin koynuna 1980’lerde üç termik santral yapılmıştı. Hele bir tanesi tam da kıyıdaki Ören’deydi. Yıllarca filtresiz çalışan bu santrallar yüzünden binlerce hektarlık ormanlık alan yok oldu. Son yıllarda bacalarına filtre takılsa bile bu santralların verdiği zarar asla unutulmayacak.
Bunun dışında 1. derece doğal ve arkeolojik sit alanı ve ülkenin mutlak korunması gereken yerlerinden olan Kisebükü, 230 dönümlük ormanlık arazide yapılması istenen üç otelin yapımı çevre gönüllülerinin çabasıyla şimdilik durduruldu. Özellikle ‘Mavi Yol Girişimi’nin bu konudaki çabaları önemliydi. Ancak burada asıl sorgulanması gereken, para babalarının ve yöneticilerin kötü niyetli zihniyeti. Yurdun her parçasının satılır ve üzerine bir şey yapılır olduğunu düşünenlerin çokluğu, gelecek konusunda karamsarlığa itiyor insanı. Yurdun dört bir yanında doğayı korumak için uğraş veren insanlar olmasa, neredeyse her taraf talan edilecek. Ülkeye yararı tartışılır ama para babalarının cebini dolduracağı kesin projelerle sürdürülebilir turizmin yapılamayacağı artık bilinmeli.


GALİP GÜR (İşletmeci, Dünyanın En Güzel Koyları Birliği Yeni Başkanı)

‘Koyları yitirmemek için aktif yönetim şart’

28 ülkeden 37 üyesiyle 100’e yakın delegenin katılacağı Dünyanın En Güzel Koyları Birliği 8. Dünya Kongresi, 11 Eylül’de Bodrum’da başlayacak. Kongre, 14-15 Eylül’de Yunanistan’dan birliğe yeni üye olan Patmos Adası’ndaki etkinliklerle sona erecek.
Portekiz’de yapılan bir önceki genel kurulda birliğin dünya başkanı seçilen Bodrumlu turizmci Galip Gür de kongrede başkanlığı Fransız Jerome Bignon’dan 3 yıllığına devralacak. Böylece 15 yıllık birlik tarihinde ilk kez bir Türk, 2012-2015 döneminde dünya başkanlığı görevini üstlenmiş olacak.
Ayrıca Bodrum’un ilk otellerinden Seçkin Konakları’nın da sahibi olan Galip Gür, ‘bakir koyların sayısının hızla azaldığına’ dikkat çekerek, ‘geleceğe miras bırakılacak eşsiz güzelliklerin yitirilmemesi için aktif bir yönetim tarzı izleyeceklerini’ söylüyor ve ekliyor: “Amacımız, dünyanın neresinde olursa olsun koylar arasında işbirliği sağlayıp ortak sorunların çözümünde yardımcı olmak, koyların doğal değerleri ve kültürleriyle dünyaya tanıtılmasına olanak sağlamak” diyor. ‘Koyların mutlaka korunması gerektiğini’ vurgulayan Gür, Bodrum’da yapılacak kongrenin bu açıdan büyük önem taşıdığının da altını çiziyor. Gür, “Dünyanın çeşitli bölgelerinden değişik karakter ve özelliklere sahip 37 değerli koyun üye olduğu birliğin amacı, bu koyların turizmle iç içe gelişirken sahip olduğu eşsiz güzelliklerin ve değerlerin olumsuz yönde etkilenmesini önlemek ve bunun dünyanın diğer koylarına da örnek olmasını sağlamaktır” diyor.