Gönlüm La Rochelle'de kaldı

Atlas Okyanusu'na bakan La Rochelle, mest edici bir mimariye sahip. Üstelik gençlerin 'gönüllü' olarak ziyaret etme şansı da var.
Gönlüm La Rochelle'de kaldı

Son aylarda gençlerin hayatın her alanında aktif rol oynamaya başlaması, gelecek adına Türkiye’de iyi olan yegâne şey!

Bundan birkaç yıl önce İZ TV için hazırladığımız ‘Türkiye’de Genç Olmak’ belgeselinde gençlerin sorunlarından ve dünyaya bakışlarından bahsetmiştik. Ayrıca Avrupa’ya çeşitli fonlarla gitmiş gençlerin dünyayı tanıma çabalarını gözlemlemiştik.

Avrupa ile aramızdaki en büyük farkın eğitim sistemi olduğunu bu belgesellerle iyice anladım. Türkiye’de sadece öğretim temelli eğitim verilirken, Avrupa’ da öğretim kadar önemli bir unsur daha var: Sosyal vatandaş olmak... Avrupa ülkeleri, geleceklerini emanet edecekleri gençlerin, sosyal yaşamda aktif olmaları için her türlü desteği sağlıyor. Sadece bu iş için kurulmuş bir kurum bile var. Ulusal Ajans. Avrupa ülkelerinin nerdeyse tamamında bulunan bu ulusal ajanslar gençlik projelerine destek veriyor. Türkiye’de de bulunan ‘Ulusal Ajans’ ülkemizde pek alışık olmadığımız tarafsızlıkta, süratte ve ilgiyle çalışıyor. İyi olanın desteklenmesi gerektiğine inandığım bu zor günlerde ‘’Ulusal Ajansı’’ alkışlamak gerekiyor. Gençlerin katıldığı ve Ulusal Ajans’ın desteklediği projelerden en beğendiğim ise ‘Avrupa Gönüllü Hizmeti’ projesi olmuştu. Bir de bu projeyi inceleyeceğimiz yer Fransa’nın Atlantik Okyanusu kıyısında yer alan tarihi ‘La Rochelle’ şehri olunca en keyif aldığım çalışmalarımdan biri olmuştu.


MARİNASI MEST EDİYOR
Fransa’nın en güzel kentlerinden biridir La Rochelle... Şaraplarıyla ünlü Bordeaux’ya 130 km. uzaklıkta, 250 bin nüfuslu, sakin, küçük şehir, 1000 yıllık tarihi ve muhteşem marinasıyla insanı mest eder. Öncellikle marina derken bizim kıyılarımız işgal eden o garip yapılaşmadan bahsetmediğimin altını çizmem gerekiyor. La Rochelle marinası, şehri bin yıldır koruyan iki yüksek kuleden geçilerek girilen bir marina. Sadece bu özelliği bile bu kenti özel yapmaya yetiyor.

St. Nicolas ve Chaine kuleleri kentin simgeleri. Bu iki kule arasına çekilen zincir, yüzlerce yıl kentin güvenliğini sağlamıştı. Ayrıca bu kulelerin devamında bulanan Lanterne Kulesi de kentin önemli tarihi yapılarından biri. Limandan içeri girdiğinizde ise kentin kemerli, dar sokaklarında saat kulesi, katedrali ve belediye binası La Rochell’in tarihi siluetini tamamlıyor.

Atlantik Okyanusu kıyısında, yüksek kulelerle korunan La Rochelle tarihi, Fransa tarihinden her zaman bağımsız hareket etmiş. Okyanus kenarında bulunan bu korunaklı kent, tarih boyunca çok önemli bir ticaret merkezi olmuştu. Tabii ki ticaretle birlikte ortaçağın sonunda Avrupa’da ortaya çıkan reform hareketi de bu kente tüm Fransa’dan önce gelmişti. Halkı çok etkileyen bu düşünceler, Katolik Fransa’da Protestan bir kent olmalarına sebep olmuş.

İngiltere ve Fransa arasında yaşanan ünlü ‘100 Yıl Savaşları’nda İngilizlerin yanında yer alan kent, İngilizlerin en önemli direniş noktalarından biri olmuş. Savaş sonrası büyük bir kuşatmayla Fransa topraklarına katılan kentte büyük bir kıyım yaşanmış.

La Rochelle’in kaderini değiştiren bir diğer önemli tarihsel olay ise II. Dünya Savaşı sırasında yaşanmış. Bu korunaklı Atlantik limanı, Almanların güçlü denizaltı filosuna ev sahipliği yapmış. Bu yüzden de Almanlardan en son alınan kentlerden biri olmuş.

Tarihte yaşadığı bu büyük yıkımlar sebebiyle, ekonomik olarak komşusu Bordeaux’ya oranla daha geride kalan bu güzel kent son zamanlarda Avrupa’nın en gözde tatil yerlerinden biri olmaya başlamış. Tarihsel bağından dolayı özellikle İngilizlerin akın ettiği kent, Fransa’nın son yıllarda en büyük gelişim gösteren kentlerinden biri. Yaz aylarında yapılan La Rochelle müzik festivali, dünyanın en önemli müzik organizasyonlarından biri. Tarihi kulelerin hemen dibindeki boş alanda (festival dışında otopark olarak kullanılıyor) yapılan festival, tüm dünyadan on binlerce kişinin La Rochelle’ i doldurmasına sebep oluyor. Marinanın hemen karşısına dizilmiş küçük kafeleri ve restoranları ile tam bir keyif kenti. Sakin ve huzurlu bir yer arayanlar için şahane bir yer! Hele kulelerin arasında batan gün batımı gerçekten de enfes...

İşte bu güzel kentte bulunan bir gençlik organizasyonundaki çalışmaları inceledik. Gençlerin yaşama daha iyi hazırlanması için barınma sorununu çözmenin gerektiğine inanan Fransızlar, ‘’FJT (Les foyers et services pour jeunes travailleurs en Ile-de-France)’’ adlı oldukça ilginç bir oluşumun içine girmişler.

FJT (Genç çalışanlar yurdu) 16-25 yaş arasındaki gençlere yönelik bir yurt. Çalışma hayatına yeni başlayan gençlerden, işsiz gençlere, yabancı gençlere kadar binlerce genç burada kalıyor... Genelde ailesinden uzak olan gençler için iş ararken en önemli sorunları; konaklama...

En ucuz konaklamanın 600-700 euro olduğu ülkede gençler 300 euroya bu yurtta kalıyorlar. FJT sistemi gençlerin bağımsız yaşayabilmelerine yardımcı oluyor. Fazla evrak istenmemesi de gençler için büyük bir şans. Gençlerin ev ve iş bulmalarına da yardımcı olan bu oluşumun bir diğer güzel özelliği ise büyük kuruluşlarla yaptıkları özel anlaşmalar sayesinde, gençleri spor ve kültürel aktivitelerle buluşturmaları.

İşte böyle bir organizasyonda ve şehirde çalışmak isteyen gençlerin yapması gereken tek şey 18-30 yaşında olması! Avrupa Gönüllülük Hizmeti projesi AB ve aday ülkeleri kapsayan çok güzel bir gençlik projesi. Bir ülkeye turist ya da öğrenci olarak gelmekten çok farklı bir deneyim. ‘’Bir sivil toplum kuruluşu için toplum yararına ve sosyal içerikli projelerde gönüllü olarak çalışma’’ olarak tanımlayabileceğimiz bu program gençlerin sosyal vatandaş olması konusunda yapılmış dünyadaki en başarılı projelerden biri. Türkiye gibi STK’larda çalışan insan sayısının çok az olduğu ülkelerde bu tarz programların örnek alınması mutlaka gerekiyor.

Programın en güzel özelliği ise yaş limiti dışında aranan hiçbir kriterin olmaması. Hatta dil bilme zorunluluğu bile yok! Bunların yanı sıra vize masrafı, uçak bileti, konaklama, yemek ve cep harçlığı da yine bu proje kapsamında gençlere veriliyor. Ayrıca istenildiği takdirde dil kursuna da gönderiliyor. 1 sene süren bu projenin en sevdiğim özelliklerinden biri de engellilere ve imkânları kısıtlı gençlere de yer vermesi. 2-8 hafta boyunca engelliler de bu projeden yararlanabilmekte. Türkiye’de sokağa çıkmakta büyük sorun yaşayan, eve adeta hapsedilmiş engelli gençlerimizin özgüvenlerini sağlamaları için bulunmaz bir fırsat! Ulusal Ajansların gençlik projelerine verdikleri destekleri gördükçe içim cız etmiyor değil. Keşke bizim zamanımızda olsaydı diyorum. Mesela La Rochelle’de, Avrupa’nın en ucundaki fenerden, Atlantik Okyanusu’na bakarak hem de bir STK’da çalışarak bir yılımı geçirmiş olmayı gerçekten de çok isterdim.