14.5 milyon internetten haber ve bilgi alıyor

"Türkiye'nin 25 milyonluk internet nüfusu içinde haber ve TV sitelerini ziyaret etme oranı yüzde 58. Bu dünyadaki en yüksek oranlardan birisi..."
14.5 milyon internetten haber ve bilgi alıyor

Radikal’in dijitalde devam etme kararına benim çevremde de üzülenler oldu. Bir arkadaşım “ada vapurunda şöyle göğsünü gere gere sayfalarını açıp, rüzgârın hafif dokunuşları ve çayla birlikte Radikal okumak bir güzelliktir” dedi. Benim sınıflandırmama göre kendisi erken orta yaş grubuna giriyor.

Peki, bu güzelliğin arkasında ne var?

Her gün birçok insanın yazı ve haberleri oluşturup matbaalara göndermesi… Matbaanın daima baskıya hazır tutulması… Başta kâğıt olmak üzere kullanılacak malzemeleri tedarik etmek… Güncel kalmak için son dakikalara kadar hazır beklemek… Baskı… Geceyarıları yüzlerce taşıtın matbaalardan şehirlere, şehirlerden tek tek satıcılara ulaşması...

Bu iskeledeki bayiden bir Radikal alıp ada vapuruna binmekten daha zahmetli bir faaliyettir kuşkusuz. Ancak bu faaliyetin, eğer bir gönüllü hareketinin yayını değilse, hem ticari hem de iş tatminine yönelik manevi bir karşılığının olması lazımdır.

Çok satan gazeteler için bu karşılık ilelebet sürecek olmasa da hala vardır. Daha az satanlar için ise adil profesyonel rekabet koşullarında bu karşılığın sürdürülebilirliği yoktur demeye dilim varmıyor; ama yoktur...

Öte yandan, bir kapı kapanırken başka bir kapı da ardına kadar açılmaktadır. Dijital işte o kapıdır.

Ipsos’un 2013 yılını özetlediği internet raporuna göre 15 yaş üstü nüfusta internet kullanımı yüzde 44.3. Yani 25 milyon. 2014’te 28 milyona doğru gittiğini tahmin edebilirsiniz. Rapordaki bu iki önemli bilgi Radikal’in dijital yolculuğunda sabır da gerektiren güçlü bir potansiyelin varlığını göstermektedir.

Türkiye’nin 25 milyonluk internet nüfusu içinde haber ve TV sitelerini ziyaret etme oranı yüzde 58. Bu dünyadaki en yüksek oranlardan birisidir. Neredeyse her beş yetişkinden üç tanesi interneti haber ve bilgi kaynağı olarak kullanıyor. Yani, 14.5 milyon birey.

Yaş arttıkça bu oranın düştüğünü ve özellikle 70 öncesi doğumlularda basılı yayın tüketiminin arttığı doğrudur. Bu bile, geleceğin dijitali güçlendirmeye devam edeceğini söylemektedir.

Türkiye okuru hızla internet haberciliği ve yorumculuğuna alışmaktadır.

İkinci önemli nokta;internet üzerinden alışveriş yapma, para ödeme ve teslim alma deneyiminin artmasıdır. Her beş çevrimiçi bireyden birisi 2013 yılında “online” alışveriş yapmış. Yaklaşık 5.6 milyon birey. Bu çevrim içi olabilen nüfusun yüzde 22.5’i demektir. Harcama büyüklüklerine baktığımızda yazılımlar, bilgisayar ve elektronik eşyalar, hazır giyim, ev eşyaları ve turizm ilk sıralarda geliyor. Bununla birlikte kitap, dergi, DVD diye sınıflandırılan kategori de beşinci sırada yani önemli bir seviyede yer alıyor.

Üstelik her iki çevrimiçi bireyden bir tanesi interneti alacağı ürünle ilgili bilgi kaynağı olarak kullanıyor. Alışverişi dışarıda yapacak olsa bile, önceden nette inceliyor. Alışveriş aracı olarak akıllı telefon kullanımı yüzde 16’ya,tablet kullanımı yüzde 9’a ulaşmış durumda. İstanbul trafiğinden herkesin şikâyetçi olduğunu sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Mobil alışverişin “rush hour”ları, trafiğin en sıkıştığı zamanlar. E-ticaret şirketlerinden yağmur duaları işitebilirsiniz.

Haber ve bilgi talebi içeriğini değiştirerek artıyor; mobil okur ise her yerde. Fırsat alanı çok genişliyor. Risk, bu geniş alan içinde kaybolmak olabilir. Dijital marka inşa etmek basılı yayınlardan tamamen farklıdır. Dijital ve mobil okurun yaşam tarzı konumlaması, demografisi, haber ve yazıyı tüketme alışkanlıkları ile marka sadakati yaratmanın dinamikleri kendine hastır. Bu alanda rekabetin en azından şimdilik daha adil olduğunu söyleyebiliriz. Herkesin az çok şansı var. Edindiği deneyim ve ulaştığı seviye ile Radikal’in ise daha çok şansı var.

Bir zamanlar şans eseri medya dergisi yönetmiş birisi olarak bilirim. Matbaa kokusu bağımlılık yapar. Yayıncısında da, okuyucusunda da, yazarında da… Bu kokuyu içinize çekmenin zevki çok başkadır. Keşke, hayatla yüzleşmekten kaçabilir olsaydık.

Sahibini şimdi hatırlayamadığım bir söz der ki; “Gelecek daima siz bugünü terk etmeye hazır olmadan önce gelir. Size alışmak kalır.”