Size sonra kim bakacak ?

Çakı gibi bir akşamın ardından uykuya dalıp hiç uyanmadan sonsuzluğa karışma şansının herkese bağışlanmayacağını bilirsiniz. Sahi, size sonra kim bakacak?
Size sonra kim bakacak ?

Ne kadar tatil kaçağı olsanız da, bayramda büyüklerinizi hatırlarsınız.
Annemin son 8 yılı yürüme zorluğu ile son 2 yılı ise yatağa bağımlı geçti. Biz, bu 8 yıl boyunca bayramların ilk gününü Ankara’da geçirmek üzere yola çıktık.İtiraf etmeliyim ki, yolculuklar hep içimde bir buruklukla geçerdi. Arkadaşlarımız deniz kıyılarına,başka ülkelere tatile giderken “tatile” Ankara’da, bir evin içinde kapalı başlamanın burukluğu. Bütün bir yılı düşünürseniz aslında birkaç gün ediyordu topu topu.
Kısa bir bayram tatili yapmak için havalanında beklerken bunları anımsadığımda, bayramlara ilişkin en çok neyi özlediğimi de şaşırarak farkettim. En çok özlediğim şey şimdi Ankara yolunda olmaktır.

Büyükleri hatırlarken kendi yaşlanmamız da bir geçer zihnimizden. Sonra, hızla değiştiremeyeceklerimizi sessizce kabullenerek iteriz bilinçaltımızın derinliklerine. Yine de o an, o sizin de yaşlanarak bakıma muhtaç kalıp, sonra da yok olacağınız duygusunun geçtiği o an, yeterince güçlüdür.

Çakı gibi bir akşamın ardından uykuya dalıp hiç uyanmadan sonsuzluğa karışma şansının herkese bağışlanmayacağını bilirsiniz.
Sahi, size sonra kim bakacak?

Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığının araştırmalarına göre Türkiye’de 65 yaş üstü bireylerin üçte birinin eşi vefat etmiş durumdadır. Ortalamada yüzde 16’sı tek başına yaşıyor. İleri yaş kadınlarda bu oran yüzde 23’e çıkıyor. Toplamda 65 yaş üstü yurttaşların yüzde 41’i geniş bir ailenin içinde.

Bu sayılar Türkiye’nin bozulan yaş piramidi ile birlikte hızla artacak. Her 5 insandan birisinin 65 yaşından yukarı olacağı 2050 yılına doğru adım adım gidiyoruz.

Sahi, acaba yarının “büyüklerine” kim bakacak?

Bakanlığın araştırmalarına göre bugün 18-60 yaş arasında olanların yaklaşık yarısı ileride çocukları tarafından bakılmayı bekliyor. Umud ediyor. Diğer yarısı ise “huzurevi” diye adlandırdılan yerlerde veya evde bakım hizmeti alarak bu dönemi geçirmeyi tercih edeceğini söylüyor.

Ülkemizdeki huzurevi kapasitesi ise sadece 24 bin. Neredeyse yok hükmünde. Evde bakım hizmetleri daha da sınırlı ve çok daha pahalı. Kurumsallaşmaktan uzak. Geniş kitleler için karşılanamaz ve erişilemez durumda.

Türkiye’yi büyük bir ileri yaş sorunu bekliyor.

Çok geniş kitleler için iş aile dayanışmasına ve geniş aileye kalmış durumdadır. Bir bakış açısına göre ileri yaştakilere bakımı aile uslenmelidir. Bu geleneğin temel bir kültürel değer olarak güçlendirilmesine inanıyorlar. İleri yaştakilere çocukların bakmasını; birlikte oturmayı veya yanyana oturmayı kolaylaştıracak mimari çözümlerin geliştirilmesini öneriyorlar.

İşte değişen demografiyi, artan yaşam kalitesi beklentilerini burada farketmeliyiz. Bugünün 18-60 yaşındakileri kendi kararları ile hayatlarını yönetme konusunda çok daha köşeliler.Evdeki iktidarlarını terketme niyetinde değiller. Çocuklarının yanında yaşayanların iktidar dönemleri bitiyor. Hemen,hiç bir konuda karara katılamıyorlar. Belki akraba ziyaretleri gibi bayramlık konular dışında, hanenin bir köşede oturacak etkisiz mensubu haline dönüşüyorlar. Öğretilmiş, kabullenilmiş bir çaresizlik içinde mutsuz devam ediyorlar.

İleri yaş bakımını çocuklar üzerinden inşa edilecek sosyal politikalara dayanarak çözemeyiz.

Kamu veya özel girişimlerle İleri yaş nüfusuna kendi egemenliğini sürdürebileceği mekanlar hazırlamalıyız. Sosyalleşebileceği ortamlar sağlamalıyız. Sağlık hizmetlerine hızlı ve kolay erişim sunmalıyız. Topluma aktif katkı yapabileceği olanaklar vermeliyiz.Psikolojik ve sosyal olarak önünü tıkamamalıyız. Büyükşehir yapı standartları bunları da düşünebilmelidir.

Bir köşede otursunlar, biz de “hörmetimizi” gösterelim dönemi bitmiştir.

Kamu politikalarının özel sektör yatırımlarını da yönlendirebilecek şekilde bu yeni dönemi hazırlaması gerekiyor.

Ama, ne yapılırsa yapılsın, herhalde yine en şık olanı çakı gibi bir akşamın ardından sonsuzluğa karışmak olarak kalacaktır.