Artık onları dinleyeceğiz!

Müzik özgürleşiyor, yeni sesler geliyor...

Kimi gerçekten yolun başında. Kimi yıllardır stüdyo müzisyenliği yapıyordu. Kiminin sahne deneyimi veya camiadan desteği yok, evde yaptığı kayıtlarla başlatmış macerasını. Kimiyse özellikle canlı performanslarıyla çoktan bir hayran topluluğu edinmiş.

Müzik dünyasının tekdüzeliğinden sıkılanlar, internet ortamı ve müzisyene değer veren küçük mekânlar sayesinde yeni sedalarla tanışıyor. Dijital müzik platformlarının yeni isimlere kapı açmasının ve YouTube yayıncılığının gelişmesinin de önemli bir katkısı var. Hatta şunu söylemek yanlış olmaz; teknoloji ve paylaşım araçlarındaki değişimlerin etkisini en çok müzik sektöründe görüyoruz. Çeşitlilik ve özgürlük, ana akım müzik anlayışının dışında bir üretimi besliyor, geliştiriyor.

Amacım basmakalıp bir “bu isimlere dikkat edin listesi” oluşturmak değil. Herkesin listesi farklı olur. Yeni sedalara kulak açmayı seven iki isimden, Çetin Cem Yılmaz (ArtfulLiving isimli blogda harika yazılar yazıyor) ve Elif Tanverdi'den (çoğu kişi onu çizenbayan olarak tanır, blogunu ziyaret etmenizi öneririm) aldığım desteğin de gücüyle birkaç isme ışık tutmak istedim. Merak edenler dinlesin, kararlarını kendileri versinler:

Nilipek

Nil İpek mi yazmalıyım yoksa albüm kapağında olduğu gibi nilipek mi yazmalıyım bilmiyorum ama ‘gücü sadeliğinde’ kadın vokallerden biriyle karşı karşıyayız. Ben kendisini yıllar önce Yedi Pink Floydlar ve İki Prenses (7PF2P) kadrosundayken tanımıştım. Orada tanıştığım kişiyle aynı kişi olduğunu bilmeden bir kez daha tanıştık sonra. “Sabah” albümündeki çoğu şarkı, epeydir unuttuğumuz bir duyguyu içimize işliyor: Huzur.

Ars Longa

Ars Longa’ya yeni bir seda demek haksızlık olacak. Ama geçen yıl ilk albümlerini çıkarınca, adlarını anmadan geçmeyeyim dedim. “Günler” gerçekten iyi albüm. Ben ilk olarak bir Açık Radyo programında dinlemiştim. Sonra internet sayesinde şarkılarına ulaştım. Grupla ilgili en güzel yazılardan birini KiaMore blogda ‘Sanat Uzun, Hayat Kısa’ başlığıyla yazan Aylin Aslım’a teşekkür ederim.

Kes

Cenk Turanlı, Mehmet Demirdelen ve Emre Kula’dan mürekkep bir grup Kes. Bu iç ismi bilen bilir, bilmeyen de öğrensin bir zahmet. “Kamlama” isimli albümleri bir acayip. Vay, vay, vay!

Burcu Tatlıses

Hiç yalan söylemeyeceğim. Burcu Tatlıses’i yıllarca popçu sandım. Pek de yanılmamışım, çünkü birçok popçuya söz ve beste veren bir isimmiş. İtiraf ediyorum, dinlediğim bir isim değildi. Sonra “Güzel Kokuyorum” albümü geldi. Dinledim. “Önyargıyla karar vermemek lazım,” dedim. Derdiyle dalga geçmeyi başarırsa daha da mutlu olacağım. (Allah bizi popçunun slowuna sinmiş dertten korusun.)

Alper Fıratlı

Tango adımları, Akdeniz yürüyüşleri, Paris metrosunun bir istasyonu, Ankara ironisi, İstanbul çeşitliliği. Sanırım en bilinen ve dillere dolaşan şarkısı “O Malum Meyve”.

Ahmet Beyler

Grupla, Tolga Akyıldız’ın %100 Açık Sahne buluşmasında tanıştım. Beş dakikada Ankara muhabbeti çevirmeye başladık. Nefeslilerin enerjisiyle coşup giden bir grup. Şarkıları bazen ‘geveze’. Sözlerde kaybolup gitmeye hazır olduğunuz zamanlarda dinleyin.

Sufle

Çoğu kişi gibi ben de Sufle meselesine eski köprünün altından girdim. Duman’ın taş gibi şarkısı “Köprüaltı” bu grubun elinde daha yumuşak bir şeye dönüştü. Ama haykırışını yitirmeden. İşin sırrı burada, ‘cover’ yaparken ruhu değiştirmeden dönüştürmeyi başarmak.  

Palmiyeler

Bu listedeki bazı isimler artık “tanınan gruplar” safında yer alıyor. Palmiyeler için de bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ama yine de adlarını anmadan geçmeyeyim dedim. “İyi hisset müziği”nin en yerli örneği.

Biz

Farklı konulara girmeye cesaret eden gruplara ayrı bir ilgim var. Listede yer alan isimlerin çoğu, sözler konusunda yenilikçi zaten. Biz, hem yenilikçi hem de cesur. İkinci albümlerini yayınladılar bildiğim kadarıyla.

Can Kazaz

Soundcloud keşiflerimden. Söze de sese de önem veriyor. Zaten yeni dönem müzisyenlerin bir özelliği de teknolojiye hakimiyetleri ve iyi prodüksiyon yapma konusundaki katkıları.

Sedef Sebüktekin

Standart bir vokal bilgisini sözleriyle “kıran” müzisyenlerden. Üstelik kayıtlarına da özen gösteren, dinleyicisine her sedayı duyurmak konusundaki iştahı dinmeyen bir isim. “Kase” bir zamanlar döne dolaşa dinlediğim bir şarkıydı.

Bu liste uzar gider...

Artık tanınırlığı daha geniş bir çevreye yayılmış olan isimlerden bahsetmedim.

Kalben, Can Güngör, Cihan Mürtezaoğlu, Adamlar bu isimlere örnek olarak sayılabilir. The Away Days’i yıllar önce televizyon programı yaptığım zamanlar, ekibimizin genç üyeleri yana yakıla dinletmişti. İyi ki de dinletmişler. The Away Days gibi Farfara ve Görkem Han Jr.’da bu listede sayılabilir. Bir de sözsüz şarkılar yapan, setin başına geçtikleri her mekanı dolduran isimler var; Men With A Plan, Villette, Alpman and the Midnight Walkers, Ah! Kosmos gibi... Bu isimlerden özellikle Ah! Kosmos, benzer kulvarda müzik yapanlar için kapı açan bir isim. (Bu parantez Villette için; Sine Büyüka ile yıllarca birlikte çalıştık. Bütün o anıların üstüne, Sine’nin böyle özgür ve yaratıcı bir projeyle karşıma çıkmasının yaşattığı güzelliği anlatamam.)

Dedim ya, liste uzar gider. Eminim unuttuklarım vardır. Daha da önemlisi, bilmediklerim vardır. (Unuttuğum ve bilmediğim isimleri yorumlara yazsanız da ben de öğrensem keşke.)

Bağımsız bir müzik anlayışı gürül gürül geliyor. Yeni seslere, yeni sözlere açık olanlara... Şimdi isteyen basmakalıbın çamuruna bulanmaya devam etsin.

Müzik özgürleşiyor.