Siz bu "anketleri" nereden duydunuz?

"Araştırmacı parti veya adayın propagandacısı değildir. Çok değerli olan kendi mesleğini yapmakla yükümlüdür. Tıpkı medya mensubu gibi."
Siz bu "anketleri" nereden duydunuz?

Seçimin hemen arkasından bu seferki mağluplar “anket şirketleri” olarak ilan edildi. Muhalefet partilerine göre de aslında Cumhurbaşkanlığı Seçimini çatı adayı deği,l malum “anket şirketleri” kaybetti. İşte, o anket şirketleri olmasaydı şimdi Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı, Kemal Kılıçdaroğlu veya Devlet Bahçeli de Başbakan olabilirdi. Niçin olmasın?
Bu iki partimizin yöneticilerinden gelen açıklamalara bakılırsa seçim sonuçlarını “anketçilerin” belirlediğine, en azından epeyce etkilediğine samimiyetle inanmış durumdalar. Muhtemelen 2015 milletvekili seçim stratejileri açısından da bu inanışlar önemli bir rol oynayacaktır. Partiye yakın arkadaşlar “anket şirketi” kurup açık farkla kazanacaklarına dair bol miktarda seçim tahmini yapabilirler. Yayınlayacak yerler bulunur sonuçta. Neden olmasın?

Medyanın büyük bir kısmı, siyaset yazarlarının çoğu araştırmadan pek anlamaz nasıl olsa. “Ben anket yaptım” dersen yeter. Anket yapacak, yapmasa bile yaptım diyebilecek güvenilir arkadaş bulmakta hiçbir partinin sıkıntısı olmaz. Halk da zaten “anket sonuçları gelsin de kime oy vereceğime karar vereyim” diye bekleyiştedir. Ne güzel…
Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) geçtiğimiz yıldan bu yana büyük bir çaba içinde. Çabanın önemli bir bölümü özdenetimi güçlendirmeye odaklandı. Üyelik koşulları yenilendi. Güvenilir Araştırma Belgesi sahipliği (GAB), yılda en az iki kez bağımsız uluslararası denetimden geçme şartı, şikâyet durumunda şeffaf davranma kuralını da içeren Yüksek Profesyonel Standart (YPS) taahhüdü üyelik koşulları arasına girdi.

Yasalar ve profesyonel etik kurallara göre siyasi araştırmalar nasıl yapılmalı ve yayınlanmalı konusunda yaygın bir medya bilgilendirme kampanyası açıldı.

Yerel seçim döneminde tam 120 adet yayın yöneticisi ve yazara siyasi araştırma yayını konusunda “bu yayınınız doğru değil, şöyle yapsanız doğru olurdu” şeklinde bilgi notu gönderildi.

Fakat açık konuşmak gerekirse (ki şiddetle gerekiyor) medyamızın büyük bölümündeki araştırma okuryazarlığı “anketçi” den öteye geçemedi. Her iki seçimde de “elinde anketi olan” herkes medyada, moderatör ve köşe yazarı bölgelerinde sık sık görüldü. Sonuçlar, hele ilgili bölgenin iklimine de uyuyorsa, muteber kabul edildi.

Araştırma her anlamda pahalı bir iştir. Olağan koşullarda “gazeteye çıkıyım da meşhur olayım” diye kimse araştırma yapmaz. Bir müşterisi ve bir anlaşması olur. Buna göre yapılır. Profesyonelce yapılanları da araştırma şirketi ile müşterisi arasında kalır. Müşteri medya değilse medyaya yansımasını gerektiren bir durum yoktur.

Araştırmacı parti veya adayın propagandacısı değildir. Çok değerli olan kendi mesleğini yapmakla yükümlüdür. Tıpkı medya mensubu gibi.

Araştırma bilimsel bir disiplindir. Anket, araştırmanın bütünselliği içinde başvurulabilen veri toplama tekniklerinden birisidir. Hele böyle, sayısal ülke çapında büyük araştırmalar için uzman kadrolara, istatistikçilere, ekiplere gerek vardır.

Seçim süreci boyunca medyamızın büyük bölümü “anketçilik” aşamasında takılıp kaldığından bu anlattıklarımın farkında değildi. Kamuoyuna yansıtmaya hazırlandığı sonuçlar için aklına TÜAD’ın bilgi notlarında yer alan sorular da gelmedi:

“Senin müşterin kim”, bu kadar büyük anketler için finansmanı nasıl sağlıyorsun?”,

Niye bunları gelip medyada yayınlatıyorsun da, götürüp müşterine vermiyorsun?”.

“Şirketinin bordrosunda kaç uzman var? TÜAD’ın yayınladığı araştırma kuralları ile bağlı mısın, bağımsız denetime açık mısın?”...

Seçim sonunda “anketçi”lerin yenildiği doğrudur. Araştırma okur yazarlığına geçemeyip “anketçi” kalan herkes yenilmiştir. İş medyumluk olmadığından tahminler tutsa da tutmasa da yenilmeye devam edeceklerdir... Asıl mesele bu yenilgiden bir fayda, sağlıklı seçim dönemleri için bir katkı çıkarabilmektedir. Neden olmasın…
TÜAD manipülasyon iddiaları ve anket yapılmadan yapılmış gibi sonuç açıklandı kuşkuları için bir inceleme başlattı. Sonuçları bir yana, inceleme sürecinin kendisi artık işlerin eskisi gibi yürümeyeceğine dair güçlü bir işarettir.

Dileriz ki medya bu süreçte “anketçi” kalmayacak, araştırmacı olacaktır.

Çünkü biz araştırma sonuçlarını medyadan öğreniyoruz.