Kommagenelerin kutsal dağı: Nemrut

Günbatımında bozkırların seyrine dalıp tırmanışa geçtiğiniz Nemrut Dağı'nda, Doğu ile Batı sentezi bir uygarlığın, Kommagene'nin kapısını aralıyorsunuz.
Kommagenelerin   kutsal dağı: Nemrut

Uçsuz bucaksız sarı bozkır içerisinde kıvrıla kıvrıla giden uzun yollar, Nuri Bilge Ceylan filmlerinden bir sahnenin içine alır adeta insanı. Hemen yakında diye düşündüğünüz mesafeler uzar da uzar... Bu bozkırın marifetidir. İnsanın algısını şaşırtan bu göz yanılgıları, benim gibi bozkır âşıkları için sadece keyiftir. Bozkırda zaman ve mesafe kavramını tahmin edemezsiniz. Dinginlik ve huzur içinde hedefinize varmaya çalışırsınız sadece... Hele yolun sonu Nemrut Dağı’na varıyorsa, bozkırın güzelliğine diyecek yok!

Paylaşılamayan bir dağ

Adıyaman’ın Kâhta ilçesine 53 km. uzaklıktaki efsane dağa ulaşmak için iki yol var. Biri Adıyaman, diğeri Malatya üzerinden... Bu iki şehrin bir türlü paylaşamadığı ve birçok tartışmaya yol açan Nemrut Dağı, Türkiye’nin kuşkusuz en iyi fotoğraf veren dağı. Artık sosyal medyada neredeyse canlı fotoğraf yayını yapılabilmesi (benim Nemrut yayınım Twitter’da @vedatatasoy adresinde) ve bir fotoğrafın anında binlerce kişiye ulaşabilmesi, bu tarz yerlere ilgiyi de arttırdı. Bugün sadece fotoğraf çekmek bile turizmin önemli bir parçası. Bütün bunları hesaba kattığınızda, Nemrut’un artık kendi tanıtımını yapabilecek seviyede olduğu ortada. Nemrut için özellikle devletin yapabileceği tek şey, doğru organizasyon ve güvenlik sağlamak.

Birçok yerde eleştirdiğimiz ‘kültürel miraslarımızın korunamaması ve iyi sunulamaması’ durumu, sevinerek söylüyorum ki, Nemrut Dağı’nda tam tersi... Doğaya zarar verilmeden yapılmış, kararında genişlikte ve pek az yerde bozuk olan yollar, rahat bir park alanına ulaşmanızla sona eriyor. Arabadan iner inmez karşınıza çıkan işletme, yaklaşık 400 metrelik tırmanış öncesi soluklanabileceğiniz ve bol bol bozkır fotoğrafı çekebileceğiniz keyifli bir alan. Bu mola yerinde mutlak ihtiyaçlarınızı giderin, zira yukarıda ne tuvalet var ne de su... Bu da bence doğru bir tavır. Zira buraya gelenlerin aşağıda tüm ihtiyaçlarını karşılayıp dağa tırmanmaları, seyahatin bir parçası. Ayrıca dağa tırmanamayacak olanlar için katır kiralama imkânı da var. Tırmanış ise yaklaşık 20 dakika sürüyor.

Dağda üç teras mevcut: Doğu, Kuzey ve Batı terasları. Tırmanış, Doğu ve Batı teraslarına yapılıyor. Size tavsiyem, daha dik ama daha kısa süren Doğu terasından tırmanmanız.

Kommagene ülkesinde güneşin doğuşunu ilk gören yer olan Doğu terasına, sert kayalardan oyulmuş merdivenli yoldan çıkılıyor. Doğu terası Tanrılar galerisi, Atalar galerisi ve sunaktan oluşuyor. Tanrılar galerisindeki dev Tanrı heykelleri, hemen arkasındaki ‘Tümülüs anıt mezar’a sırtını dönmüş biçimde sıralanmış.

Tanrıların yanında bir kral

Tümülüs, mıcır taşlarla örtülü dev bir anıt mezar. Hâlâ bir keşif kazısının yapılmamış olması ise Nemrut’un en büyük eksikliği. Bu kazı yapıldığında, tarihin en önemli arkeolojik olaylarından biri gerçekleşecek. Bu özel anıtın kazısı, Türkiye için önemli bir tanıtım aktivitesi olabilir. Kültür ve Turizm Bakanımıza naçizane önerim, bu çalışmayı bilhassa kendisinin denetlemesi ve her aşamasında bizzat başında bulunması. Zira bu kazı, yüzlerce yıl konuşulacak önemli bir arkeolojik keşif çalışması olacaktır.

Doğu terasında bulunan Tanrılar galerisinin beş heykelinden biri olan Kral Antiochos, güney uçta ilk sırada yer alıyor. Kendisini Tanrılarla aynı kategoride gören Kral 1. Antiochos, heykelini bu sıralamaya dahil etmiş. Yani “Para benim, güç benim. İstersem Tanrılarla eşit olurum!” demiş.

İkinci heykel, Latincede ‘şans, uğur, bereket’ anlamına gelen Kommagene-Fortuna. Buradaki heykellerin en uzun olanı.

Üçüncü heykel Zeus-Oromasdes; Tanrılar Tanrısı Kronos’un oğlu, baştanrı ve göklerin hâkimi.

Dördüncü heykel Apollon-Mithras; Anadolu mitolojisinde Zeus’un oğlu olan Işık ve Güneş Tanrısı.

Beşinci heykel ise kuvvet ve kudretin sembolü olan ve Anadolu’da Herkül adıyla anılan Herakles.

Burada Doğu’nun ve Batı’nın Tanrıları bir arada. Çünkü Kommagene Krallığı, Batı ve Doğu kültürünün harmanlandığı bir krallık.

Doğu ve Batı terasları arasında kalan Kuzey terası ise aslında iki kutsal terası birbirine bağlayan, 100 metre uzunluğunda bir tören yolu. 80 metrelik tamamlanmamış stel kaidelerle bezeli yolu geçtiğinizde, muhteşem bir günbatımı manzarası görebileceğiniz Batı terasına varılıyor.

Batı terasında bulunan Tanrılar galerisindeki heykel sıralaması ve heykellerin arkasındaki kült yazısı, bazı detaylar hariç aynı. Doğu terasından farklı olarak, Tanrılar galerisinin kuzey ucunda, dördünde Kral 1. Antiochos’un Tanrılarla selamlaşması, diğerinde ise aslan figürü bulunan, kumtaşından yapılmış beş kabartma (rölyef) var. ‘Aslan horoskop’ olarak bilinen kabartma, 25 bin yılda bir meydana gelen astrolojik bir olayı sembolize ediyor. Bu, tarihin bilinen ilk horoskobu. Şu anda ise korumaya alınmış durumda.

Her gün yüzlerce kişi, bu rüya gibi günbatımını izlemek için çıkıyor Nemrut’a. Ziyaretçilerinin yaş ortalamasının yüksek olmasını ise anlamıyorum. Mikonos’taki günbatımına koşa koşa giden gençlerimiz, bir gün bu kadim günbatımını da izlemeli.

Nemrut Dağı, tabiri caizse beni benden aldı. Ne tırmanışın dikliği ne de sıcak, rüya gibi anları bozabildi. İki gün art arda bu rüyayı görme şansım olduğu için şükrettim açıkçası. Ve bir gün mutlaka yine döneceğimi söyleyerek ayrıldım güzel Nemrut Dağı’ndan...

Tümülüsün ihtişamı

M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen tümülüsün orijinali 55 metre yüksekliğinde. Bugünkü yüksekliği 50 metre, çapı ise 150 metre. Kommagene Kralı 1. Antiochos, burada kendisi için görkemli bir anıt mezar, mezar odasının üzerine kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafına da kutsal alanlar inşa ettirmiş. Tümülüs, kralın şerefine düzenlenen törenlere mahsus üç terasla çevrili. Doğu ve Batı teraslarında, sıraya dizilmiş 8 blok yontma taşın üst üste konulmasıyla oluşturulan heykeller, kabartmalar ve yazıtlar var. Heykeller, aslan ve kartal heykeliyle başlayıp aynı düzende son buluyor. ‘Ormanların kralı’ aslan yeryüzündeki gücü, ‘Tanrıların habercisi’ kartal ise göklerin gücünü temsil ediyor.  Kült yazıtlarında anne tarafından Büyük İskender’in (Yunan-Makedonya), baba tarafından ise 1. Darius’un (Pers) soyundan geldiğini söyleyen Antiochos, atalarından gelen etnik farklılıkları kültürel zenginliğe dönüştürmenin göstergesi olarak Tanrı heykellerinin yüzünü doğuya ve batıya çevirmiş. Heykellere de hem Yunan hem Pers dilinde isimler verilmiş.

Yunan ve Pers uygarlıklarını birleştiren bir krallık: Kommagene

Yunancada ‘Genler Topluluğu’ anlamına gelen Kommagene, ismiyle bağdaşırcasına, Yunan ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve geleneklerinin bütünleştiği güçlü bir krallık. Toros Dağları’ndaki çeşitli yolların birleştiği noktada bulunan antik Kommagene Krallığı, Suriye’nin kuzeyi, Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve doğuda Fırat Nehri’nin çevrelediği verimli topraklarda yer almış. Tarıma ve hayvancılığa elverişli, ekonomik önemi yüksek olan sedir ormanlarını barındıran Kommagene topraklarının, ilk çağlardan beri yerleşim alanı olarak kullanıldığı civardaki mağara ve arkeolojik buluntulardan anlaşılıyor.  Antik dünyanın küçük ama güçlü ülkesi Kommagene, baba tarafı Pers krallarından ‘Krallar Kralı’ olarak anılan Darius’a ile, anne tarafı ise Makedonya hükümdarı Büyük İskender ile akraba olan bir prensin oğlu Mithradates Kallinikos tarafından M.Ö. 109’da bağımsız bir krallık olarak kurulmuş. Farklı topluluklardan meydana gelen ve ayrı inanç ve kültürlere sahip Kommageneliler arasında birlik sağlamayı başaran Mithradates Kallinikos, Tanrılarla olan bağını güçlendireceği ve böylece ulusunu barış içinde yaşatacağı inancıyla ülkesinin çeşitli yerlerinde tapınaklar yaptırmış.

Nemrut’un sırrı nasıl keşfedildi?

Kraliyet Akademisi tarafından araştırma yapmak üzere bölgeye gönderilen genç bilim adamı Otto Punchtein liderliğindeki ekip, dağın tepesindeki tümülüs ve tümülüsün Doğu ve Batı yanlarında bulunan teraslardaki dev heykeller ve türlü kabartmalardan oluşan eserler üzerinde çalışmış. Uzun çalışmalar sonunda Yunanca yazılı kitabeyi çözen Punchtein, bu eserlerin Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırıldığını keşfetmiş. Antiochos’un ağzından yazılan kitabe, Nemrut’un sırrını ve kralın yasalarını içeriyor. Bu medeniyetin ortaya çıkmasını sağlayan kazılar, Nemrut’tan başka Arsameia, Samsat ve Fırat Havzası’nda gerçekleştirilmiş. Kazılarda ortaya çıkarılan taşınabilir eserler müzelerde, geri kalanları da Milli Park Alanı içerisinde korumaya alınmış.

Nemrut neden UNESCO Dünya Mirası?
Nemrut, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 1987’de dahil edildi. Nemrut’un dünya mirası kriterlerine göre kabul edilme sebepleri ise şöyle:

1] Kommagene Kralı 1. Antiochos’a ait olan mezar, eşsiz bir sanat eseri. Nemrut Dağı’nda oluşturulan peyzaj, antik dönemin en muazzam girişimlerinden. Burada kullanılan bazı taş blokların ağırlığı 9 tona ulaşıyor.

2] Kral mezarı ya da Nemrut Dağı, Kommagene Krallığı’nın medeniyetine tanıklık ediyor. Bu anıtta Kral 1. Antiochos, babası Mithradates Kallinikos tarafından 1. Darius’un, annesi Laodice tarafından da Büyük İskender’in torunu olarak gösterilmiş. Bu yarı-efsanevi soyağacı, Doğu’daki ve Batı’daki güçlerden bağımsız olma arayışında olan bir hanedanlık arzusunun göstergesi.