BM için 'Oda Temizliği' İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan

Uluslararası toplumun kapısında uzun süredir asılı duran 'Lütfen Rahatsız Etmeyin' işareti kalktı ve onun yerine 'Oda Temizliği Lütfen' tabelası asıldı.

Geçen hafta 28 Ekim’de New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde bir ilk yaşandı ve ben de buna tanıklık etmiş oldum. 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi, genel sekreterliğini 8 yıldır önde gelen bir Türk akademisyenin, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) yönelik bir zirve düzenledi. Bu zirve BM tarihinde bölgesel bir örgüte yönelik düzenlenen ilk toplantı olduğu için önemliydi. Ancak daha önemlisi; bu zirvede, dünyanın en büyük uluslararası kuruluşu olan BM ve 57 ülkeyi temsil eden ve dünya nüfusunun 1.6 milyarını kapsayan 2. en büyük kuruluşu İTT, bundan sonra bölgesel sorunlara birlikte çözüm bulmaya ve bölgesel liderlik yapmaya karar verdiler. Bu zirvenin İTT ve genel sekreteri açısından da büyük bir başarı olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak toplantıyı asıl önemli, özel ve zamanlı kılan, son zamanlarda meydana gelen bölgesel ve uluslararası gelişmeler.

Bölge tam anlamıyla türbülansta. Arap ayaklanmalarıyla birlikte Sünni-Şii tansiyonu zirve yapmış durumda. Suriye krizi açmazda ve barış görüşmeleri, Suriye muhalefeti bir türlü toparlanamadığı için çıkmaza girmiş görünüyor. İsrail-Filistin görüşmeleri malum. Bölgede değişen güç dengeleri, bölge güçleri arasında yeni rekabet alanları ve fay hatları yarattığı için bölgesel ittifakları da etkiliyor. Mesela Körfez ülkeleri Mısır’da askeri rejimi desteklerken ve Türkiye karşı kamptaki Müslüman Kardeşler’in yanında yer alırken, Suriye’de hepsi aynı kampta, Suriye muhalefetinin yanında yer alıyor. Ancak bu kampta bile hâlâ bir çatlak var: Körfez ülkeleri ve Türkiye, Suriye muhalefetinin farklı kesimlerini destekliyor. İşte bu karmaşık ve paramparça resmin içinde, bölge birlik ve beraberlikten hiç olmadığı kadar uzak. Uluslararası ittifaklar da bu durumdan nasibini alıyor. En son, Washington’ın Suriye politikası ve son haftalarda İran’la yakınlaşması nedeniyle Suudi Arabistan ile arası açıldı. Hatta bu ayın başında Riyad protesto olarak BM Güvenlik Konseyi üyeliğini reddetti. Tüm bunların üzerine, uluslararası toplum tamamen felç durumda. İşte tüm bunlar da acilen bölgesel çatışmalara çözüm bulacak ve bölge güçleri arasındaki çatlakları giderecek bir liderliği elzem kılıyor. BM-İTT zirvesi biraz olsun ümit verdi çünkü dünyanın en büyük iki kuruluşunun lideri, Ban Ki-moon ve İhsanoğlu, canhıraş bir şekilde bu amaca yönelik acilen ellerinden geleni yapacaklarını vurgulayabilecekleri kadar vurguladılar. 

Aslında bu, Türkiye’nin farklı uluslararası platformlarda ortaya koyduğu vizyonla birebir örtüşüyor. Ankara bir süredir bölgesel birlik ve liderlik oluşturma ihtiyacını uluslararası toplumun gündemine getiriyordu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün Guardian gazetesinde yer alan mülakatında da bu bölgesel vizyonu ortaya koyarak uluslararası toplumun Suriye konusunda ‘çok hayal kırıklığına uğratıcı’ ve BM’nin performansının da ‘yüz karası’ olduğunu söylüyordu. Gül bu noktaları 26 Eylül’de düzenlenen BM Genel Kurulu’nda da dile getirmiş, bölgesel ihtilaflarla mücadele etmek için yeni bir uluslararası anlayışa ihtiyaç olduğunun altını çizmişti. 2012’deki başka bir konuşmasında ise Ortadoğu’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) benzeri bölgesel bir güvenlik yapısının kurulması çağrısında bulunmuştu. 

İster Türkiye olsun, ister İTT... Aktörler önemli değil. Önemli olan, geçen haftaki zirvenin uluslararası toplumun kapısında uzun süredir asılı duran ‘Lütfen Rahatsız Etmeyin’ işaretini 
kaldırmış ve onun yerine ‘Oda Temizliği Lütfen’ tabelasını asmış olması. Ve yine küçük bir uyarı: Bu, BM’nin oda temizliği hizmeti alabilmesi için son şansı olabilir. Tamamen çürüyüp gitmeden önce...