Lavantalar eşliğinde 'mor yolculuk'

Fransa'da lavantanın balından dondurmasına, sabunundan kurabiyesine birçok ürün bulabileceğiniz gibi, mor tarlalarda gezintiye de çıkabilirsiniz.
Lavantalar eşliğinde 'mor yolculuk'

Türkiye’nin tarımdaki en önemli sorunu, ürünlerin bir standardının olmaması. Aynı adı taşıyan kötü bir ürün alabileceğiniz gibi, son derece lezzetli bir ürünle de karşılaşabilirsiniz. Gerçek organik bir meyveyle de kilolarca ilaç ve gübreyle yetişmiş, tamamen sağlığa zararlı olanıyla da! Hatta yöre adıyla satılan ürünün gerçekliği bile şüphe götürür. Türkiye’de tarım tamamen üreticinin karakteriyle şekillenir. Ancak bu, özellikle dış pazarda büyük sorunlara yol açar. İhracat hedefiniz Hindistan ve Pakistan değilse (Sayın Bakan tarafından benzetildiğimiz için örnekledim), bu standartsızlık bilhassa işini doğru yapan çiftçimizi üzer.

Bu hafta Türkiye’den küçük olmasına rağmen, tarım ihracatında dünyada 3. sırada yer alan Fransa’da doğan ve ardından tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerin kabul ettiği (1992) ‘apelasyon’u (kontrollü köken adlandırması) anlatacağım. Hem de Avrupa’nın en güzel köylerinin bulunduğu Fransa’nın Provence bölgesinde yapılan lavanta hasadıyla...

Apelasyon (Fransızca, AOC -Appellation d’Origine Controlée), Fransa’nın önemli şarap üretim bölgelerinden Châteauneuf-du-Pape’ta ortaya çıktı. Bölgenin yöneticisi Baron Le Roy, ürettikleri üzümün yetiştirilme koşullarına ve şarabın üretim yöntemlerine standart getirmeye çalıştı. 1928’de üzümlerinin yetişmesinden toprağın kalitesine, iklimden yükseltiye kadar her unsuru belirleyerek mahkemeye başvurdu. Mahkeme, Baron’un kalite kontrol isteğini haklı buldu ve ilk apelasyon çalışması yine Provence bölgesindeki Châteauneuf-du-Pape’ta başladı.
Bu sistemin, markanın değerini yükselttiği kısa sürede anlaşıldı. 1935’te ise apelasyon, tüm Fransa’da uygulanmaya başlandı. Üzüm ve şarapçılıkla başlayan uygulama, günümüzde lavanta, bal ve peynir başta olmak üzere, hemen hemen tüm tarım ürünlerinde uygulanıyor. Dolayısıyla Fransız tarım ürünleri cinsiyle değil, üretilen bölgenin ismiyle anılıyor.

Lavantanın başkenti: Sault
Biz de bu konu hakkında İZ TV için hazırladığımız bir belgesel çekimi için Fransa’nın Provence bölgesinde bulunan ve ilk lavanta üretim yeri olan Sault’ya gittik. Burası, doğal güzelliği ve kalitesiyle Fransa’da UNESCO tarafından ‘Dünya Kültür Mirası’ ilan edilen altı bölgeden biri. Haziran ve temmuz aylarında, mor lavanta tarlalarının güzelliği ve insana huzur veren enfes kokusuyla tam bir cazibe merkezi. Bir Ortaçağ köyü olan Sault, tüm Ortaçağ kasabalarında olduğu gibi, güvenlik sebebiyle yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş. Bu yüzden de kasabanın muhteşem bir vadi manzarası var. Mor lavanta ve altın rengi yabani buğday tarlalarını izlemek insana huzur veriyor.

Dünya lavanta üretiminin yarısı Fransa’da. Sault ise lavantanın başkenti adeta. Lavanta üretimi için belirlenen şartlar içinde özellikle yükselti şartı olması (700 metre) zaten Fransa gibi düzlük alanların çoğunlukta olduğu bir ülkede üretim yerini de kısıtlıyor. İşte bu kısıtlamalar ürünün değerini arttırıyor. Apelasyon sisteminin bağcılıktan sonra en verimli kullanıldığı yerlerden biri de bu yüzden lavantacılık.

Ülkemizde nedense fazla rağbet görmeyen lavanta üretimi aslında Türkiye koşullarına çok elverişli. Her şeyden önce kaprisli bir ürün olmayan lavanta, çok bakım gerektirmeyen ve neredeyse her yıl aynı kalitede ürün verebilen oldukça dayanıklı bir ürün. Lavanta ayrıca birçok alanda kullanıma açık. Fransa’da türlü amaçlar için lavanta üretiliyor. Lavanta yağı ise hem kozmetikte hem de ilaç sanayiinde önemli yer tutuyor. 2. Dünya Savaşı’nda böcek ve yılan ısırığına karşı ilaç olarak kullanılmış olan lavanta yağı artık birçok ilacın içeriğinde yer alıyor.

Kozmetikte ise binlerce ürün olarak karşımıza çıkıyor lavanta. Sabundan kreme, şampuandan parfüme birçok üründe yaygın olarak kullanılıyor. Sadece lavanta ürünleri satan bir dükkâna girerseniz, morun binbir tonunda binbir çeşit ürün görebilirsiniz. Beni en çok şaşırtan ürün ise lavantadan yapılmış acıbadem kurabiyeleri ve dondurmalar!

Tüm bunları bulabileceğiniz en keyifli adres, 1500’lü yıllardan beri her çarşamba sabahı kurulan Sault pazarı! Sadece sabahları açık olan pazarda lavantanın yağından sabununa, balından dondurmasına aklınıza gelebilecek her türlü ürünü, birbirinden şık paketlerle, doğrudan üreticisinden satın alabilirsiniz. Lavantalar sayesinde bu kadar güzel kokan bir pazarı da herhalde başka yerde görmek imkânsız!

Ayrıca bölgede düzenlenen lavanta turlarına katılarak yağ damıtma işlemlerini de izleyebilirsiniz. Bölgenin en önemli gelir kaynağı turizm ve tarım. İkisi de bir arada yürütülüyor. Yaz aylarında turizm lavanta üzerine yoğunlaşırken, eylülden itibaren de şarap turları başlıyor. Fransa, genellikle büyük şehirlerden gelen turistlere bölgede sadece tarihi ve doğal güzellikleri değil, ayrıca bir yaşam şeklini de pazarlıyor. Doğal ve sade yaşamın içinde üreticilerden direkt olarak şarabınızı ve peynirinizi almak, küçük yerel pazarlara gitmek, çiftçilerle sohbet ederek işin inceliklerini öğrenmek, bölgedeki başlıca aktiviteler arasında. Bunların sonucunda Provence’ta üretilen ürünleri o bölgenin etiketini taşıdığı için satın almak ise pazarlama stratejilerinin amacına ulaştığını gösteriyor.

Mis gibi lavanta kokuları arasında yapılan bisiklet ve motosiklet turları da çok popüler. Her yıl binlerce kişi yazın bunaltıcı sahil havasından kaçıp serin dağ köylerinde yapılan bu turlara katılıyor. Hatta bazı lokantalar, bisikletçilere özel indirimli mönüler bile sunuyor! Fransa’nın güneydoğusundaki Provence sadece bir tarım bölgesi değil, doğaya saygı duyan ve bunu koruyan yaşam biçiminin de simgesi. Bu bölgede ortaya çıkmış ve ardından tüm Avrupa’ya yayılmış apelasyon yöntemiyle de hem tarım ürünlerinin kalitesi korunmuş hem de bu ürünlerin değerine değer katılmış. Hem de tüm bunlar yapılırken doğaya hiç zarar verilmemiş.