2-3-5; Acaba kim kazanır?

İki üç beş yeni dönemin futbol sistemi olsa, futbol daha eğlenceli bir oyun olurdu. Ama sadece benim Türkiye'yi anlamak için çok yararlandığım bir bakış açısını ezberlemeye yardımcı oluyor.
2-3-5; Acaba kim kazanır?

İki üç beş yeni dönemin futbol sistemi olsa, futbol daha eğlenceli bir oyun olurdu. Ama sadece benim Türkiye’yi anlamak için çok yararlandığım bir bakış açısını ezberlemeye yardımcı oluyor. Size de öneririm. Pazarlamada da siyasette de işe yarayacaktır. Kazanmak için.

Oyunun kaderinde çok etkili olan ilk ikiyi, kişisel gelir ve ülkenin genel durumu ile ilgili hissiyat oluşturur. Bireyler kendi kısa dönem gelirlerinin daha iyiye gideceğini düşünüyorlarsa mutludurlar, para harcarlar, borçlanırlar ve iktidarda olanları daha fazla severler. “İktidar” sözcüğünü alıp hayatın bütün alanlarına taşıyabilirsiniz. Evinizdeki iktidar da olur, ülkedeki iktidar da. Hiçbir büyük ideoloji bu sade gerçekle başa çıkamaz.

Orta sahadaki üçlü, değerlerden oluşur. Dindarlık, milliyetçilik ve laiklik (modernlik de denilebilir). Bu üçünün çeşitli bileşimlerdeki varlığını açık veya örtülü her platformda hissedersiniz. Çikolata reklam filminde bile. En yüksek getiri sağlayan bileşim zamanın ruhuna bağlı olarak değişir. Son on yılın en güçlü trendi dini referanslardır. Son yıllarda ise milliyetçilik yükseliş göstermektedir. Laiklik bu vakitlerin güçlü olsa da güçlenmeyen ruhudur. Siyasi partileri birbirinden ayıran en önemli unsur da bu değerler bileşimindeki doz farklarıdır. Dindarlık içinde modernlik gibi.

Sonra bir arada yaşamamızı sağlayan yaygın kültürel özelliklerin en önemli beş tanesi gelir. İyi ya da kötü değildirler. Çoğunluğu kapsayacak şekilde vardırlar. Kazananı belirlemekte etkilidirler.

İlki aidiyet duygusudur. Türkiye yalnız kovboylar ülkesi hiç değildir. Geleceğe ilişkin güvensizlikler bizi bir şeylere ait olmaya çok zorlar. Bir partiye, bir kulübe, bir markaya, bir şirkete… İnsanlara kendilerini ait hissedecekleri bir şey verebilirseniz, onlardan çok şey alabilirsiniz. Aidiyet pozitif bir duygudur. Harley Davidson sevenler kulübü çalışır; nefret edenler kulübü pek çalışmaz.

İkinci önemli kültürel özellik güçlüye saygıdır. Güçlü olan babanız, öğretmeniniz veya devlet büyüğünüz olabilir. Öğretmeninizden, komutanınızdan, liderinizden bir tokat yemeniz hiç de öyle onları kötü anmanıza neden olmaz. Her kim ki otoritesini gösterir lider odur, etkisi azalmaz artar.

Sırada Statü arayışı var. Sınıf atlama ve bunu mümkün olduğunca hızlı yapma isteği yaygın kimliğin bir parçasıdır. Statü sahiplerini hayranlıkla izlerken kendimize de her fırsatta küçük statüler yaratırız. Odamızda, masamızda, otoparkımızda… Hafiften hayalci de olsa çabuk bir fayda, uzun vadeli olası çıkardan iyidir. Bisikletle kırmızı ışıkta bekleyen başkan biraz “looser” kaçar.

Pragmatiklik hayatımıza birçok taraftan girer. Her konuda esneyebiliriz. Sorunlar, çözmek için zaman kaybedilmeden, kenarından hızla dolaşılarak arkada bırakılır. Genel kabul görmüş sistemlere uymaktansa kendimize özgü pratik sistemler kurabiliriz. Kurduklarımız için çabuk heyecanlanır ve aynı hızla heyecanımızı kaybedebiliriz. Bir tarafından Akdenizliliktir.

Çocuk esaslı aile ile beşli tamamlanır: Aile önemlidir ve ama çocukla birliktedir ve üç kuşağı kapsar. Hayat çocuk çevresinde tasarlanır. Çocukla birlikte tanımlanır. Anne iken de babaanne iken de. Londra’da bir parkta köpeğini tutmuş gezdiren pek çok yaşlı insan görürsünüz, İstanbul’da ise torununu gezdiren. Her fotoğrafın bir köşesine bir çocuk yerleştirmek bu nedenle pekiyidir.

Ne “satarsanız” satın.

Sonunda oyunu işte bu 2-3-5 kazanır.