Mavi gökyüzü ülkesi: Moğolistan

İklimi, doğası, insanları hiçbir yere benzemeyen Moğolistan'ın uçsuz bucaksız bozkırlarında yaşam 1000 yıl öncekinden farksız, dingin, olağanüstü güzellikte. Özellikle tarihçiler için bulunmaz nimet.
Mavi gökyüzü ülkesi: Moğolistan

Hiçbir yere benzemeyen bir ülke Moğolistan. İklimi, doğası, insanları... Her şey kendine has...

Uçsuz bucaksız stepleri bir anda dünyanın en büyük kum çöllerinden biri olan Gobi Çölü’ne kavuşur. Çöller, Türklerin ana yurdu yüksek Altay Dağları ile kucaklaşır. Batıda dağları doğuda ise tek bir yükseltinin olmadığı sonsuz ovası ile hiçbir yere benzemez Moğolistan.

Tarihin en eski halklarından biri olan Moğolların bilinen tarihi Hun İmparatorluğu’na kadar, yaşamın izleri ise milyonlarca yıl öncesine kadar uzanır. 60 milyon yıl öncesinin dünya hâkimi dinozorların en fazla görüldüğü topraklardan biridir Moğolistan. Anadolu’nun henüz deniz olduğu dönemlerde, Moğol toprakları dünyanın gördüğü en büyük canlılara ev sahipliği yapıyordu.

Ancak tüm dünyanın Moğol adını duyması, büyük Moğol İmparatoru Cengiz Han sayesinde olmuştu. 11. yüzyılda yaşamış olan Cengiz Han dağınık durumda bulunan Moğol ve Türk kabilelerini birleştirerek tarihin en güçlü ordusunu yaratmıştı. Neredeyse tüm Asya ve Avrupa’yı ele geçiren Cengiz Han, dünyada acımasızlığın sembolüyken Moğollar için neredeyse tanrı katına çıkartılmış bir halk kahramanı. Bu sebeple tüm Moğolistan’da bol miktarda Cengiz Han heykeli görmeniz mümkün. Hele bir tanesi var ki dünyanın en büyük heykeli kabul ediliyor. Paslanmaz çelikten yapılan bu heykel tam 40 metre yüksekliğinde. Heykelin içi ise Moğol Tarihi Müzesi.

Moğolların şansı görkemli Moğol İmparatorluğu’ndan sonra pek de yaver gitmedi. 20 yıl öncesine kadar büyük çoğunluğu bozkırlarda, ‘Ger’ denen çadırlarda yaşayan Moğollar artık yavaş yavaş şehir hayatına adapte olmaya başladı. Nüfusu sadece 3 milyon. Metrekareye en az insanın düştüğü ülke.

Diyeceksiniz ki; “Moğolistan’da dünyaya sunulacak ne var ki?” Aslında ülke çok büyük potansiyele sahip. Asıl zenginliği madenler. Kömür, bakır, altın, gümüş en fazla bulunan madenler. Sadece bir havzada bulunan kömür, tüm Çin’in 250 yıllık ihtiyacını karşılayacak büyüklükte!

Moğolistan’ın bence en büyük sorunu yıllarca kapalı olan ekonomisini serbest piyasa ekonomisine açtığı zaman, bu konuda çok tecrübesiz olması. Bunun en büyük örneği ise başkent Ulan Batur. Bir anda kentleşen Moğolların en gözde kenti olan başkent şu an birçok sorunla boğuşuyor. Trafik ve hava kirliliği inanılmaz boyutta. Ulan Batur’da şu an her yer bina ve inşaat.

Kentlerin bir diğer sorunu da sarhoşlar. Bu kişiler özellikle yabancılara karşı çok saldırgan. Ulan Batur’da 3-4 kez hem sözel hem de fiziki küçük saldırılara hedef olduk.

Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen Moğolistan hâlâ çok büyük bir potansiyele sahip. Moğolistan’da bir araya geldiğimiz TİM (Türkiye İhracatçılar Meclisi) Başkanı Tahsin Öztiryaki,’’Moğolistan yüksek ticari potansiyale sahip bir ülke. Her türlü ticarete ihtiyacı var’’ diyerek Türk firmalarını Moğolistan’a davet ediyor.

Moğolistan’ın doğal yaşamı şehirlerdeki kaosun tam tersi; dingin, olağanüstü güzellikte ve zenginlikte. Ülkenin her köşesinde ayrı bir habitat bulunuyor. Büyük bir kısmı uçsuz bucaksız bozkır olan Moğolistan’da dağlar, ovalar, çöller ülkenin zengin coğrafyasında muhteşem manzaralar sunuyor. Ülkenin batısında bulunan yüksek ve sarp Altay Dağları mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Ayrıca dünyanın en büyük kum çöllerinden biri olan Gobi Çölü de yine Moğolistan sınırları içinde yer alıyor.

Moğolistan’da en keyif aldığım zamanlar açıkçası bozkır ile başbaşa kaldığımız zamanlar oldu. Uçsuz bucaksız bozkırlar at, yak, sığır sürüleriyle dolu. Ayrıca birçok farklı kuş türü de bulunuyor. Bozkırın en sevimli konukları ise tarla fareleri... Bu küçük fareler tüm bozkırı adeta istila etmişler. Fakat çok küçük ve zararsız fareler. Korkmayın!

Gerçek Moğol insanı ile tanışmak istiyorsanız bozkıra mutlaka çıkmalısınız. Ger denen çadrılarda yaşayan Moğollar besledikleri hayvanları ile süregelen bir yaşama sahipler. Moğolların neredeyse tamamı ata binmeyi biliyor. Ayrıca güreş ve okçuluk adeta yaşamın bir parçası. Özellikle batıda yaşayan Kazak Türkleri Kartal besliyor ve avlara bu en güçlü yırtıcı kuş ile çıkıyorlar. Eski Türklerin yaşamını araştırmak isteyen bilim adamlarının mutlaka uğraması gereken bir ülke. Çünkü bozkırda yaşam 1000 yıl öncekinden farksız.

Moğolistan özellikle tarihçiler için bulunmaz bir nimet. Yüzlerce yıl kapalı kalan bu ülkede bilinen en ünlü tarihi kalıntılar Orhun Abideleri. Bilge Kaan, Kültigin ve Tonyukuk yazıtları Türk kelimesinin ilk kez geçtiği yazıtlar olarak biliniyor. Ayrıca yazılı Türkçenin de ilk örneği. Göktürk hakanı olan Bilge Kaan, oğlu Kültigin ve veziri Tonyukuk’un halkına yaptıklarını anlattıkları, bir nevi hesap verdikleri bu anıtlar gibi daha birçok anıtın Moğol topraklarında bulunması mümkün.

Orhun Müzesi Müdürü Narangerel Törhüü; ‘’Moğolistan’da daha doğru düzgün bir arkeolojik çalışma yapılmadı’’ diyerek bu konuda Türkiye’nin desteğine ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Orhun Abideleri’nin hemen yanı başında bulunan Karakurum şehri, Moğolistan’ın en önemli tarihi kenti. Halkının büyük çoğunluğu Tibet Budizmine inan Moğolistan’ın en eski tapınağı Erdene Zuu’yu da içinde barındıran Karakurum kenti ve müzesi mutlaka görülmeli.